
Sign up to save your podcasts
Or


Aslında bu bölümde bambaşka bir konu hakkında konuşmak ve ilerlemek istiyordum fakat sonrasında da dedim ki zaten hayatımızda iyi olmayan birkaç yan olduğu gibi programın geçmiş olduğu süreçleri anlatıp her şeyi hep beraber duymanız gerektiğini düşündüm. Bakalım nelerden geçmiş ve atlatmaya çalışmışım? Cevabı bölümümüzde.
Şimdiye kadar izleyip gerçekten etkilendiğim bir anime varsa da o da "The Monster" animesi olmuştur. Bu bölümde animenin incelemesini yapmayacak olsam da animeden bir replik hakkında konuşmak istiyorum. "Sahiden, insanlar sağken neler hakkında konuşur?" gelin hep beraber biraz bunu sorgulayarak kendi cevaplarımızı arayalım.
Hayatın hep bir ritimde aktığını, belirli bir melodisi olduğunu ve içerisinde birçok şey bulundurarak bizim aslında dört bir yanımızı sardığını söyler ve içten içe bunu kabul ederiz. Bazen hüzünlü bir melodi gibi kulağımızı çınlatan hayat bazen sağır edecek bir sessizliğe dönüşüp bizi boğuverdiği gibi bazen de hiç dinmeyecek bir zafer şarkısı gibidir. Bu hayatın bir ritmi varsa bu hangi müzik türünden olurdu? Cevabı elbette yeni bölümümde.
Gerçekten dilimize pelesenk olmuş, söylemekten bıkmayacağımız sözler arasına bir yenisi daha eklendiyse de bu "Halledicem her şeyi hele şunlar bir bitsin." sözüdür. Sürekli olarak hayallerimizi ve isteklerimizi gerçekleştirmek için uygun bir zaman aralığı olduğunu iddia edip kendimizi adeta o zamana ulaştırmak için fare kapanı içerisinde çalışıyor ve belki o mutlu güzel günleri hiçbir zaman göremiyoruz. Bununla nasıl baş edileceğinin cevabı bölümümde.
İnsanın şimdiye kadar hep bir kalıcılığa ulaşma, içten içe hiç unutulmama ve herkes gibi ölse de hiç kimsenin olamayacağı gibi bir ölümsüz olma ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaç nereden gelir ve insan neden iz bırakma ihtiyacı yaşar? Hadi biz de bu bölümle kendi ayak izlerimizi bırakıp söyleyecek bazı sözlerimizi yüksek de olmasa biraz tınılı bir sesle söyleyelim.
Her yaşın belirli bir güzelliğinin olmasının yanında bize getirmiş olduğu bazı sorumluluklar, bazı serzenişler ve bazı sorgulamalar da var. Bu sebepten ötürü aslında kabul etmemiz gereken bir şey varsa bu yaşlarda her şeyin normal olduğudur. Bu yaşlar hangi yaşlar da hep gözümüzü yaşlar? Cevabı bölümde, dinleyip duygulanması sizde.
Oyunlar hakkında bir bölüm çekip yırtmak gibi bir seçeneğimin elbette olmaması gerekiyordu öyle değil mi? Çünkü biz bu oyunların her birisini tek başımıza oynamıyoruz ki. Bazılarını hayatın her alanında yanımızda olan arkadaşlarımızla oynuyoruz ve gerçekten ortaya saçma da olsa eğlenceli şeyler çıkıyor. Ama bize arkadaşlarımızla da oyun oynamamız gerektiğini düşündüren şey ne? Cevabı bölümümde dinlemesi ise sizde...
Şimdiye kadar birçok rüya gördük ve bazılarının gerçek olmasını diledik. Arkadaşlarımıza, sevdiklerimize ve ailemize uzun uzun bunlardan bahsettik. Bazı rüyalar gerçek olmasın diye dua ederken bazıları için de dileyebileceğimiz en büyük şey onların gerçek olmasıydı tıpkı fenerin şampiyon olmasının onlardan biri olması gibi... Ama ya benim ya sizin ya da onların rüyaları bu kadar sevme sebebi neydi? "Bana bir rüya ver" diyor ve her birinizi bölüme davet ediyorum.
Günümüz dünyası içerisinde daha doğrusu bilgi çağının içerisinde sosyal medyayı sıkça yepyeni akımlar ve yepyeni bilgiler sarıyor ve biz hali hazırda tüketim çağında ve belli başlı ekonomik açmazlar içerisindeyken de büyük bir keyif alarak kendi zevkimize göre bu içerikleri tüketiyoruz. Bunlardan bazısı da bize nasıl başarılı olacağımızı anlıyor. Gerçekten sosyal medyadan başarı olabilir mi yoksa bunların hepsi bir çeşit hurafe mi? Gelin beraber inceleyelim.
Başkaloji'yi ilk kurduğum günden beri aslında kullanmayı en çok sevdiğim söz, daha doğrusu soru hep aynı olmuştur: "İmkansızlıklar bize hangi imkanları sağlıyor?" düşünüldüğü zaman aşırı derecede trajikomik ve deli saçması duran ama benim gerçekten ilham almış olduğum bu soruya ilişkin bir bölümün şimdiye kadar gelmemesi benim ayıbımdı ama bugün bunu telafi etmek istedim. İyi dinlemeler dilerim.
From the publisher's feed