BENSENO

BENSENO

Download on the App Store

BENSENO episodes

  • BİTKİLER DE AĞLAR - BENSENQ / BENSENQ
    Canlı varlıkların önemli bir özelliği de çevrelerinden veya kendi bünyelerinden gelen fizyolojik veya kimyevî değişikliklerin hâsıl ettiği ikazları hissetmeleridir. Dış çevrenin veya vücut içinin sıcaklığının, kimyevî terkibinin veya fizikî şartların, maddî unsurların değişmesi gibi üzüntü, sıkıntı, stres, endişe gibi isimlerle bildiğimiz manevî tesirler de maddî bedene tesir eder. Bu durumun en başta insan ve sonra da hayvanlar için geçerli olduğu herkesin malumudur. Ancak diğer bir canlı grubu olan bitkilerin böyle bir davranış sergiledikleri konusundaki bilgiler genellikle sınırlı veya spekülatiftir.

    Rivayete göre, Lokman Hekim, hekimlerin atası olarak tanınmış, bütün bitkilerin özünü bildiği söylenmiş ve kendisinden dertlere derman olacak reçeteler ve formüller nakledilmiştir. Lokman Hekim’in bitkilerle konuştuğu ve her bitkinin hangi hastalığa şifa vesilesi olduğunu bildiğinden bahsedilir.[1]

    Benzer şekilde Hazreti Süleyman’ın (aleyhisselâm) hayvanlarla konuştuğu Kur’ân’da açıkça ifade edilmektedir.[2]Demek ki her canlı içinde bulunduğu kendi âlemiyle anlaşabilecek bir lisana sahip olarak yaratılmıştır. Bediüzzaman Hazretleri, hayvanatın lisanına örnek olarak, “Çekirge âfetinin istilâsına karşı, çekirgeyi yemeden mahveden sığırcık kuşlarının dili bilinse ve harekâtı tanzim edilse, ne kadar faydalı bir hizmette ücretsiz olarak istihdam edilebilir.”[3]şeklindeki ifadesiyle biyolojik mücadelenin bir adımını atmış olabilir. Aynı şekilde bitkilerin lisanı anlaşılırsa ziraatte yeni imkânlar ortaya çıkabilir.

    Bitkilerin işitmesi veya böcekler gibi zarar verebilecek herhangi bir saldırıya mârûz kalmaları durumunda karşı reaksiyon gösterdiklerine dair bilgiler giderek daha fazla zikredilmeye başlanmıştır. Bu konuda neredeyse 50 senedir çeşitli metotlarla araştırmalar yapılmış, hipotezler ve teoriler üretilmiştir.[4] Bitkilerin de hayvanlar gibi belli ölçülerde paranormal bir hassasiyete sahip oldukları düşüncesi ilk defa Cleve Backster isimli bir meraklı tarafından gündeme getirilmiştir. Bir ev bitkisinin yapraklarına bağladığı elektrotlar ile yaptığı çalışmada “yalan makinesi” olarak çalışabilecek bir cihaz geliştirmiştir. Bu cihaz ile bitkiye önceden kötülük yapmış bir insanın heyecanlı hâllerini, bitkinin yapraklarındaki değişiklik ve bunun elektrik dalgaları ile ifadesini göstererek ispatlamıştır.[5]

    Bir araştırmaya göre, bitkiler susadığında veya stresli olduklarında, bizim işitemediğimiz bazı sesler çıkarırlar.[6]Söz konusu çalışmaya göre stresli bitkiler, renk, koku, hatta şekil değişiklikleri bile göstermektedirler. Ancak bu şekilde zorlanan bitkilerin havada ses yaydığı hususu daha önce hiç araştırılmamıştı. Yeni çalışmada stres altındaki bitkilerin havada titreşim oluşturarak uzaktan kaydedilebilen ve ölçülerek deseni çıkarılabilen sesler çıkardığı gösterilmektedir. Ses ve işitme deneylerinde, yankının en aza indiği, çevre seslerinden arındırılmış, pürüzsüz sesler için düzenlenmiş bir odada ve bir serada, domates ve tütün bitkilerinin yaydığı ultrasonik sesler ve bitkinin fizyolojik tepkilerine ait birçok parametre kaydedilmiştir. Bu çalışmaların sonunda, tespit edilen seslere dayalı olarak, susuzluk seviyesi ve bitkinin yaralandığı sıkıntılı şartlar da dâhil olmak üzere, bitkilerin şikayetlerini belirleyebilen cihazlar yapmayı başarmışlardır. Bitkinin durumu hakkında bilgi veren bu sesler, diğer organizmalar tarafından da algılanabilmektedir. Gelecekte bitkilerin içinde bulundukları çevre şartları ile ne gibi münasebetler içinde olduklarını anlamanın, bilhassa ziraat için çok faydalı neticeler verebileceği üzerinde durulmaktadır.

