
Sign up to save your podcasts
Or


Her satın alma kararının arkasında bir motivasyon yatar. İnsan bir ürüne veya hizmete para öderken sadece bir ihtiyacını karşılamaz, aynı zamanda bir motivasyonunu tatmin eder.
Sattığı ürünün bu dört motivasyondan hangisine hitap ettiğini bilen markaların bütün kararları tutarlı olur. Ne sattığını bilen marka, ürün tasarımından ambalajına, reklam dilinden satış noktası seçimine kadar her kararını bu bilgiyle alır.
Kitap: https://temelaksoy.com/kitaplar
Danışmanlık: https://temelaksoy.com/danismanlik
Yazılar: https://temelaksoy.com/yazilarim/
Hoşlanmak gibi son derece yalın ve basit bir duygu, insanın çoğu kararının arkasındaki asıl nedendir. Ama insana bir kararı hangi nedenle aldığı sorulduğunda herkes mantıksal açıklamalar öne sürer. Seçimlerimiz duygusaldır ama kendimize ve başkalarına yaptığımız açıklamalar mantıksaldır.
İnsan, büyük ölçüde duygularıyla karar alıp mantığıyla gerekçe üretir. İnsanın duyguları patron, mantığı basın sözcüsüdür.
Kitap: https://temelaksoy.com/kitaplar
Danışmanlık: https://temelaksoy.com/danismanlik
Yazılar: https://temelaksoy.com/yazilarim/
İnsan düşünmekten kaçınır ama her gün sayısız karar almak zorundadır. Bu kararların çoğunu Sistem 1’i kullanarak alır. Sistem 1 bütün bilgiyi toplamaz, elindeki eksik verilerle yetinir, boşlukları kendisi doldurur ve çok hızlı sonuca ulaşır. Bunu yaparken kendine özgü kısayollar kullanır.
Alışveriş davranışlarında insanın sıklıkla kullandığı kısayollar çoğu zaman insanı doğru karara ulaştırır ama bazen de yanıltır.
Kitap: https://temelaksoy.com/kitaplar
Danışmanlık: https://temelaksoy.com/danismanlik
Yazılar: https://temelaksoy.com/yazilarim/
İnsanlar Marka Seçerken Fazla Düşünmezler
İnsan ilk kez satın alacağı bir markayı seçerken düşünerek karar verir ama sonraki seferlerde bu kararı sorgulamak yerine tekrar aynı kararı vermeyi tercih eder.
İnsanların düşünmesi kedilerin yüzmesi gibidir. Yapabilirler ama hiç istemezler.
Kitap: https://temelaksoy.com/kitaplar
Danışmanlık: https://temelaksoy.com/danismanlik
Yazılar: https://temelaksoy.com/yazilarim/
Türk şirketleri neden marka olamıyor? Pazarlamayı yapmak için ürüne ihtiyaç var. Bu ürüne bir fiyat koymamız lazım. Bizim ürünümüzü, sattığımızı duyurmamız lazım. Bir de bunu satış kanallarında satışa sunmamız lazım. Pazarlamanın 4P'si diyorlar. Yani ürün, fiyat, dağıtım, iletişim diye nitelendiriyorlar.
Türk şirketleri, Türkiye sanayicileri, pazarlamayı bu iki tane unsuruyla sınırlı tutuyorlar. İyi ürün üretirsek, buna da iyi bir fiyat koyabilirsek, rekabetçi bir fiyat koyabilirsek, bunu satabiliriz diye düşünüyorlar. Evet, satabilirsiniz ama kendi markanızda satmanız zor. Bunu ancak böyle bir başka marka altında satabilirsiniz. İyi ürünü iyi fiyatla bir bayiye verirsiniz. Bu bayi bu ürünün tanıtımını yapar, satışını yapar. Eğer 4P'nin sadece ürününü ve fiyatını yaparsanız, çok iyi üretim yapan, çok iyi fiyat yapan bir fabrika sahibi ya da hizmet üreten bir yer olursunuz.
Kitap: https://temelaksoy.com/kitaplar
Danışmanlık: https://temelaksoy.com/danismanlik
Yazılar: https://temelaksoy.com/yazilarim/
Ürün mü yoksa marka mı daha önemlidir? Bir pazarlama danışmanı, bir marka danışmanı olarak tabii ki marka önemlidir diye düşünürüm. Ama bir koşulla: Eğer hizmet ya da ürün beklenen, vadedilen standartta değilse hiçbir reklamcı, hiçbir pazarlamacı, hiçbir danışman o markaya fayda sağlayamaz.
