Fluent Fiction - Turkish

Crafting Memories: A Gift That Bridges Past and Present


Listen Later

Fluent Fiction - Turkish: Crafting Memories: A Gift That Bridges Past and Present
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2024-12-07-08-38-20-tr

Story Transcript:

Tr: Antalya'da kış ayıydı.
En: It was winter in Antalya.

Tr: Hava serindi ama sokak pazarı, her zamanki gibi, cıvıl cıvıldı.
En: The weather was cool, but the street market was as lively as ever.

Tr: Elif, kalın atkısını sıkıca boynuna dolayarak pazara girdi.
En: Elif entered the market, wrapping her thick scarf tightly around her neck.

Tr: Küçükken ağabeyi Kerem ile bu sokaklarda koşma günleri aklına geldi.
En: The days when she ran through these streets with her brother Kerem when they were younger came to her mind.

Tr: Şimdi Kerem'i uzun yıllar sonra Antalya'da ağırlayacaktı.
En: Now, she was going to host Kerem in Antalya after many years.

Tr: Yanında nişanlısı Leyla da olacaktı.
En: His fiancée Leyla would also be with him.

Tr: Elif, pazardaki renkli dükkanlara bakarak yürüdü.
En: Elif walked through the market looking at the colorful shops.

Tr: Narenciye kokuları havada gezinirken, baharat tezgahlarından yayılan kokular iştah açıcıydı.
En: While the scent of citrus lingered in the air, the aromas coming from the spice stalls were mouthwatering.

Tr: Elif, kalabalıkta ilerlerken Kerem'e ve Leyla'ya nasıl bir hediye alacağına karar verememenin telaşını yaşıyordu.
En: As she moved through the crowd, she felt the anxiety of not being able to decide on a gift for Kerem and Leyla.

Tr: Bir tezgah önünde durdu.
En: She stopped in front of a stall.

Tr: İşlemeli ahşap oymalar sergileniyordu.
En: Ornamental wooden carvings were on display.

Tr: Gözleri, geleneksel bir Türk sahnesini resmeden bir oymaya takıldı.
En: Her eyes fell on a carving depicting a traditional Turkish scene.

Tr: Pazar esnafı, güler yüzüyle Elif'e doğru eğildi ve oyma ile ilgili hikayeyi anlatmaya başladı.
En: The market vendor, with a friendly smile, leaned toward Elif and began to tell the story about the carving.

Tr: “Bu oyma, Anadolu'daki köy yaşamını anlatır.
En: "This carving tells the story of village life in Anatolia.

Tr: Her biri ayrı bir hikaye saklar içinde,” dedi satıcı.
En: Each one holds a different story within," said the vendor.

Tr: Elif, oyma tasvirin detaylarını büyük bir ilgiyle inceledi.
En: Elif examined the details of the carving with great interest.

Tr: Satıcının anlattıkları, oyma ile aralarında duygusal bir bağ kurmasına neden oldu.
En: What the vendor shared caused her to form an emotional connection with the carving.

Tr: Elif, sonunda kararını verdi.
En: Elif finally made her decision.

Tr: Bu hediye, geçmişi ve geleceği bir arada taşıyordu.
En: This gift carried both the past and the future together.

Tr: Kerem'e çocukluklarını hatırlatacak, Leyla'ya ise onların köklerini anlatacaktı.
En: It would remind Kerem of their childhood and tell Leyla about their roots.

Tr: Elif, satıcıya teşekkür ederek ahşap oymayı dikkatlice sardı ve çantasında güvenle yerleştirdi.
En: Thanking the vendor, she carefully wrapped the wooden carving and placed it securely in her bag.

Tr: Kerem ve Leyla, Antalya'ya geldiklerinde güneşli fakat serin bir kış günüydü.
En: When Kerem and Leyla arrived in Antalya, it was a sunny but cool winter day.

Tr: Elif, onları evinde ağırlamaktan son derece mutluydu.
En: Elif was extremely happy to host them at her home.

Tr: Yemeklerin ardından hediye zamanına geldi.
En: After the meals, it was time for gifts.

Tr: Elif, nazik bir şekilde oymayı Kerem ve Leyla'ya uzattı.
En: Gently, Elif handed the carving to Kerem and Leyla.

Tr: Kerem, hediyeyi açtığında gözleri parladı.
En: When Kerem opened the gift, his eyes sparkled.

Tr: Elif'in düşünceliliği ve uygun bir seçim yaptığı belliydi.
En: It was clear that Elif's thoughtfulness and choice were perfect.

Tr: Leyla, bu özel hediyeyi anlamış, Elif'e sarılarak teşekkür etmişti.
En: Leyla understood this special gift and hugged Elif, thanking her.

Tr: Elif o an, değişimin eski anıları silmediğini, aksine onlara yenilerini kattığını anladı.
En: At that moment, Elif realized that change does not erase old memories; in fact, it adds new ones to them.

Tr: Yeni başlangıçlar, geçmişi daha da anlamlı kılıyordu.
En: New beginnings made the past even more meaningful.

Tr: Üçü de gülümsüyordu, bu anı kendine emanet etti.
En: All three were smiling, entrusting this moment to themselves.

Tr: Elif, ailesinin hayatındaki yeni sayfayı kucaklamayı öğrendi.
En: Elif learned to embrace the new chapter in her family's life.

Tr: Artık yalnızca geçmişin tatlı hatıralarında yaşamıyorlardı, aynı zamanda birlikte yeni anılar da biriktiriyorlardı.
En: They were no longer living only in the sweet memories of the past; they were also creating new ones together.


Vocabulary Words:
  • wrapping: dolarak
  • thick: kalın
  • scarf: atkı
  • linger: gezinmek
  • anxiety: telaş
  • ornamental: işlemeli
  • carvings: oymalar
  • depicting: resmeden
  • vendor: satıcı
  • leaned: eğildi
  • village: köy
  • scenes: sahneler
  • examined: inceledi
  • emotional: duygusal
  • connection: bağ
  • wrapped: sardı
  • sparkled: parladı
  • thoughtfulness: düşüncelilik
  • embrace: kucaklamak
  • chapter: sayfa
  • gently: nazikçe
  • roots: kökler
  • hugged: sarılmak
  • realized: anladı
  • meaningful: anlamlı
  • entrusting: emanet etmek
  • tightly: sıkıca
  • stall: tezgah
  • mouthwatering: iştah açıcı
  • securely: güvenle
...more
View all episodesView all episodes
Download on the App Store

Fluent Fiction - TurkishBy FluentFiction.org