
Sign up to save your podcasts
Or


Doğum sıranızın bile kişiliğinizin üstünde etkisi olduğunu biliyor muydunuz?
Geçenlerde izlediğim bir videoda, Harvard’da bir ders esnasında profesör öğrencilerine “Kaçınız ailenin ilk doğan çocuğusunuz?” diye soruyordu. Sonuç inanılmazdı: Sınıfın neredeyse tamamı elini kaldırmıştı. Sizce bu bir tesadüf mü? Alfred Adler’e göre değil. Adler, doğduğumuz ve büyüdüğümüz ortamın kişiliğimizi şekillendirdiğini savunur ve bunun içine doğum sırasını da dahil eder. Gelin birlikte inceleyelim!
İlk Çocuk
Adler’e göre ilk çocuklar ruhsal gelişimleri açısından güçlü bir konumdadır. Doğuştan avantajlıdırlar çünkü kardeşlerinden daha elverişli koşullarda büyürler. Aile tarafından genellikle daha güçlü ve akıllı olarak görülürler. Kardeşlerinden büyük olan olmaları, onların her zaman daha akıllı olmaları gerektiğine inanmalarına neden olur. Bir aksilikle karşılaşmazlarsa genellikle başarılı olurlar. Ellerindeki bu güç, onları daha tutucu, sorumluluk sahibi ve otoriter kılar. Doğuştan liderdirler; çünkü hayatları boyunca kardeşlerine yol gösterirler.
En Küçük Çocuk
En son doğan çocuklar, kendilerinden önceki kardeşleri büyümüş olduğundan, genellikle bütün ilgi onların üzerinde toplanır. Bu durum onlara hem sıcak bir ortam sağlar hem de bazen istemedikleri bir rol yükler: “Elinden iş gelmeyecek olan küçük kardeş.” Bu durum iki farklı şekilde etkileyebilir. Bir yandan içlerinde çevrelerine kendilerini kanıtlama arzusu ve büyük bir güç isteği gelişir. Bazıları bu hırsla gerçekten büyük kardeşlerini geçmeyi başarır. Diğerleri ise bir engele çarparak cesaretini kaybedebilir. Bu da onları daha çekingen, başarısız ve tembel bireyler haline getirebilir.
Ortanca Çocuk
Ne ilk ne de son çocuk olmak, ortanca çocukları zaman zaman “görünmez” hissettirebilir. İlgi genellikle ya ilk çocuğun başarılarına ya da en küçük çocuğun ihtiyaçlarına yöneliktir. Bu durum ortanca çocuklarda “Ben neredeyim?” hissini yaratabilir. Kendilerini fark ettirmek için farklı yollar denemeleri yaygındır. Bu da onları daha rekabetçi, bağımsız ve esnek bireyler haline getirebilir. Aynı zamanda uyumlu olmayı, iki tarafı idare etmeyi ve empati kurmayı da erken yaşta öğrenirler. Ancak bu sürekli “denge kurma” hali zaman zaman içsel huzursuzluklara ya da kimlik arayışına yol açabilir.
Tek Çocuk
Tek çocuklar, ailenin tüm ilgisini her zaman üzerinde toplar. Genellikle şımartılan, gözde birey onlar olur. Eğer aile korumacıysa, çocuğun karşısına çıkan her engeli ortadan kaldırmak için çabalar. Bu durum, çocuğun zorluklarla baş etme becerisini geliştirmesini engeller ve zamanla bağımsızlığını kaybetmesine neden olur. Dünya onların gözünde yalnız başına yaşamak için tehlikeli bir yer haline gelir. İlerleyen yıllarda karşılaştığı zorluklarla başa çıkmakta zorlanabilir, çünkü bu durumlara dair bir hazırlığı yoktur.
Tabii ki bunlar genel eğilimlerdir ve her aile için durum farklı olabilir. Ayrıca kişiliği etkileyen birçok başka faktör de vardır. Adler’in kişilik oluşumu üzerine diğer fikirlerini merak ediyorsanız, “İnsanı Tanıma Sanatı” adlı kitabını öneriyorum. Belki de kişiliğinizin bazı parçaları, doğduğunuz sırada atılmıştı. Peki ya sizce bu sıranın ötesine geçebilir miyiz?