    Çalışmayı yapan yazarlar, yakın zamanda yaprağı veya dalı kesilmiş olan yahut suya ihtiyaç duyan bitkilerin, bir saatte yaklaşık 35 ses ürettiklerini tespit etmişlerdir. Buna karşılık iyi nemlendirilmiş ve yaralanmamış bitkilerin çok daha sessiz oldukları ve saatte sadece bir ses çıkardıkları görülmüştür.

    Araştırmacılara göre, susamış bir bitkinin gürültü yaptığının daha önce duyulmamış olmasının sebebi, muhtemelen çıkan seslerin ultrasonik (yaklaşık 20–100 kilohertz arasında) olmasıdır. Bu kadar düşük frekanslı sesler, çok az insanın duyabileceği kadar tiz seslerdir. Bununla birlikte, bu frekans aralığındaki sesleri, muhtemelen yarasalar, fareler ve güve kelebekleri gibi bazı hayvanlar duyabilir. Bitkilerin sesleriyle dolu bir dünyada yaşayabilen bu tip hayvanlardan çıkan seslere de bitkilerin tepki verdiği gösterilmiştir. Kısacası, bizim işitmediğimiz farklı bir âleme ait konuşmalar, her an etrafımızda cereyan etmektedir.
    9 min
  • KUR'AN-I KERİM'E GÖRE DEİZM - BENSENQ
    Şeytanın gayesi, hangi vesile ile olursa olsun kulu Allah’tan uzaklaştırmak. Bu yüzden şeytan, ateizmi kötü gösterirken deizmi sanki makul bir kavrammış gibi daha şirin gösterebiliyor. Bu iki kavramın arasında sonuçları itibarı ile fark var mıdır? Yani deizm, İslâm‘a uzak olmayan, arada bir kavram mıdır? Kur‘an-ı Kerim‘de deizm nasıl ifade edilir?

    Bu video, Eylül 2023 tarihli Çağlayan dergisinde yer alan Dr. Ömer Atilla Ergi imzalı, “Yıldızlar ve
    İnsanlar” yazısından istifade ederek hazırlanmıştır.
    8 min
  • YILDIZLAR VE İNSANLAR - BENSENQ
    Kendinizi daha önce hiç bir yıldızla karşılaştırdınız mı hiç?
    Devasa yıldızlarla aramızda pek çok benzerlikler olduğunu biliyor muydunuz?
    Bilim insanları, yıldızlarla bizler arasında enteresan özellikler olduğunu söylüyor.

    -----
    Bu video, Eylül 2023 tarihli Çağlayan dergisinde yer alan Dr. Ömer Atilla Ergi imzalı, “Yıldızlar ve
    İnsanlar” yazısından istifade ederek hazırlanmıştır.
    8 min
  • BU AYNAYA BAKILMAZ - BENSENQ
    Rabbimizin teşhir ettiği sanatını anlamak için daha çok bitki ve hayvanların üzerindeki inceliklere dikkat çekmek ve apaçık bir ilim ve iradenin sergilendiğini göstermek daha kolaydır.
    Fakat bazen cansız kayalar, göller, nehirler, mineraller ve madenler de bakmasını bilene çok şey fısıldar.
    Zira hiçbir şey O’nun (celle celâluhu) ilminin, kudretinin ve sanatının dışında değildir.
    Çağlayan Dergisi'nin hazırlayıp sunduğu BENSENQ programı yeni bölümü ile Raindrops Tv'de....
    8 min
  • EDİRNELİ AŞICI KADINLAR - BENSENQ
    Çiçek hastalığı, insanlık tarihinde görülen en ölümcül hastalıklardan biri. Çin ve Hindistan tarihlerinde büyük salgınlardan bahsedildiği gibi, M. Ö. 1160’ta ölen Firavun V. Ramses’in mumyasında çiçek hastalığına ait lezyonlar tespit edilir. Hastalığın en çok etkilediği topluluklardan biri de Amerikan yerlileri… Halk arasında “çiçek bozuğu” olarak bilinen hastalık çocuklarda daha sık görülmüş ve ölüm oranı %20–30 olmuş. Batılıların getirdiği yeni virüse karşı hiç bağışıklığı olmayan yerlilerde ölüm oranları %50’lere ulaşmış.
    Peki dünyanın pek çok yerinde toplu ölümlere sebep olan bu hastalığın aşısının Osmanlı‘da bulunduğunu biliyor musunuz?

