Delal Dara Kılınç

Delal Dara Kılınç

By Delal Dara KılınçMusic
Download on the App Store

Delal Dara Kılınç episodes

  • “Dullar Köyü”, “Şişman Adam” ve “Küçük Çocuk”
    “Dullar Köyü”, “Şişman Adam” ve “Küçük Çocuk”
    ATOM BOMBASI PATLARSA NE OLUR?
    Isı o kadar yüksek olacak ki (yaklaşık 300.000 derece); önce deriniz yanarak eriyecek, sonra gözleriniz ve kulaklarınız eriyip akıp buharlaşacak; ilk anda hissedeceğiniz yüz binlerce derecelik bu ısı sizi haşlayacak ve tamamen buharlaştıracak… Vücudunuzda bulunan kan ve su gibi bütün sıvılar bir anda kaynar hale dönecek içinizde… ABD’nin ikinci dünya savaşında Japonya’ya karşı kullandığı atom bombasının ilk etki çemberinde gözlenen sonuç buydu işte... Bombanın patladığı merkezin etrafında en yakın çemberdeki her şey ortaya çıkan ısının etkisiyle tamamen eriyor, buharlaşıyor.
    Gelin önce bazı nükleer bombalara dair birimleri açıklayalım. Bir ton 1000 kilogram demektir.
    Bir kiloton 1 MİLYON kilogram demektir.
    1 megaton ise 1 MİLYAR kilogram demektir.
    Bu arada bir kiloton TNT’yi, YANİ 1 MİLYON kg TNT’yi
    her kenarı 8,46 metre olan bir küp olarak görselleştirilebilirsiniz kafanızda.
    Kenar uzunluğu her yönde 9 metre olan bir oda gibi düşünün ve tamamen patlayıcı dolu.
    1 megaton patlayıcı için ise o odalardan bin taneyi bir arada düşünün. Ve onun bir anda patladığını.
    Şimdi de, yüzeyde patlatılan 1 megaton’luk bir atom bombasınınyarattığı çarpıcı etkileri merkezden dışarı doğru çember çember anlatan şu bilgilere bir bakalım beraber;
    “1.Daire (merkez): 120 m. Genişliğinde, 360 m. Derinliğinde bir krater açılır ve her şey “yok” olur.
    2.Daire (1,3 km):Saniyenin onda birinde her şey; insanlar, yapılar, araçlar, binlerce ton toprak, moloz yığını ateş topu içinde “yok” olur.
    3.Daire (1,3 km-3,2 km):İnsanların %98’i ölür. Saatte hızı 800 km olan kasırgalar oluşur, betonarme binalar bile yanar.
    4.Daire (3,2 km-4,8 km):Elbiseler, tahtalar, kâğıtlar uçuşur. İnsanların %50’si hemen, geriye kalanların da %40’ı sonra ölür.
    5.Daire (4,8 km-9 km): İnsanların %50’si ölür veya yaralanır, evler yıkılır, sığınaklar birer fırına dönüşür.
    6.Daire (9 km-24 km): Açıktaki insanlar yanar ya da kör olur. 500 km2’lik bir alan harap olur.
    Ayrıca radyoaktif serpinti, ilk anda, 1000 km2’lik bir alanı insanlar için öldürücü yapar. Daha sonra, rüzgârla zehirlenen alan –ki insanlarda kanser, genetik bozukluklar, vs. yaratır- 50000 km2’yi bulur.” (Kaynak: https://www.ttb.org.tr/eweb/savas/12....)
    “Manhattan Projesi, nükleer silah üretmek üzere II. Dünya Savaşı sırasında ABD, Kanada ve İngiltere tarafından başlatılan projedir. Projenin bilimsel başkanlığını fizikçi Robert Oppenheimer, askeri başkanlığını ise General Leslie R. Groves üstlenmiştir. Proje başarıyla(!) sonuçlanmış, 16 Temmuz 1945 tarihinde Trinity adı verilen denemede, dünyanın ilk nükleer bombası New Mexico eyaletinin Alamogordo kenti yakınlarında patlatılmıştır.
    Kanada'da, proje kapsamında, Port Radium'daki El Dorado Maden Ocağı’nda hiçbir önlem alınmadan ve radyoaktif bilgilendirme yapılmadan, 1942 yılından 1960 yılına kadar çalıştırılan ve bez çuvallarla radyoaktif cevher taşıttırılan Deline (Délıne) kabilesinden Kızılderili Sahtu’lar arasında kanser sonucu ölümler baş göstermiş; Deline köyünün bütün yetişkin erkekleri ölmüş ve köyün adı "Dullar Köyü" (Village of Widows) olarak anılmaya başlanmıştır. 1999 yılında Peter Blow tarafından yapılan “Village of Widows” adlı belgesel filmde Sahtu’ların maruz kaldıkları radyoaktif dehşet belgelenmiştir.”(Kaynak: Wikipedia)
    Bu proje ile nükleer silah geliştirmiş olan Amerika Birleşik Devletleri, 6 Ağustos 1945'te Hiroşima'ya dünyanın ilk atom bombası "Little Boy" (Küçük Çocuk)'u atarak 140.000'den fazla insanı katlettikten yalnızca üç gün sonra, 9 Ağustos 1945'te dünyanın ikinci ve öncekine göre 1,5 kat daha yıkıcı atom bombası “Fat Man” (Şişman Adam)'i atarak ilk anda 74.000'den fazla insanı katletmiştir.
    Nagasaki genel olarak dağlık bir bölgedir ve yerleşim yerleri daha çok; dağlar arasındaki derelerde kurulmuş olduğu için Hiroşima'ya nazaran ölü sayısı daha az olmuştur.
    Çok değil yaklaşık 80 yıl önce yaşandı bütün bu yaşananlar. Sonra ne mi oldu? Dünyanın hemen tüm ülkele
    9 min
