
Sign up to save your podcasts
Or


İnsan haysiyetini boğazlayarak, kışın soğuk bir gününde, dilim bağlı, dört duvar arasına
koydular beni. Her adam kendi dünyasını yaşıyordu.
Bir kadına tutkundum o sıra. Onu en iyi tanıyanlar, elbette ki benden önce tanıyanlardır.
Çiçeği ve kadını.
Yaşamımda belki de ilk kez, her şeyi sağlıklı bir insan gibi irdeledim. Eskisi gibi yalnızca heyecanın ve sabırsızlığın etkisiyle yorumlamadım. Yaşamımda belki de ilk olarak, korkmadan düşünebilmenin ne kadar olağanüstü bir duygu olduğunu hissettim. Ve belki de ilk olarak normal bir insan gibi hissetmenin ne kadar harika olabileceğini anladım. Dünya bir ezgiyle dönüyor ve vardığın her yerde soruyorsun : “ Buraya kanatlarıyla gelmiş birisi var mı?”
O da benim gibi doğallığını yitirmişti.
Bir şeyi saklamak ya da saklamak zorunda kalan kişinin gözlerinin doğal, özgür ve samimi bakması olanaksızdır.
Ancak şimdi gerçek açığa çıkmış, ve bu ikimizi de yüreğimizden yaralamıştı. İkimiz de çok şeyler ifade eden bu sözlerin ardından suskunlukla oturuyor, ve birbirimize bakmaktan çekiniyorduk. Sessizlik sanki havayı yarıp küçük odadaki masanın üzerine, tam aramıza çökmüştü. Bu sessizliğe belki bir dakika daha dayanabilirdik; ama daha sonra ya ikimiz de boğulacaktık ya da ikimizden biri, bir sözcükle bu öldürücü, boğucu baskıyı hafifletecekti.
Adın yaramdır. Adın yaramdır! Ve yaralar iyidir. Bir insanın ruhunu ancak yaralarından görebilirsin. Yara iyidir.
Yara, “Ben ölmedim!” demektir.
By Hedablidaİnsan haysiyetini boğazlayarak, kışın soğuk bir gününde, dilim bağlı, dört duvar arasına
koydular beni. Her adam kendi dünyasını yaşıyordu.
Bir kadına tutkundum o sıra. Onu en iyi tanıyanlar, elbette ki benden önce tanıyanlardır.
Çiçeği ve kadını.
Yaşamımda belki de ilk kez, her şeyi sağlıklı bir insan gibi irdeledim. Eskisi gibi yalnızca heyecanın ve sabırsızlığın etkisiyle yorumlamadım. Yaşamımda belki de ilk olarak, korkmadan düşünebilmenin ne kadar olağanüstü bir duygu olduğunu hissettim. Ve belki de ilk olarak normal bir insan gibi hissetmenin ne kadar harika olabileceğini anladım. Dünya bir ezgiyle dönüyor ve vardığın her yerde soruyorsun : “ Buraya kanatlarıyla gelmiş birisi var mı?”
O da benim gibi doğallığını yitirmişti.
Bir şeyi saklamak ya da saklamak zorunda kalan kişinin gözlerinin doğal, özgür ve samimi bakması olanaksızdır.
Ancak şimdi gerçek açığa çıkmış, ve bu ikimizi de yüreğimizden yaralamıştı. İkimiz de çok şeyler ifade eden bu sözlerin ardından suskunlukla oturuyor, ve birbirimize bakmaktan çekiniyorduk. Sessizlik sanki havayı yarıp küçük odadaki masanın üzerine, tam aramıza çökmüştü. Bu sessizliğe belki bir dakika daha dayanabilirdik; ama daha sonra ya ikimiz de boğulacaktık ya da ikimizden biri, bir sözcükle bu öldürücü, boğucu baskıyı hafifletecekti.
Adın yaramdır. Adın yaramdır! Ve yaralar iyidir. Bir insanın ruhunu ancak yaralarından görebilirsin. Yara iyidir.
Yara, “Ben ölmedim!” demektir.