
Sign up to save your podcasts
Or


“Bir kereye mahsus yaşanan her an, kendi hatasını bir daha düzeltilemeyecek biçimde
içinde barındırır”
Bana kanatlarımı bıraktırdılar,
Bana ihaneti öğrettiler.
Başka haber yok.
İkiye bölünmüş bir bütün gibi yaşadım
Bir yanım, öbür yanıma düşman
Sağımda kızgın kumlar gezdirdim
Solum üşüyor eski bir anıdan...
Mum: alıngan. Kendi ateşiyle kendini yok eden yumuşakça.
Erimek üzere varsın, kaderine inanırsın.
Ölürken fark edilmez, ışığın solduğu zamansın.
Bütünlüğünü yitirişinden ölür bir mum...
Ve insan, acıdan ölür bir gün.
Yüzümde taşıdığım kuyu, soğuk iklim,
Ağır yaprak, tenimde durup dönüp dokunduğum yük
Yağmurun aramıza çektiği perdeyi yırtıyorum...
Geçiriyorum göğsümdeki uykunun sarmaşığından
Birazdan dünya beni unutacak...
Ben onu anlamıyorum...
Soğuk iklim,
Durup dokunduğum...
Dönüp seni ben de unutacağım.
Sabahın karşısında konuşmak ne zor!
İncecik kül gibi kalıyorsun,
Dağ, susmaya giden yolu biliyor
Sen bilmiyorsun
Taş yarılıyor, bir çiçek için yol veriyor
Kısacık konuşuyor çiçek:
”Dünya” diyor.
Yeryüzü karşısında konuşmak ne zor...
Derin denizlerle, soğuk denizlerle
Tuzla, dalgayla boğuştuydum ben...
Kendi içine kıvrılmış, rüyasını unutmuş
İnsan ölüyorsa, acıdan ölür bir gün
Kendine bir daha uğrayamadığından,
Koyduğu yerde durmayışındandır hayatın
Hatanın dönüşsüz oluşundandır...
Bütünlüğünü yitirişinden ölür bir mum
Ve insan, kanatlarından ayrılır bir gün...
By Hedablida“Bir kereye mahsus yaşanan her an, kendi hatasını bir daha düzeltilemeyecek biçimde
içinde barındırır”
Bana kanatlarımı bıraktırdılar,
Bana ihaneti öğrettiler.
Başka haber yok.
İkiye bölünmüş bir bütün gibi yaşadım
Bir yanım, öbür yanıma düşman
Sağımda kızgın kumlar gezdirdim
Solum üşüyor eski bir anıdan...
Mum: alıngan. Kendi ateşiyle kendini yok eden yumuşakça.
Erimek üzere varsın, kaderine inanırsın.
Ölürken fark edilmez, ışığın solduğu zamansın.
Bütünlüğünü yitirişinden ölür bir mum...
Ve insan, acıdan ölür bir gün.
Yüzümde taşıdığım kuyu, soğuk iklim,
Ağır yaprak, tenimde durup dönüp dokunduğum yük
Yağmurun aramıza çektiği perdeyi yırtıyorum...
Geçiriyorum göğsümdeki uykunun sarmaşığından
Birazdan dünya beni unutacak...
Ben onu anlamıyorum...
Soğuk iklim,
Durup dokunduğum...
Dönüp seni ben de unutacağım.
Sabahın karşısında konuşmak ne zor!
İncecik kül gibi kalıyorsun,
Dağ, susmaya giden yolu biliyor
Sen bilmiyorsun
Taş yarılıyor, bir çiçek için yol veriyor
Kısacık konuşuyor çiçek:
”Dünya” diyor.
Yeryüzü karşısında konuşmak ne zor...
Derin denizlerle, soğuk denizlerle
Tuzla, dalgayla boğuştuydum ben...
Kendi içine kıvrılmış, rüyasını unutmuş
İnsan ölüyorsa, acıdan ölür bir gün
Kendine bir daha uğrayamadığından,
Koyduğu yerde durmayışındandır hayatın
Hatanın dönüşsüz oluşundandır...
Bütünlüğünü yitirişinden ölür bir mum
Ve insan, kanatlarından ayrılır bir gün...