
Sign up to save your podcasts
Or


Sözün bütün kanatlarını kırdım.
İnsanlar bakıyorlar bana.
Gözlerinin izi kalıyor yüzümde.
Artık zamanın geçtiğini hissediyorum
Payıma düşen anın, tarihin yapraklarından olduğunu hissediyorum
Benim saçlarımla, şu üzgün yabancının elleri arasında
Aldatıcı bir mesafe masası olduğunu hissediyorum.
Ömrümden kırk tane yaz,
Sonbahar,
Kırk tane ilkbahar geçti.
Mevsimler biz çok hissedemeden, içimize sirayet etmesini izlemeden, gözleyemeden geçip gitti.
Ruh yaşım, kemik yaşımın önüne geçti böylece.
Büyümeden yaşlanmak diye bir şey var. Bazen sadece eksik bir dokunuşa bakar.
Ben seninle, dünyanın daha güzel bir yer olduğuna inanmıştım.
Bak, bu asıl bu yaşamaktır!
Aşk, çok kısa cümlelerin içine sığan bir şey.
Aşk, bulunması zor bir Hint kumaşı gibi.
Aşk, kayıp bir kıta gibi.
Aşk, bir halı deseni...Baktıkça başkalaşan.
Aşk, senin gülüşünü hiçbir yerde bulamamak.
Aşk, gecenin köründe nöbetçi eczane aramak gibi.
Aşk, dışarıdan gördüklerin değil.
Hani ıssız bir yoldan geçerken,
Hani bir korku duyar ya insan,
Hani bir şarkı söyler içinden,
İşte öyle bir şey...
Bırakmamalıyız birbirimizi asla
Aynı bulutlar gibi
Kağıtlar gibi,
Elmayla kabuğu gibi sarılmalıyız birbirimize
Yürürken, aniden durup sarılmalıyız
Ayrıca otururken de...
Hatta birbirimizin sözünü kesip, sarılmalıyız...
Çünkü sana sarılmak,
Dünyanın bana yaptığı bütün kötülüklerin özrü gibi
Sonuna kadar değer...
Kokun üstüme sinene dek,
Senin gibi kokana dek sarıl bana.
Gayet hür biçimde,
Ölelim sarılmaktan...
Çünkü aşk, fena halde sana benzer.
Şimdi sana çarpan bu kalp, otomatik kapı değil. Ayakta duran yolcuya çarpmaz.
Sen fena halde aşka benziyorsun,
Dünyadaki en güzel coğrafya, senin yanın.
Şimdi bana haritadan bir yer seç deseler, ben yine senin yanını seçerim. Belki de bu bir seçim değil...Tutsaklık. Sende kaybettiğim ruhumun, beni çağırması gibi bir şey.
Biz nasıl, yeni bir zaman yaratacağız?
Biz nasıl, çürümeden arınacağız?
Biz nasıl gözyaşımızla güzelleşeceğiz?
Biz nasıl masalları sevecek,
Kendi şarkımızı söyleyeceğiz?
Ne yaparsam yapayım, mutluluğu bile, ölmek için isteyen birine engel olamayacağımı biliyorum.
İnsan insana nefes de olabilir, nefesini kesen sızı da.
İnsan, insanın umudu da olabilir, ömür boyu kapanmayan yarası da.
Olsa da, olmasa da inanıyorum ben.
Biri gelecek ve beni düştüğüm bu uçsuz bucaksız uçurumumdan çekip kurtaracak.
Umut olacak bana...Benim sana olduğum gibi.
Sevmeyi öğretecek bana...Benim sana öğrettiğim gibi.
Gelecek...Gelmeli.
Çünkü çok zor. Ve ben yapamıyorum.
Sabah Uykum- Ahmet Batman/ Eve Döner İnsan Hep- Ali Bayam/ Biz Nasıl?- Şükrü Erbaş
By HedablidaSözün bütün kanatlarını kırdım.
İnsanlar bakıyorlar bana.
Gözlerinin izi kalıyor yüzümde.
Artık zamanın geçtiğini hissediyorum
Payıma düşen anın, tarihin yapraklarından olduğunu hissediyorum
Benim saçlarımla, şu üzgün yabancının elleri arasında
Aldatıcı bir mesafe masası olduğunu hissediyorum.
Ömrümden kırk tane yaz,
Sonbahar,
Kırk tane ilkbahar geçti.
Mevsimler biz çok hissedemeden, içimize sirayet etmesini izlemeden, gözleyemeden geçip gitti.
Ruh yaşım, kemik yaşımın önüne geçti böylece.
Büyümeden yaşlanmak diye bir şey var. Bazen sadece eksik bir dokunuşa bakar.
Ben seninle, dünyanın daha güzel bir yer olduğuna inanmıştım.
Bak, bu asıl bu yaşamaktır!
Aşk, çok kısa cümlelerin içine sığan bir şey.
Aşk, bulunması zor bir Hint kumaşı gibi.
Aşk, kayıp bir kıta gibi.
Aşk, bir halı deseni...Baktıkça başkalaşan.
Aşk, senin gülüşünü hiçbir yerde bulamamak.
Aşk, gecenin köründe nöbetçi eczane aramak gibi.
Aşk, dışarıdan gördüklerin değil.
Hani ıssız bir yoldan geçerken,
Hani bir korku duyar ya insan,
Hani bir şarkı söyler içinden,
İşte öyle bir şey...
Bırakmamalıyız birbirimizi asla
Aynı bulutlar gibi
Kağıtlar gibi,
Elmayla kabuğu gibi sarılmalıyız birbirimize
Yürürken, aniden durup sarılmalıyız
Ayrıca otururken de...
Hatta birbirimizin sözünü kesip, sarılmalıyız...
Çünkü sana sarılmak,
Dünyanın bana yaptığı bütün kötülüklerin özrü gibi
Sonuna kadar değer...
Kokun üstüme sinene dek,
Senin gibi kokana dek sarıl bana.
Gayet hür biçimde,
Ölelim sarılmaktan...
Çünkü aşk, fena halde sana benzer.
Şimdi sana çarpan bu kalp, otomatik kapı değil. Ayakta duran yolcuya çarpmaz.
Sen fena halde aşka benziyorsun,
Dünyadaki en güzel coğrafya, senin yanın.
Şimdi bana haritadan bir yer seç deseler, ben yine senin yanını seçerim. Belki de bu bir seçim değil...Tutsaklık. Sende kaybettiğim ruhumun, beni çağırması gibi bir şey.
Biz nasıl, yeni bir zaman yaratacağız?
Biz nasıl, çürümeden arınacağız?
Biz nasıl gözyaşımızla güzelleşeceğiz?
Biz nasıl masalları sevecek,
Kendi şarkımızı söyleyeceğiz?
Ne yaparsam yapayım, mutluluğu bile, ölmek için isteyen birine engel olamayacağımı biliyorum.
İnsan insana nefes de olabilir, nefesini kesen sızı da.
İnsan, insanın umudu da olabilir, ömür boyu kapanmayan yarası da.
Olsa da, olmasa da inanıyorum ben.
Biri gelecek ve beni düştüğüm bu uçsuz bucaksız uçurumumdan çekip kurtaracak.
Umut olacak bana...Benim sana olduğum gibi.
Sevmeyi öğretecek bana...Benim sana öğrettiğim gibi.
Gelecek...Gelmeli.
Çünkü çok zor. Ve ben yapamıyorum.
Sabah Uykum- Ahmet Batman/ Eve Döner İnsan Hep- Ali Bayam/ Biz Nasıl?- Şükrü Erbaş