Fluent Fiction - Turkish:
Bonding in Bursa: A Boarding School's Autumn Tale Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-11-14-23-34-01-tr
Story Transcript:
Tr: Bursa'nın sarı ve kırmızı yapraklarla kaplı huzurlu sokakları, sonbaharın serinliğiyle doluydu.
En: The peaceful streets of Bursa, covered with yellow and red leaves, were full of the coolness of autumn.
Tr: Burada, tarihi bir bina olan yatılı okul, öğrenci sesleriyle yankılanıyordu.
En: Here, the boarding school, a historic building, echoed with the voices of students.
Tr: Emre, sessiz ve düşünceli bir şekilde okul bahçesinde yürüyordu.
En: Emre was walking in the school yard quietly and thoughtfully.
Tr: Her zamanki gibi elinde bir kitap taşıyordu.
En: As usual, he was carrying a book in his hand.
Tr: Ancak bu sefer aklı bambaşka yerlerdeydi.
En: However, this time his mind was elsewhere.
Tr: Evde her şey değişmişti; teyzesi boşanmış ve Leyla, kuzeni, onlarla yaşamaya başlamıştı.
En: Everything had changed at home; his aunt had divorced, and Leyla, his cousin, had started living with them.
Tr: Emre, Leyla'nın geldiği ilk günden beri aralarındaki tuhaf sessizliğin farkındaydı.
En: Emre had been aware of the strange silence between them since Leyla arrived on the first day.
Tr: Leyla, her zamanki neşeli tavrını korusa da, aslında içinde fırtınalar kopuyor gibiydi.
En: Although Leyla maintained her usual cheerful demeanor, it seemed like storms were raging inside her.
Tr: Evde yabancı birinin varlığı Emre'yi de huzursuz etmişti.
En: The presence of a stranger in the house had also made Emre uneasy.
Tr: Bütün bu değişimlerin ortasında kendisini kaybolmuş hissediyordu.
En: Amidst all these changes, he felt lost.
Tr: Bir akşam Leyla, onun odasına geldi.
En: One evening, Leyla came into his room.
Tr: "Yatılı okulda her şey nasıl böyle hareketli olabilir?"
En: "How can everything be so lively at a boarding school?"
Tr: diye sordu, biraz şaşkın ama meraklı bir ifadeyle.
En: she asked, with a somewhat surprised but curious expression.
Tr: Emre, bunu bir fırsat olarak gördü.
En: Emre saw this as an opportunity.
Tr: "Okulda bir sonbahar festivali olacak.
En: "There will be an autumn festival at the school.
Tr: İstersen katılabiliriz," dedi samimi bir ses tonuyla.
En: If you want, we can attend," he said in a sincere tone.
Tr: "Sana biraz okulun eğlenceli yanlarını gösterebilirim."
En: "I can show you some of the fun sides of the school."
Tr: Festival günü geldiğinde, hava serindi ama öğrenciler heyecanla etrafta koşturuyordu.
En: When the festival day arrived, the weather was chilly, but the students were running around excitedly.
Tr: Seda, Emre'nin sınıf arkadaşı, onlara katıldı.
En: Seda, Emre's classmate, joined them.
Tr: "Hadi, mısır patlatma standına gidelim," dedi Seda, gülümseyerek.
En: "Come on, let's go to the popcorn stand," said Seda, smiling.
Tr: Emre, Leyla’nın ilk kez böyle rahatça güldüğünü gördü.
En: Emre saw Leyla laugh so freely for the first time.
Tr: Onlar birlikte yürürken, Leyla ile aralarındaki mesafenin yavaşça kapandığını hissetti.
En: As they walked together, he felt the distance between them slowly closing.
Tr: Akşamüstü, ağaçların altında bir bankta oturdular.
En: In the afternoon, they sat on a bench under the trees.
Tr: Leyla, Emre'ye döndü.
En: Leyla turned to Emre.
Tr: "Bu aralar seninle pek konuşamıyorum.
En: "I haven't been able to talk to you much lately.
Tr: Her şey çok yeni ve garip geliyor," dedi, biraz üzgün ama içten bir şekilde.
En: Everything feels so new and strange," she said, a bit sad but sincerely.
Tr: "Biliyorum.
En: "I know.
Tr: Ben de kendimi öyle hissediyorum," diye yanıtladı Emre, dürüstçe.
En: I feel the same way," Emre replied honestly.
Tr: "Ama ne zaman istersen benimle konuşabilirsin, seninle her zaman buradayım."
En: "But you can talk to me anytime, I'm always here for you."
Tr: O an, aralarındaki buzlar erimeye başladı.
En: At that moment, the ice between them began to melt.
Tr: Emre, Leyla'nın içinde taşıdığı yüklerden biraz olsun kurtulmasına yardım etti.
En: Emre helped Leyla lighten some of the burdens she carried within.
Tr: Leyla, onun samimiyetini hissedince, kendi duygularını daha iyi ifade etmeye başladı.
En: When Leyla felt his sincerity, she started expressing her feelings better.
Tr: Zamanla, Emre ve Leyla arasında bir bağ oluştu.
En: Over time, a bond formed between Emre and Leyla.
Tr: Emre, kuzenine daha iyi bir destek olmayı öğrendi; Leyla ise evindeymiş gibi hissetmeye başladı.
En: Emre learned to be a better support for his cousin, and Leyla began to feel like she was at home.
Tr: Bursa'nın soğuk sonbaharında, içlerini ısıtacak bir aile desteği bulmuşlardı.
En: In the cold autumn of Bursa, they found the warmth of family support.
Tr: Artık, yalnız hissetmiyorlardı.
En: They no longer felt alone.
Tr: Bu küçük anılar, Emre'ye ailenin ne kadar değerli olduğunu öğretti.
En: These small memories taught Emre how valuable family is.
Tr: Leyla ise, zorlukların üstesinden gelirken yalnız olmadığını fark etti.
En: Leyla, on the other hand, realized that she wasn't alone in overcoming difficulties.
Tr: İkisi de bu yeni düzenin içinde yollarını buldular.
En: Both of them found their way in this new arrangement.
Tr: Bu değişiklikler, ileride ne kadar zorlayıcı olursa olsun, birbirlerine ne kadar büyük bir destek olabileceklerini gösterdi.
En: These changes demonstrated how much support they could be to each other, no matter how challenging the future might be.
Vocabulary Words:
- peaceful: huzurlu
- boarding: yatılı
- historic: tarihi
- echoed: yankılanıyordu
- thoughtfully: düşünceli bir şekilde
- divorced: boşanmış
- demeanor: tavır
- storms: fırtınalar
- raging: kopuyor
- uneasy: huzursuz
- amidst: ortasında
- chilly: serin
- sincere: samimi
- expression: ifade
- opportunity: fırsat
- popcorn: mısır patlatma
- freely: rahatça
- distance: mesafe
- bench: bank
- burdens: yükler
- sincerity: samimiyet
- bond: bağ
- support: destek
- overcome: üstesinden gelmek
- arrangement: düzen
- challenging: zorlayıcı
- future: gelecek
- changes: değişiklikler
- comfort: rahatlık
- memories: anılar