Fluent Fiction - Turkish

Breaking Social Barriers at Kadıköy Lisesi's New Year Bash


Listen Later

Fluent Fiction - Turkish: Breaking Social Barriers at Kadıköy Lisesi's New Year Bash
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2024-12-19-08-38-19-tr

Story Transcript:

Tr: Kadıköy Lisesi'nde yılbaşı etkinliği heyecanla bekleniyordu.
En: The Kadıköy Lisesi's New Year event was eagerly anticipated.

Tr: Sınıflar, koridorlar rengarenk ışıklarla süslenmiş, Noel çamları parıldıyordu.
En: Classrooms and hallways were decorated with colorful lights, and Christmas trees were sparkling.

Tr: Okulun bahçesinde öğrenciler, hediyelerini değiş tokuş ederken kahkahalar ve neşeli seslerle dolup taşıyordu.
En: In the school courtyard, students were exchanging gifts, filling the air with laughter and cheerful sounds.

Tr: Aralık ayının soğuğu herkesin yanaklarını pembeleştirmişti fakat bu, kimseyi rahatsız etmiyordu.
En: The cold of December had turned everyone's cheeks rosy, but it didn't bother anyone.

Tr: Emre kalabalığın içinde bir köşede duruyordu.
En: Emre was standing in a corner of the crowd.

Tr: İnsanları izlemeyi seviyordu ama onlarla kaynaşmak onun için zordu.
En: He enjoyed watching people but found it difficult to mingle with them.

Tr: Yılbaşı olayları ona heyecan kadar endişe de veriyordu.
En: New Year events brought him both excitement and anxiety.

Tr: "Hangi hediyeyi alsam? Yanlış bir şey yaparsam herkes bana güler mi?"
En: "Which gift should I get? If I do something wrong, will everyone laugh at me?"

Tr: Bu düşüncelerle boğuşurken, Leyla yanına geldi.
En: As he grappled with these thoughts, Leyla came over to him.

Tr: Leyla'nın enerjisi her zaman Emre'ye iyi gelirdi.
En: Leyla's energy always made Emre feel better.

Tr: Sıcak bir gülümsemeyle, "Emre, hangi hediyeyi alacağın seni strese sokuyor mu?" diye sordu.
En: With a warm smile, she asked, "Emre, is choosing a gift stressing you out?"

Tr: Emre başını salladı ve çekinerek, "Evet. Ama sen hep böyle olaylarda rahatsın. Nasıl yapıyorsun?"
En: Emre nodded and hesitantly said, "Yes. But you're always at ease at these events. How do you do it?"

Tr: Leyla, Emre'ye yardım etmeye karar verdi.
En: Leyla decided to help Emre.

Tr: "Herkesin sevdiği şeyleri düşün. Mesela, birine ortak bir hobiye dayalı bir hediye verirsen, bu daha anlamlı olur," dedi ve ekledi: "İletişim kurmak için küçük adımlar atmalısın."
En: "Think about what everyone likes. For instance, if you give someone a gift based on a shared hobby, it will be more meaningful," she said, adding, "You need to take small steps to communicate."

Tr: Emre, Leyla'nın tavsiyesini dinledi.
En: Emre listened to Leyla's advice.

Tr: Sürekli derslerde yan yana olduğu Can'ın futbol sevgisini hatırladı.
En: He remembered Can's love for football, who sat next to him in classes.

Tr: Hediyesi bir futbol anahtarlığı olabilirdi.
En: His gift could be a football keychain.

Tr: Küçük ama anlamlıydı.
En: Small but meaningful.

Tr: İçinden, "Bu yeterli olur mu?" diye düşündü.
En: He wondered to himself, "Will this be enough?"

Tr: Etkinlik başlamak üzereydi.
En: The event was about to start.

Tr: Emre, elindeki hediyeyi sıkı sıkı tuttu.
En: Emre tightly held onto the gift in his hand.

Tr: Kalabalığın arasına karışıp Can’a doğru ilerledi.
En: He mingled into the crowd and approached Can.

Tr: Yavaşça elinden tutup hediyeyi verdi.
En: He slowly took his hand and gave him the gift.

Tr: "Umarım seversin," dedi utangaçça.
En: "I hope you like it," he said shyly.

Tr: Can hediyeyi açtığında yüzü aydınlandı.
En: When Can opened the gift, his face lit up.

Tr: "Harika! Teşekkürler, Emre!" dedi ve cebinden benzer bir anahtarlık çıkardı.
En: "Awesome! Thank you, Emre!" he said and pulled out a similar keychain from his pocket.

Tr: Hem de Emre'nin en sevdiği video oyununun karakteriyle.
En: It was even with the character from Emre's favorite video game.

Tr: "Ben de senin için almıştım," dedi.
En: "I got it for you too," he said.

Tr: Emre şaşırmış ama mutlu bir haldeydi.
En: Emre was surprised but happy.

Tr: Yalnızca bir hediye vermemiş, aynı zamanda karşılığında anlamlı bir hediye de almıştı.
En: He hadn't just given a gift; he had also received a meaningful one in return.

Tr: O an, sosyal etkinliklerin, onları kendi anlamımızla doldurduğumuzda daha kolay olduğunu anladı.
En: At that moment, he realized that social events were easier when filled with personal meaning.

Tr: Leyla, uzaktan Emre'nin gülümseyişini fark etti.
En: From afar, Leyla noticed Emre's smile.

Tr: Amacına ulaşmanın memnuniyetini hissederek, "İşte böyle Emre, sadece denemelisin," diye düşündü.
En: Feeling the satisfaction of achieving her goal, she thought, "That's it, Emre, you just have to try."

Tr: Yılbaşı etkinliği sona ererken Emre, sosyal kaygılarını biraz da olsa yenmiş ve yeni arkadaşlıklar kurarak kendine duyduğu güveni tazelemiş bir haldeydi.
En: As the New Year event came to an end, Emre had somewhat overcome his social anxieties, renewed his self-confidence by making new friends, and the upcoming events no longer seemed as intimidating as before.

Tr: Leyla yanında daima destekçisiydi ve Emre daima bu günü hatırlayacaktı.
En: Leyla was always there as a supporter, and Emre would always remember this day.

Tr: Yeni yıl takviminde ona daha fazla cesaret ve mutluluk getirecekti.
En: The new year's calendar would bring him more courage and happiness.


Vocabulary Words:
  • anticipated: bekleniyordu
  • courtyard: bahçe
  • exchange: değiş tokuş
  • cheerful: neşeli
  • mingle: kaynaşmak
  • anxiety: endişe
  • grapple: boğuşmak
  • hesitantly: çekinerek
  • ease: rahatlık
  • meaningful: anlamlı
  • satisfaction: memnuniyet
  • overcome: yenmek
  • self-confidence: özgüven
  • intimidating: korkutucu
  • achieve: ulaşmak
  • encourage: cesaretlendir
  • shyly: utangaçça
  • realized: anladı
  • advice: tavsiye
  • hesitant: çekingen
  • character: karakter
  • renewed: tazelemek
  • supporter: destekçi
  • communication: iletişim
  • consider: düşünmek
  • interchange: değiş tokuş
  • sparkle: parıldamak
  • chill: soğuk
  • hearty: içten
  • ignite: başlatmak
...more
View all episodesView all episodes
Download on the App Store

Fluent Fiction - TurkishBy FluentFiction.org