    Çağlayan Dergisi'nin katkılarıyla hazırlanan programımızın yeni bölümü yayında....
    10 min
  • HUZUR NEREDE? - BENSENO
    Beyinden salgılanan nörotransmiterler (sinirler arasında uyarıyı kimyevî yolla ileten maddeler) insan duygularına tesir eder. Bunun aksi de mümkündür, yani insanın duyguları da bu maddelerin salınımına tesir eder. Duygu durum düzenlemesi konusunda vazifeli olan en önemli iki madde dopamin ve serotonindir. Minnettarlık hissini derinden ve samimi yaşayanlarda, mutluluk tesiri gösteren dopamin ve serotonin daha fazla salgılanmaktadır. Dopamin; motivasyon, mutluluk ve odaklanma duygularına katkıda bulunduğu için genellikle “motivasyon molekülü” olarak adlandırılan bir maddedir.[6] Serotonin ise refah ve mutluluk duygularındaki kritik rolü sebebiyle genellikle “mutluluk kimyasalı” olarak adlandırılır.

    Sınırsız nimetlerin karşılığı olan minnet ve şükür duygusuyla beynimiz yeteri kadar olumlu sinir iletisi aldığında,sürekli ve şuurlu şükürle, bu iletim yolları güçlenir, mutluluk ve memnuniyet duygusu gelişir.[7] Geçmişte yaşanan mutlu anların ve geleceğe dair umutların arasında köprü görevi gören şükretmenin fıtrî bir antidepresan olduğunu gösteren çalışmalar mevcuttur.

    BensenO programının yeni bölümünde şükür etmenin beyin ve mutluluk hormonları ğstğndeki bilimsel etkisi ele alınıyor.

    Çağlayan Dergisi'nin katkıları ile hazırlanan bu program size iyi gelecek.
    8 min
  • BU BÖCEKTEN İLHAM ALDILAR - BENSENO
    Bircok aksesuara Yusufcuk böceği ilham veriyor. Ozellikle son yillarda kolyeler, bileklikler ve küpeleri yusufçuk deseni susluyor. Yusufçuk Böceği, birçok milletin kendine özgü sebeplerle ilgi duyduğu, değişik ve parlak renkleriyle hayranlık uyandıran, her anlamda efsanevi bir böcektir. Peki Kökeni dinozorlardan bile eskiye dayanan, en yasli böcek olduğu söylenen Yusufçuk Böceği neden bu kadar önemlidir.
    Çağlayan Dergisi’nin hazırladığı BENSENO programı yeni bölümü ile Raindrops TV’de.
    6 min
  • 33 YIL ANLATTI, 2 KİŞİ İNANDI - BEN SEN O
    Bu video, Ağustos 2019 tarihli Çağlayan dergisinde yer alan ve Prof. Dr. Yunus Serin imzalı “Hz. Yunus’un Kıssasından Dersler” başlıklı yazıdan esinlenerek hazırlanmaktadır.
    Programımızın yeni bölümünde Hz Yunus (AS)'ın kıssasının günümüze bakan yönleri anlatılıyor.