By Yeni FikirlerDoğum sıranızın bile kişiliğinizin üstünde etkisi olduğunu biliyor muydunuz?
Geçenlerde izlediğim bir videoda, Harvard’da bir ders esnasında profesör öğrencilerine “Kaçınız ailenin ilk doğan çocuğusunuz?” diye soruyordu. Sonuç inanılmazdı: Sınıfın neredeyse tamamı elini kaldırmıştı. Sizce bu bir tesadüf mü? Alfred Adler’e göre değil. Adler, doğduğumuz ve büyüdüğümüz ortamın kişiliğimizi şekillendirdiğini savunur ve bunun içine doğum sırasını da dahil eder. Gelin birlikte inceleyelim!
İlk Çocuk
Adler’e göre ilk çocuklar ruhsal gelişimleri açısından güçlü bir konumdadır. Doğuştan avantajlıdırlar çünkü kardeşlerinden daha elverişli koşullarda büyürler. Aile tarafından genellikle daha güçlü ve akıllı olarak görülürler. Kardeşlerinden büyük olan olmaları, onların her zaman daha akıllı olmaları gerektiğine inanmalarına neden olur. Bir aksilikle karşılaşmazlarsa genellikle başarılı olurlar. Ellerindeki bu güç, onları daha tutucu, sorumluluk sahibi ve otoriter kılar. Doğuştan liderdirler; çünkü hayatları boyunca kardeşlerine yol gösterirler.
En Küçük Çocuk
En son doğan çocuklar, kendilerinden önceki kardeşleri büyümüş olduğundan, genellikle bütün ilgi onların üzerinde toplanır. Bu durum onlara hem sıcak bir ortam sağlar hem de bazen istemedikleri bir rol yükler: “Elinden iş gelmeyecek olan küçük kardeş.” Bu durum iki farklı şekilde etkileyebilir. Bir yandan içlerinde çevrelerine kendilerini kanıtlama arzusu ve büyük bir güç isteği gelişir. Bazıları bu hırsla gerçekten büyük kardeşlerini geçmeyi başarır. Diğerleri ise bir engele çarparak cesaretini kaybedebilir. Bu da onları daha çekingen, başarısız ve tembel bireyler haline getirebilir.
Ortanca Çocuk
Ne ilk ne de son çocuk olmak, ortanca çocukları zaman zaman “görünmez” hissettirebilir. İlgi genellikle ya ilk çocuğun başarılarına ya da en küçük çocuğun ihtiyaçlarına yöneliktir. Bu durum ortanca çocuklarda “Ben neredeyim?” hissini yaratabilir. Kendilerini fark ettirmek için farklı yollar denemeleri yaygındır. Bu da onları daha rekabetçi, bağımsız ve esnek bireyler haline getirebilir. Aynı zamanda uyumlu olmayı, iki tarafı idare etmeyi ve empati kurmayı da erken yaşta öğrenirler. Ancak bu sürekli “denge kurma” hali zaman zaman içsel huzursuzluklara ya da kimlik arayışına yol açabilir.
Tek Çocuk
Tek çocuklar, ailenin tüm ilgisini her zaman üzerinde toplar. Genellikle şımartılan, gözde birey onlar olur. Eğer aile korumacıysa, çocuğun karşısına çıkan her engeli ortadan kaldırmak için çabalar. Bu durum, çocuğun zorluklarla baş etme becerisini geliştirmesini engeller ve zamanla bağımsızlığını kaybetmesine neden olur. Dünya onların gözünde yalnız başına yaşamak için tehlikeli bir yer haline gelir. İlerleyen yıllarda karşılaştığı zorluklarla başa çıkmakta zorlanabilir, çünkü bu durumlara dair bir hazırlığı yoktur.
Tabii ki bunlar genel eğilimlerdir ve her aile için durum farklı olabilir. Ayrıca kişiliği etkileyen birçok başka faktör de vardır. Adler’in kişilik oluşumu üzerine diğer fikirlerini merak ediyorsanız, “İnsanı Tanıma Sanatı” adlı kitabını öneriyorum. Belki de kişiliğinizin bazı parçaları, doğduğunuz sırada atılmıştı. Peki ya sizce bu sıranın ötesine geçebilir miyiz?