Kesişimsellik, kesişimsel feminizm, kesişimsel reklamcılık, sinemada kesişimsellik… Amerikalı feminist akademisyen Kimberlé Crenshaw’un öne sürdüğü “kesişimsellik” (intersectionality), 1990’lı yıllardan itibaren feminist çalışmalarda tartışılmaya başlandı. Bireyin toplumsal deneyiminde cinsiyetin tek etken olarak değerlendirilemeyeceğini belirten kesişimsellik, kadınların ve erkeklerin sınıfsal, ırksal, dinsel, kültürel, cinsel, bedensel, yaş ve görünüm eksenli farklılaşan kimliklerine odaklandı. Günümüzde reklamcılık, gazetecilik ve sinema başta olmak üzere medyanın pek çok alanında karşımıza çıkan bir olgu olarak kesişimsellik, daha kapsayıcı ve çoğulcu temsil imkanlarını sorgulamamızı sağlıyor. CultPost’un dördüncü bölümünde kesişimsellik kavramını medya ve popüler kültür bağlamında ele alıyorum.