
Sign up to save your podcasts
Or


“İşte şimdi çayırı geçiyor, umursamazlıkla salınarak bizi kandırmaya çalışıyor. İşte yokuşa geldi, görünmediğini sanıyor; yumruklan önünde sıkılı, koşmaya başlıyor. Mendilinin düğümüne batıyor tırnakları. Kayın ormanının kuytuluğuna yöneliyor. Kollarını açıyor yaklaştıkça, gölgeliklere dalıyor yüzücü gibi. Koşmaktan, gölgelerden göremez oluyor, ağaçların altına, köklerin içine atıyor kendisini, ışığın içeri dışarı, içeri dışarı çırpındığı yere. Dallar sallanıyor. Kışkırtma var burada, sıkıntı var. Üzünç var. Işık kırık dökük. Acı var burada. Kökler iskelet olmuş yerde, köşelerine yığılı ölü yapraklarla. Susan acısını yere yaydı. Kayın ağaçlarının kökleri üzerine serili mendili; hıçkırıyor, düştüğü yerde iki büklüm oturmuş.”
By Hedablida“İşte şimdi çayırı geçiyor, umursamazlıkla salınarak bizi kandırmaya çalışıyor. İşte yokuşa geldi, görünmediğini sanıyor; yumruklan önünde sıkılı, koşmaya başlıyor. Mendilinin düğümüne batıyor tırnakları. Kayın ormanının kuytuluğuna yöneliyor. Kollarını açıyor yaklaştıkça, gölgeliklere dalıyor yüzücü gibi. Koşmaktan, gölgelerden göremez oluyor, ağaçların altına, köklerin içine atıyor kendisini, ışığın içeri dışarı, içeri dışarı çırpındığı yere. Dallar sallanıyor. Kışkırtma var burada, sıkıntı var. Üzünç var. Işık kırık dökük. Acı var burada. Kökler iskelet olmuş yerde, köşelerine yığılı ölü yapraklarla. Susan acısını yere yaydı. Kayın ağaçlarının kökleri üzerine serili mendili; hıçkırıyor, düştüğü yerde iki büklüm oturmuş.”