    Vahiy yoluyla kendisine, “Kavmine hakikatleri 40 gün daha anlat, hâlâ inanmazlarsa, başlarına gelecek musibetin işaretleri üç gün üst üste gelir. Dördüncü gün helak olurlar” buyuruldu. Buna rağmen kavminin inkârda inat etmesi üzerine bela ve musibetin geleceği mekânda bulunmamak düşüncesiyle, “Allah her zaman vekilimdir, nereye gitsem rızkımı o verir” diyerek bulunduğu şehri terk eder.
    Hz. Yunus yük gemisine binip denize açıldıktan kısa bir süre sonra büyük bir fırtına kopar. Dev dalgalardan dolayi gemi batma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Gemide bulunan mallar yükün hafifletilmesi amacıyla denize atılsa da tehlike bir türlü atlatılamaz. O dönemdeki insanların itikadına göre, başlarına gelen musibetin sebebi aralarında sahibine karşı çıkmış, itaat etmemiş bir kölenin bulunmasıdır. Kendi aralarında bu meseleyi yolcular arasında kura çekip suçluyu ortaya çıkarmak suretiyle çözmeye karar verirler.
    Gemideki yolcuların hepsinin ismi yazılır. Kurada Hz. Yunus’un ismi çıkar. Mürettebat, “Bu adam düzgün birisi, hiç köleye benzemiyor” derler. İkinci, hatta üçüncü kurayı çekerler ve her defasında onun ismi çıkar. Hz. Yunus, “Efendisinden kaçan köle benim, beni denize atın” der. Kendisini denize atarlar.
    Onu büyük bir balık yutar, o balığın karnında da Allah’ı tesbihe devam eder. Sonunda Allah’ın izniyle balık onu sahile çıkarır.
    8 min
  • MÜZİK SİHİRLİ BİR DEĞNEK Mİ?
    Bebeğimize Mozart ya da Beethoven açarsak ileride dahi olur mu?
    Yıllardır bir şehir efsanesi olarak duyduğumuz bu bilginin gerçeklik payı nedir?
    Hadi alın çayınızı kahvenizi, müzik eşliğinde kısa bir psikoloji yolculuğuna çıkalım!
    ------

    Müzik eleştirmeni ve müzisyen Don Campbell, “Mozart etkisi” diye bir teori öne sürer ve bu teoriye göre; müzik türlerinin sağlığa, zekâya ve sıra dışı düşünmeye olumlu etki ettiğini iddia eder. Ancak ilerleyen yıllarda yapılan araştırmalar, bu teoriyi biraz abartılı bulur. Zira müzikle ilgilenen fertlerin ve özellikle müzik eğitimi alan çocukların, uzun vadede daha başarılı olabilmesi için uzun yıllar ve düzenli olarak müzikle ilişki olması gerektiğini iddia ederler. Bir çalışmada da müzik eğitiminin zekâ artışı için kestirme bir yol olmadığı, hatta abartılı biçimde beklentilere yol açtığı gösterilir.

    Peki müziğin çocuğun kişilik gelişimindeki gerçekçi olumlu etkileri nelerdir?