  • Petrol, Doğal Gaz, Gaz Hidrat, Kaya Gazı ve Rusya Ukrayna Savaşı
    Fosil Yakıtlar; Doğal Gaz, Gaz Hidrat, Kaya Gazı ve Rusya Ukrayna Savaşı
    Modern insanın yaşamı tamamen enerji bağımlıdır. Bir an için petrol doğal gaz kömür; nükleer kaynaklı enerji; ya da yenilenebilir enerji kaynaklarının olmadığını ve bunlardan elde edilen elektriğin olmadığını düşünün. Telefonunuzu şarj etmekten evlerinizi ısıtmaya; hastanelerde sağlık tesislerinde verilen hizmetten tutun ülke savunmalarına kadar hayat tamamen ve her şeyiyle durur. Enerji yoksa hayat yoktur.
    Nükleer enerjide füzyon ve fisyon enerjisi diye iki farklı biçimde enerji elde edilmesi söz konusudur. Yenilenebilir enerji ise; rüzgar gülleri, güneş enerjisi panelleri vb daha bir çok gelişmekte olan enerji biçimidir. Bu arada bir enerji formunun yenilebilir olması için insan yaşamı boyunca birden fazla kez dönüşümlü şekilde enerji kaynağı olarak hizmet etmesi gerekir. Örneğin kömür yandıktan sonra ortaya çıkan kül bir kez daha yakılarak elde edilemeyeceği için; o bir tür yenilebilir enerji formu olarak adlandırılmaz.
    Fosil kaynaklı enerji ise üzerinde yıllardır yapılan tartışmalara rağmen hala en gözde ve en çok kullanılan enerji kaynağıdır. Fosil yakıtların tüketilmesi sonrası atmosfere salınan zararlı gazlar; fosil yakıtlar üzerinde yıllardır dünyada süren güç ve egemenlik mücadeleleri bu yakıtların hikayesinde sürekli tartışılagelmiştir.
    Fosil yakıtlar dünyanın gelişimi boyunca milyonlarca yıl içinde Ölmüş olan hayvan bitki insan gibi canlı organizmaların tamamen oksijensiz ortamda toprak altında ya da suyun altında milyonlarca yıl boyunca çözülmesi ile oluşur. Fosil yakıtlara mineral yakıt da denir. Bu tür yakıtlar hidrokarbon ve yüksek oranlarda karbon içeren doğal enerji kaynaklarıdır. Bugün için başlıca fosil yakıt kaynakları kömür, petrol ve türevleri, doğal gaz, kaya gazı ve son yıllarda daha çok gündeme gelen gaz hidrattır.
    Petrol ve ürünleri türevleri bugün artık hayatımızın çok içerisinde yer alıyor zaten. Otomobil lastiklerinden tutun, makine yağlarına, araçlarımızda kullandığımız hatta ısınma için kullandığımız gaz, motorin, benzin gibi yakıtlara kadar bir çok şey sayılabilir…
    Kömür ise zaten binlerce yıldır insan oğluna eşlik eden temel bir yakıttır. Siyah elmas diye de adlandırılan bu yakıt türü üzerinde sanat camiasında bile üretilmiş bir çok film, kitap, tiyatro vs rastlamak mümkündür. Bu arada kömür de elmas da karbon atomlarından yapılmış olmasına ve yapıları çok yüksek miktarda benzerlik göstermesine rağmen biri ışıl ışılken diğeri içerisinden zerre ışık geçirmez.
    Peki doğal gaz ya da; doğal gazlar?Peki bu üç gaz türü arasındaki fark kısaca ve ana hatlarıyla nedir?
    Çok ana hatlarıyla şöyle canlandırabiliriz kafamızda: en altta sıvı halde petrol varsa onun üzerinde doğal gaz ve su var. Bazen bir fosil yakıt havzasında alanında petrolün direkt üzerinde değil de başka bir alanda da toplanmış halde gaz alanları olabilir. İkisi de günümüzde doğal gaz olarak tanımlanıyor. Fosil yakıtların oluşumu esnasında bu yer kabuğu tabakaları içerinde petrolün yanısıra oluşan gaz bazen sadece tek başına gaz olarak bulunmayıp; üzerindeki çok yoğun bası etkisi ile civarındaki kayaçların yani killi toprak yapılarının içerisine sıkışıp orada depolanabiliyor. Buna kaya gazı deniyor. Eğer fosilleşme gerçekleşirken ortaya çıkan bu gaz civardaki suyun su moleküllerinin içerisine sıkışıp depolanırsa buna da gaz hidrat deniyor. Öyle ki gazın suya sıkıştığı durumlarda bugünkü verilen göre bir birim su 164 birim doğal gaz saklayabiliyor. Yani 1 metreküp sudan 164 metreküp doğal gaz elde edebiliyorsunuz.
    Peki Rusya Ukrayna savaşı ile ilgisi ne? İşte yer yüzünde gaz hidrat deposu olabileceği düşünülen havzaların biri de Karadeniz havzası. Ve bu alanda Ukraynanın kıyılarında ve açıklarında yoğun miktarda gaz hidrat olduğu söyleniyor.
    Bu arada gaz hidrat gibi bir zengin kaynağı olan ülkeler arasında; bugün henüz efektif olarak çıkarılıp işlenemese de; Türkiye’nin de olduğunu söylemden geçmeyelim.
    6 min

About Delal Dara Kılınç

From the publisher's feed

anlamsız hikayedeki, anlamsız detaylar...

More shows like Delal Dara Kılınç

Yoldayız Geliyor Musun? by Ece Targıt Günşiray

Yoldayız Geliyor Musun?

80 Listeners