
Sign up to save your podcasts
Or


Odamın ışığı yanıyor bütün gece
Ellerimi dizlerime koyup,
İkibüklüm bir olağandışılık arayarak Gördüğüm, duyduğum her şeyde
Öylece oturuyorum:
Güneş parmaklarını sürünceye dek Koyu bir karanlığa Bulanmış pencereme..
Bir gece kelebeği Dolanıyor lambanın çevresinde
Usuldan bir rüzgar esiyor,
Yaşlı incir ağacının dallarına yürüyen Sütün sesini duyabiliyorum
Deniz az uzakta iç geciriyor boyuna
Seninle konuşurduk baba
Böyle gecelerde, iki bilge gibi Karşılıklı bakışarak
Bazı şeyleri kavrayamasam da, dinlerdim
Belki sen de yeni bir şeyler bulurdun gecmişte
O dupduru yüreğini, yılların unutulmuş sularına bırakarak
İşte bir minder daha koydum yanıma
Henüz sıcak...
Sanki yeni kalkmışsın üstünden
Terliklerin şuracıkta, getireyim
Çayı da ocağa koyarım istersen
Annemse, haber bekliyor ruhlardan
Ama bir insanı yüreğinde duymak için Araya bazı kurallar Koymaya ne gerek var?
Ağır aksak adımlarla yürüyen gece Bana bir şeyleri anımsatıyor
Boynu uykudan ara sıra düşerek, Pencerenin kanatlarına yaslanmış bir anne
Kuytu, karanlık bir yolda Kocasının ayak seslerini arıyor
Bir çocuk, sedirin üstünde yüzünü ders kitabına gömmüş
Saate bakıp, geceyi dinleyip Kitabından bir yaprak çeviriyor
Sessizliğin sığınaklarına gömülmüş evlerde Yanan tek tük ışıklar var
Bekçi düdükleri Birbirlerine selam yolluyor
O daracık sokakların ardından: Bir vukuat yok
Asayiş berkemal!
Sokakta biri bağırsa, Sanki tavan çökecek Kadınla çocuğun üstüne...
Bu sokak ne zaman çınlar Belli belirsiz ayak sesleriyle?
Bu kapı ne zaman çalınır?
Anne, görevini yapmış biri gibi usul usul kalkar yerinden
Çocuk ne zaman sıçrar?
Açılır kapı, girersin içeri
Yüzünde sarhoşlara özgü Tuhaf bir gülümseme
Kaldırıverirsin omzuna beni
Sorarım: Baba niye geç kaldın böyle?
Eski bir türküyle Kesersin sözümü...
Akşamdır
Güneş uyuklar evlerin çatılarında
Tasını tarağını toplayıp Gitmeye hazırlanan Bir gezgindir sanki
Sözcükler tohum olacak,
Çiçekler fışkıracak topraktan,
Sevgilerin dal olacak
Uzanacaksın uzaktaki bir ışığı yakalamak için...
Işık köklerine dolacak bir gün
Yorgunluğun o çiçekleri sulayan Koca bir nehir olacak...
By HedablidaOdamın ışığı yanıyor bütün gece
Ellerimi dizlerime koyup,
İkibüklüm bir olağandışılık arayarak Gördüğüm, duyduğum her şeyde
Öylece oturuyorum:
Güneş parmaklarını sürünceye dek Koyu bir karanlığa Bulanmış pencereme..
Bir gece kelebeği Dolanıyor lambanın çevresinde
Usuldan bir rüzgar esiyor,
Yaşlı incir ağacının dallarına yürüyen Sütün sesini duyabiliyorum
Deniz az uzakta iç geciriyor boyuna
Seninle konuşurduk baba
Böyle gecelerde, iki bilge gibi Karşılıklı bakışarak
Bazı şeyleri kavrayamasam da, dinlerdim
Belki sen de yeni bir şeyler bulurdun gecmişte
O dupduru yüreğini, yılların unutulmuş sularına bırakarak
İşte bir minder daha koydum yanıma
Henüz sıcak...
Sanki yeni kalkmışsın üstünden
Terliklerin şuracıkta, getireyim
Çayı da ocağa koyarım istersen
Annemse, haber bekliyor ruhlardan
Ama bir insanı yüreğinde duymak için Araya bazı kurallar Koymaya ne gerek var?
Ağır aksak adımlarla yürüyen gece Bana bir şeyleri anımsatıyor
Boynu uykudan ara sıra düşerek, Pencerenin kanatlarına yaslanmış bir anne
Kuytu, karanlık bir yolda Kocasının ayak seslerini arıyor
Bir çocuk, sedirin üstünde yüzünü ders kitabına gömmüş
Saate bakıp, geceyi dinleyip Kitabından bir yaprak çeviriyor
Sessizliğin sığınaklarına gömülmüş evlerde Yanan tek tük ışıklar var
Bekçi düdükleri Birbirlerine selam yolluyor
O daracık sokakların ardından: Bir vukuat yok
Asayiş berkemal!
Sokakta biri bağırsa, Sanki tavan çökecek Kadınla çocuğun üstüne...
Bu sokak ne zaman çınlar Belli belirsiz ayak sesleriyle?
Bu kapı ne zaman çalınır?
Anne, görevini yapmış biri gibi usul usul kalkar yerinden
Çocuk ne zaman sıçrar?
Açılır kapı, girersin içeri
Yüzünde sarhoşlara özgü Tuhaf bir gülümseme
Kaldırıverirsin omzuna beni
Sorarım: Baba niye geç kaldın böyle?
Eski bir türküyle Kesersin sözümü...
Akşamdır
Güneş uyuklar evlerin çatılarında
Tasını tarağını toplayıp Gitmeye hazırlanan Bir gezgindir sanki
Sözcükler tohum olacak,
Çiçekler fışkıracak topraktan,
Sevgilerin dal olacak
Uzanacaksın uzaktaki bir ışığı yakalamak için...
Işık köklerine dolacak bir gün
Yorgunluğun o çiçekleri sulayan Koca bir nehir olacak...