Her markanın kendi vaat ettiği ürünü ya da hizmeti müşterisine verebilmesi gerekiyor. Bu BİM için de geçerli, Louis Vuitton için de geçerli, bu Opel için de geçerli, BMW, Mercedes için de geçerli. En kalitelisi demek istemiyorum ama her marka, her ürün kategorisinde müşterisine bir ürün ya da bir hizmet vaat eder.
Kitap: https://temelaksoy.com/kitaplar
Danışmanlık: https://temelaksoy.com/danismanlik
Yazılar: https://temelaksoy.com/yazilarim/
Satmayan üründen marka olmaz. Bir girişimci kendi ofisinde ürününe bir isim ya da hizmetine bir isim, logo, renk, maskot, amblem seçerek o ürünü markalayabilir. Markaladıktan sonra piyasaya sürdüğünde aslında o ürün marka olmuş değildir. Marka yaratılmıştır ama marka olmamıştır. Bir ürünün, bir markanın marka olabilmesi, gücünü ispat edebilmesi için müşterilerinin hayatlarına girmesi lazım.
Pazarlama yaparken biz pazarlamayı, markayı sadece bir ürünün markalaması gibi algılarsak eğer, yani biz logosunu değiştirirsek bir markanın, o markayı daha güçlü kılarız gibi bir düşüncemiz olursa ya da bu markanın rengini değiştirirsem çok insan bunu tercih eder, markaya bir hikâye uydurabilirsem, markanın hikâyesi olursa reklamcı, pazarlamacı olarak markama hizmet etmiş olurum gibi bir anlayışta olursanız, aslında işin özünü kaçırıp işin dantel kısmıyla, süsleme kısmıyla ilgilenmek gibi bir yola sapmış olursunuz.
Kitap: https://temelaksoy.com/kitaplar
Danışmanlık: https://temelaksoy.com/danismanlik
Yazılar: https://temelaksoy.com/yazilarim/
İnsanlar markayı kalite ile eşdeğer görüyorlar. Bir marka ne kadar kaliteliyse o kadar markadır anlamına geliyor. Ama aslında kalite tek başına bir marka olmaya yetmez.
Son zamanlarda Türkiye'de çok duyduğum bir deyiş var. "Marangozluğun Vakko'sudur bizim Dursun abi" gibi laflar duyuyorum. Dursun abisinin marangozluğunun çok kaliteli olduğunu ifade etmek için oraya Vakko benzetmesi koyuyor. Vakko kaliteli markadır gibi anlatıyor. Evet, kalite bir marka içerisinde olabilir ama BİM kalite ifade etmez. Kalite iddiasında değildir. BİM gerçek bir markadır. LC Waikiki Türkiye'nin orta kesimine hitap eden bir markadır. Ama çok büyük bir markadır. Vakko'dan daha büyük bir markadır. Vakko kadar kaliteli değildir ama Vakko'dan daha büyük bir markadır. Eğer bir marka çok insanın hayatına giriyorsa o güçlü bir markadır.
Kitap: https://temelaksoy.com/kitaplar
Danışmanlık: https://temelaksoy.com/danismanlik
Yazılar: https://temelaksoy.com/yazilarim/
Sahibi bir isim koymasa bile insanlar ürüne bir isim koyarlar. Sahibi bir algı oluşturmak istemese bile bir anlam atfederler. Ne yaparsanız yapın, markasız olmaz, algısız da olmaz.
1847 yılında Amerika'da, Teksas'ta bir hukukçu olan Samuel Maverick, komşusundan borcunu alamadığı için ondan dört yüz tane sığır almış. O zamanlar Amerika'da sığırların üzerine sahipleri baş harflerini dağlıyorlarmış ki kendi sığırları belli olsun. Bu, markanın çıkış hikâyesidir aynı zamanda.
Kitap: https://temelaksoy.com/kitaplar
Danışmanlık: https://temelaksoy.com/danismanlik
Yazılar: https://temelaksoy.com/yazilarim/
Pazarlamacılar, şirket sahipleri ve reklamcılar markaların içinde yaşadıkları için kendi markalarının müşterilerin hayatında çok önemli olduğunu düşünür. Müşteri tarafından bakınca gerçek farklı: marka, bir kategoride satın alınabilecek seçeneklerden yalnızca biridir.
Kitap: https://temelaksoy.com/kitaplar
Danışmanlık: https://temelaksoy.com/danismanlik
From the publisher's feed