    - Ders çalışırken enstrüman çalma ve müzik dinleme gibi faaliyetler, kısa vadede çalışma isteğini artırabilir. Bu etki sadece klasik müzikte değil diğer müzik türlerinde de görülür. Müziğe bağlı nörolojik değişiklikler, ancak yıllarca temrin yapan müzisyenlerin beyninde görülür. Aynı sonuç, haftada yalnızca bir kere müzik dersi alan öğrencilerde elde edilemez.
    - Müziğin en ciddi etkileri, hisler ve sosyal ilişkiler üzerinde görülür. Çocukların müzik derslerinde beraberlik duygusunun geliştiği ve motivasyonlarının arttığı gösterilir.
    - Müzik eğitimine ağırlık verilen ilkokullarda, çocuklar arasındaki dışlanma oranı, diğer okullara oranla daha düşüktür. Müzikle meşgul olan çocukların sosyal davranışları, muhakeme güçleri ve tecrübelerinden ders çıkarabilme özellikleri dikkat çeker. Sebep-sonuç bağlantılı düşünme kabiliyetleri gelişir ve mucitlik imtihanlarında müzikle ilgilenmeyen çocuklara göre daha başarılı olurlar.
    - Bir araştırmada müziğin şiddete karşı etkili bir araç olduğu ispatlanır ve bunun sonucunda suç işlemiş gençlerle çalışmalara başlanır. Bu kapsamda, bir hapishanedeki 60 genç öğrenci, profesyonel yapımcı ve sanatçılarla birlikte beste ve film çekimleri yapar. Projenin sonunda gençler eserlerini bir festivalde sunar.
    - Geleneksel yaklaşımlar zekâyı tek yönlü olarak ele alır. Aslında bu bazı çelişkilere yol açabilir. Mesela, zekâ testinde doğru cevaplar vererek yüksek puan elde eden bir fert, sosyal hayatında iletişim sorunları yaşayabilir. Diğer yandan çok başarılı bir müzisyen de zekâ testinden pekâlâ çok düşük puan alabilir. Bu durumlarda duygusal ve sosyal zekâ ihmal edilmiş olur.
    - Çocuk gelişimi alanında yaptığı çalışmalarla bilinen İsviçreli psikolog Piaget, geleneksel zekâ anlayışına karşı çıkarak, zekâyı, değişime ayak uydurma ve kendini yenileme gücü olarak tanımlar. Ona göre zihin bir sindirim sistemi, bilgiler de besin maddeleridir. Algılanan bilgiler, besin maddelerinin organizmayı değiştirdiği gibi zihinsel fonksiyonları değiştirir ve geliştirir.
    - Müziğin zeka üzerindeki etkisi incelenirken insan zekâsının performansı ve derinlikleri göz ardı edilebileceği gibi, müziğe yanlış ve abartılı ölçüde değer verilmesi de söz konusu olabilir. İnsan farklı derinlikleri olan bir varlıktır. Kendine ihsan edilen akıl kuvvesi ve diğer manevî latifelerle istidatlarının inkişafı söz konusudur. Böylelikle insanın iç âlemine ve sonsuza yolculuğu başlar.
    - Müziğe sadece zekâyı artırma niyetiyle yaklaşmak, basit menfaatler uğruna hakikatin güzelliğinden mahrum kalmak demektir. Özelikle klasik müzik alanında aktif olan sanatçılar, yüksek beklentilerin doğurduğu bir rekabet ve baskı ortamında eğitimlerini ve çalışmalarını sürdürmek zorunda kalırlar.
    Müzik değerlidir çünkü; her şeyden önce “ruhumuzdaki kabukları kırar ve görünmeyeni, cisimden uzak ve tutkuyla düşündüren” bir araçtır.

    Bu video, Kasım 2020 tarihli Çağlayan dergisinde çıkan, Kübra İtibar Kale imzalı Müzik ve Zekâ başlıklı makaleden esinlenerek hazırlanmıştır.
    6 min
  • HAFIZALI MALZEMELER - BENSENQ
    İsm-i Hafîz’in Bir Tezahürü
    Hafızalı Malzemeler
    Osman Demirel

