
Sign up to save your podcasts
Or


Bu bölümde Alican ve Memo'ya Can Şimşek katılıyor ve mesajlaşma uygulamalarının veri politikaları, iştah açıcı kurabiyeler ve bizi bizden daha iyi tanıyan algoritmalardan bahsediliyor.
Satranç, yılın en popüler oyunları arasında. Bu bölümde aramıza Münci İnönü katılıyor ve satranç konuşuyoruz. Memo'nun satranç tarihi ve gelişimine dair kapsamlı anlatısından Münci'nin turnuvalardaki taktiklerine kadar birçok açıdan bu eski oyunu çağdaş çağdaş konuşuyoruz.
Barbarlara bu bölümde Ceylan Ertem katılıyor. Hayvanların dünyadaki ve müzikteki önemli yerinden bahsediyoruz. Ceylan birçok şeyi açıklıyor: içindeki müzik hayvanını, alkış şikayetini, hayvanların bölgeciliğini. Şarkılarda hayvanın yeri nasıl dışa çıkıyor? Hayvanlar için konser verilir mi? Fillerin müzik kulağı var mı?
Bu bölümde Alican ve Memo mimarlığın çağdaş iniş çıkışlarından bahsediyor. Çevreci bir mimarlık nasıl mümkün? Frank Gehry gerçek bir dekonstrüktivist değil mi? İstanbul radyo kulesinin problemleri var mı? Arılar ve su samurları mimar olabilir mi? Yoksa mimarlık, insanlara özel bir kulüp mü?
Bu bölümde Ceren Arslan katılıyor Memo ve Alican'a. 2021'nin ilk bölümünde geçen senenin dijitalliğinden bahsediyoruz. Emojiler nerden çıktı? Dijital duygular sizi de sardı mı? Sosyal medya üzer mi? Yeni bir karanlık çağda mıyız? Prostetik zekanız nasıl?
Bu bölümde Alican ve Memo bazı ulusların zengin, bazılarının yoksul olması üzerine konuşuyorlar. Memo'nun sunuculuk için yaptığı darbe girişimi başarısızlıkla sonuçlanırken, Alican'ın askerlik arkadaşı Jared'ın (Diamond) çevresel belirlenimci anlayışı, Acemoğlu ve Robinson'ın kurumsalcı yaklaşımları, bağımlılık kuramının sömürgecilik ve emperyalizm okuması, ırkçıların ırkçılığı ve sulama sistemleri üzerine konuşuluyor.
Bu bölümde Alican ve Memo paradokslar hakkında konuşuyorlar. Aşil, Kamplumbağayı geçebilir miydi? Zamanda geri gidip dedene sataşmak iyi bir fikir mi? Schrödinger bir psikopat mıydı?
Fosil kapitalizm nedir? Kapitalizmin sonu gerçekten hayal edilemeyecek bir olgu mu? Memo bu bölüme karnı yarık tarifiyle başlıyor, sonra Mark Fisher'in kitabından geçerek son yüz yıl içinde ekonomik kuramların ekolojiyle paralellerini tartışıyor. İkisi de bir karamsar bugün, depresyondaysanız kaçının.
Barbarlardan bir barbar Korhan Futacı'ylayız bu bölümde ve müzik konuşuyoruz. Müzikte geç stilden de bahsediyoruz Adorno'yu anarak, Korhan'ın neden zurnacı değil de saksofoncu olduğunu da anlamaya çalışıyoruz. Kundera'nın gitarlarla ne alıp veremediği olduğunu anlayamıyoruz ve enstrüman çalmaya başlamanın yüzmeyi öğrenmek gibi bir şey olması gerektiğine hepimiz katılıyoruz. Barbar Dırdırı'nın bu özel bölümünü kaçırma.
Bu bölümde Memo'nun bir zamanlar günde 17 saat oyun oynadığını öğreniyoruz. Oyunlar hayata mı benziyor, yoksa hayat bir oyun mu? Oyun kelimesinin bunca farklı anlamı olması neyi gösteriyor? Siz de öyle ya da böyle herhangi türünden oyunlar oynadıysanız bir zamanlar bu muhabbete kulak asın.
From the publisher's feed