
Sign up to save your podcasts
Or


Kıbleden esen yelin kemerler arasında ıslık çaldığı
Bu beyaz avlularda, söyleyin, o çılgın nar ağacı mı?
Nar dolu kahkahalar atarak aydınlıkta sıçrayan
Rüzgârın inadıyla, fısıltıyla; söyleyin, o çılgın nar ağacı mı,
Şafakta yeşeren yapraklarının ışıltısıyla
Bir zafer sevincinin renklerini coşturan?
Çayırda çıplak kızlar sarışın kollarıyla
Yeşil yoncaları biçmek için uyandıklarında,
Söyleyin,
O çılgın nar ağacı mı dünyanın bulutlu gökleriyle savaşan?
Kendini kıskançlıkla yedi tür tüyle süsleyip,
Ölümsüz güneşin bin bir rengine büründüğü gün,
Söyleyin, o çılgın nar ağacı mı,
Kaçmaya kalkan atın yüz kamçılı yelesine sarılan?
Hiç acınma, hiç yakınma bilmeden,
Söyleyin, o çılgın nar ağacı mı ufuktan şimdi doğan bir umudu haykıran?
Bize uzaktan,
Serin alevli yaprakların mendilini sallayan,
Doğum sancısı içinde bin bir geminin,
Bin bir kere yükselip alçalan dalgaları
Söyleyin, o çılgın nar ağacı mı, havanın saydamlığında donanıp gıcırdayan?
Başı taa havalarda, ışıyan ve övünen mor salkımlarla,
Tehlikelere açık,
Söyleyin, o çılgın nar ağacı mı dünyanın orta yerinde şeytanın fırtınasını ışıkla parçalayan?
Ve günün, üzeri türkülerle işli sırmalı örtüsünü boydan boya yayan?
Söyleyin, o çılgın nar ağacı mı günün ipek giysilerinden bir anda soyunup kurtulan?
Söyleyin, ilkin büzgülü etekleriyle Nisan'ın,
Sonra yaz şenliğinin ağustosböcekleriyle gülüp oynayan,
Öfkelenen,
Her türlü gözdağını kara kötülükten arıtıp,
Güneşin kucağına esrik kuşlarını serpen,
Söyleyin, o çılgın nar ağacı mı bu?
Her şeyin,
En gizli düşlerimizin bile üstüne kanat geren?
By HedablidaKıbleden esen yelin kemerler arasında ıslık çaldığı
Bu beyaz avlularda, söyleyin, o çılgın nar ağacı mı?
Nar dolu kahkahalar atarak aydınlıkta sıçrayan
Rüzgârın inadıyla, fısıltıyla; söyleyin, o çılgın nar ağacı mı,
Şafakta yeşeren yapraklarının ışıltısıyla
Bir zafer sevincinin renklerini coşturan?
Çayırda çıplak kızlar sarışın kollarıyla
Yeşil yoncaları biçmek için uyandıklarında,
Söyleyin,
O çılgın nar ağacı mı dünyanın bulutlu gökleriyle savaşan?
Kendini kıskançlıkla yedi tür tüyle süsleyip,
Ölümsüz güneşin bin bir rengine büründüğü gün,
Söyleyin, o çılgın nar ağacı mı,
Kaçmaya kalkan atın yüz kamçılı yelesine sarılan?
Hiç acınma, hiç yakınma bilmeden,
Söyleyin, o çılgın nar ağacı mı ufuktan şimdi doğan bir umudu haykıran?
Bize uzaktan,
Serin alevli yaprakların mendilini sallayan,
Doğum sancısı içinde bin bir geminin,
Bin bir kere yükselip alçalan dalgaları
Söyleyin, o çılgın nar ağacı mı, havanın saydamlığında donanıp gıcırdayan?
Başı taa havalarda, ışıyan ve övünen mor salkımlarla,
Tehlikelere açık,
Söyleyin, o çılgın nar ağacı mı dünyanın orta yerinde şeytanın fırtınasını ışıkla parçalayan?
Ve günün, üzeri türkülerle işli sırmalı örtüsünü boydan boya yayan?
Söyleyin, o çılgın nar ağacı mı günün ipek giysilerinden bir anda soyunup kurtulan?
Söyleyin, ilkin büzgülü etekleriyle Nisan'ın,
Sonra yaz şenliğinin ağustosböcekleriyle gülüp oynayan,
Öfkelenen,
Her türlü gözdağını kara kötülükten arıtıp,
Güneşin kucağına esrik kuşlarını serpen,
Söyleyin, o çılgın nar ağacı mı bu?
Her şeyin,
En gizli düşlerimizin bile üstüne kanat geren?