    Son 20 yılda malzeme bilimi, teknoloji alanında çığır açtı. Endüstride farklı maden, mineral ve alaşımlardan istifade ediliyor. Ayrıca ısı, ışık, nem ve pH gibi şartların değiştirilmesiyle istenilen şekli alan hafızalı metal alaşımlar, yaygın olarak kullanılır. Söz konusu metal alaşımlar, fizikî şartlara göre şekil değiştirebilir, kıvrılıp katlanabiliyor. Metal alaşımı, homojenleştirme sırasında, hangi şekle gelmesi arzu edilirse o şekli alır. Buna ek olarak elektrik akımı, manyetik alan veya kimyevî bir uyaran tarafından tetiklenen metal alaşım, istenilen şekline geri döner.
    Bilindiği gibi, madde katıdan sıvıya, sıvıdan da gaz formuna geçebilecek şekilde yaratılır. Bu dönüşüm tersine çevrilebilir olduğundan buhar hâlindeki madde, sıvı ve katı hâline dönebilir. Şekil hafızalı metal alaşımlarda bu değişim; katı, sıvı ve gaz hâline dönüşmeden gerçekleşir. Bu hadise, kristallerin dizilim düzeninin değiştirilmesiyle gerçekleşir.
    Şekil hafızası olan en meşhur alaşım titanyum nikeldir. Bu ürünün pahalı olması sebebiyle demir, alüminyum ve bakır bazlı alaşımlar üzerinde, farklı ülkelerde çok sayıda akademik araştırma yapılır. Bir bakıma teknolojinin geleceği, bu malzemelerin geliştirilmesine bağlıdır. Dijitalleşmede ve robotik teknolojide sensörler önemli bir rol oynar. Bu alıcıların geliştirilmesinde şekil hafızalı alaşımlardan istifade edilir.
    Malzemelerdeki bu hususiyet, bilim insanlarının ilgisini çekmiştir. Günümüzde bu tür malzemeler; havacılık ve uzay çalışmalarında, optik, tıp, elektronik, tekstil, robotik ve araştırma aşamasında olan soğutma teknolojilerinde kullanılmaktadır.
    Şekil hafızalı malzemelerden tıbbî uygulamalarda, kalb ve damar cerrahisinde yaygın bir şekilde istifade edilmektedir. Damarlara stent takma işlemi, şekil hafızalı alaşımlarla gerçekleşmektedir.
    Bu malzemeler biyomedikal olarak organizmaya uyumludur. Bu uyumluluk her geçen gün artar. Mesela pahalı titanyum nikel alaşımına bakır ilavesinin, organizmaya zarar vermediği gösterilir.
    Stent tekniği, kalb ve damar cerrahisi yanında prostat rahatsızlıklarında da kullanılır. Şekil hafızalı metal alaşımla üretilen bir stent, damar tespit edilerek kılavuz ve bir baloncuk yardımıyla tıkalı damara yerleştirilir. İstenilen konumdaki stent, şekil hatırlama özelliğinden dolayı şemsiye gibi açılır ve kapalı olan damarda veya boşaltım sisteminde, sıvı akışını normal hâle getirir. Bu teknikle kandan pıhtı toplama işlemi de gerçekleştirilir. Bu sayede beyin ve kalb damarlarını tıkama riski taşıyan pıhtı ve yağ zerrecikleri gibi büyük moleküllü yapılar tutularak damardan bertaraf edilir.
    Şekil hafızalı malzemeden yapılan kolonoskopi ve endoskopi cihazları, geleneksel vücut tarama mekanizmalarının yerini alacak gibi görünüyor. Dişlere takılan düzeltici teller de şekil hafızasına sahip metal alaşımından yapılmıştır. Vücut ısısında istenilen şekli hafızasında tutan metal alaşım, çene ve dişlerin düzeltilmesinde kullanılır.
    Gözlük çerçevelerinde de elastik yapıda şekil hafızalı alaşımlar kullanılır. Gözlüğün çerçevesi her esneme durumunda ilk aldığı şekli hatırlayarak eski haline döner. Bu sayede çerçevede eğilme veya kırılma olmadığı gibi, kişiye rahat hareket etme imkânı da sağlanır.
    Hafızalı malzemeler, giyim ve tekstil endüstrisinde de kullanılır. Giyilen kıyafetler vücut sıcaklığı ile birlikte arzu edilen şekli alarak vücut ölçülerine uyar. Bu durum, pamuk lifleri ile nitinol hafızalı alaşımın birlikte dokunması ile üretilen bir kumaş yardımıyla olur. Bu özel kıyafetler, itfaiyeciler tarafından da kullanılır. İtfaiyeci sıcağa maruz kaldığında, sırtındaki özel kıyafetin dokularının, sıcaklıkla büzüşen metal doku ile birlikte sıklaşarak itfaiyeciyi %30 daha iyi koruduğu tespit edilmiştir.
    Şekil hatırlama tersine çevrilebilir olduğundan soğukta dokusu sıklaşan kumaşlar da tasarlandı. Isı kaybeden kumaştaki ince metal karışım, kumaşı büzerek gözeneklerini küçültür, böylelikle vücudun ısı kaybı önlenir. Hafızalı alaşımlar, kış şartları için savunma sanayiinde, araştırma ekipmanlarında ve tarımda kullanılabilir.
    Kâinatın işleyişinde İsm-i Hafîz’in muhteşem tezahürleri, dikkati çeker. Bitkiler ve hayvanlar görevlerini unutmadan yerine getirir. Güneş, Ay ve gezegenler yörüngelerinden sapmaz. Kâinat, kader programına göre işletilir. Her şey hıfzedilir; hiçbir şey kaybolmaz. Vazifesini tamamlayan canlı ve cansızlar, zahirî vücutlarını bırakıp gizlenir, ama mânâları ve manevî vücutları muhafaza edilip sonsuza mal edilir.

    İsm-i Hafîz’in Bir Tezahürü
    Hafızalı Malzemeler
    Osman Demirel
    6 min

About BENSENO

From the publisher's feed

Bilim, din ve felsefe, insan düşüncesinin en derin ve çarpıcı boyutlarını keşfetmenin anahtarlarıdır. BENSENO, sizleri bilimin, dinin ve felsefenin dünyasına davet ediyor.