
Sign up to save your podcasts
Or


🎙️ Bariton & Optik
Bu bölümde Bariton ve Optik, zihinsel yorgunluğun kapısını aralıyor. Ciddiyetin nerede bittiği, saçmalığın nerede başladığı ise her zamanki gibi belirsiz.
Belki de hepimizin ihtiyacı olan şey biraz daha az düşünmek, biraz daha fazla donsuz yaşamak.
İsimler sahte. Hikâyeler donsuz.
🎙️ Bariton | Optik | Cicikuş
Bu kez masanın üzerinde her şey yolunda gibi görünüyor. İşte tam da bu yüzden şüpheleniyoruz.
Çünkü insan bazen sorunlar üst üste geldiğinde değil, hiçbir sorun kalmadığında huzursuz olur.
Her şey yolundaysa neden içimiz rahat değil? Mutluluk gerçekten bu kadar şüpheli bir şey mi? Yoksa biz, hayatın güzel giden taraflarına bile bir felaket senaryosu yazmadan duramıyor muyuz?
Bu bölümde üç kişi, tek bir şüphe ve bolca ihtimal var.
Her şey yolunda olabilir. Ama biz yine de bir kontrol edelim dedik.
İsimler sahte. Hikâyeler donsuz.
🎙️ Mikrofon başında: Bariton, Optik ve Cicikuş
İnsan neden konfor alanından çıkmak istemez? Peki, içinde bulunduğumuz yer gerçekten konforlu mu, yoksa biz rahatsızlığımıza bile alışabilecek kadar yetenekli miyiz?
Bu bölümde Bariton, Optik ve Cickuş, konfor kavramını masaya yatırıyor.
Rahatlık nerede başlar, tembellik nerede devreye girer? İnsan huzuru mu arar, yoksa alışkanlıklarının esiri mi olur?
Bir koltuğa gömülüp hayatı sorgulamak da mümkün, o koltuktan hiç kalkmadan dünyayı değiştirmeye karar vermek de…
Çünkü bazen en büyük rahatsızlık, fazla rahat olmaktır.
İsimler sahte. Hikâyeler donsuz.
Ben Bunu Buraya Niye Koydum?
Bazı şeyleri hayatımıza bilerek koyuyoruz. Bazılarıysa bir gün karşımıza çıkıyor ve sadece şunu soruyoruz: “Ben bunu buraya niye koydum?”
Bariton, Optik ve Büyücü bu bölümde bir masadan ne zaman kalkılması gerektiğini, kibirin gerçekten pusuda bekleyen bir canavar olup olmadığını ve “son görülme”nin modern ilişkilerde bir hak sayılıp sayılamayacağını kurcalıyor.
Her zamanki gibi konu bir yerden başlıyor, başka bir yere gidiyor ve kimse tam olarak nasıl geldiğini bilmiyor.
Bariton, Optik ve Büyücü’yle yeni bir Donsuz Gerçekler.
İsimler sahte. Hikâyeler donsuz.
Bariton ve Optik bu kez masaya 25 yaşındaki Alvin’i alıyor. Flörtte yaş farkından başlayan sohbet; kuşak çatışmasına, değişen beklentilere, ve nihayetinde çok daha hayati bir meseleye ulaşıyor: Süper kahramanları biraz fazla mı büyüttük?37 yaşın tecrübesi, 25 yaşın bakışı ve kimsenin istemediği kadar fazla süper kahraman tartışması.
Bariton, Optik ve Alvin’le; ilişkilerden Spider-Man’e uzanmayı bir şekilde başaran yeni bir Donsuz Gerçekler.
İsimler sahte. Hikâyeler donsuz.
Telefonun şarjı %2’yse insan bir anda seçici oluyor.
Gereksiz uygulamalar kapanıyor, parlaklık düşüyor, konum servisleri iptal ediliyor.
Peki insanın kendi şarjı %2’yken ne oluyor?
Peki mesele gerçekten yoğun olmak mı?
Yoksa bazı insanlara verecek enerjimizin artık kalmaması mı?
Şarjın %2. Telefon çalıyor.
Ekranda onun adı var.
Açar mısın?
🎙️ Bariton • Optik • Fido
İsimler sahte. Hikâyeler donsuz.
İçeri girdikten sonra kapıyı kilitle.
Moderatör: Bariton
Konuklar: Optik & Fido
Hayatımıza insanlar giriyor.
Sevgililer, arkadaşlar, eş dost, aile…
Bazıları uzun kalıyor, bazıları kısa.
Bazılarıysa giderken kendisi gidiyor ama çöpünü bırakıyor.
Bir güvensizlik.
Bir alışkanlık.
Bir korku.
Bir şarkı.
Bir cümle.
Bir daha gidemediğin bir mekân.
Ya da hiç beklemediğin, hayatının geri kalanında yanında taşıyacağın güzel bir şey.
Çünkü her çöp kötü değildir.
Bu bölümde Bariton, Optik ve Fido hayatımızdan çıkan insanların geride bıraktıklarını karıştırıyor.
Bir insan hayatımızdan çıktığında arkasında bıraktıklarını da toplamak zorunda mı?
Geçmişte birinin bize yaptığının bedelini neden hayatımıza yeni giren biri ödüyor?
Bize ait sandığımız bazı korkular aslında kimden kaldı?
Ve belki de en önemlisi:
Bir insanın bıraktığı şeyi çöpe atmakla, ondan kalan bir parçayı hayatına katmak arasındaki fark ne?
Laf lafı açıyor; sevgililerden arkadaşlıklara, aileden geçmişe, kötü çöplerden saklamaya kıyamadığımız iyi çöplere kadar gidiyor.
Çünkü bazı insanlar hayatımızdan çıkıyor…
Ama bıraktıkları hâlâ bizimle yaşıyor.
İsimler sahte.
Hikâyeler donsuz.
Kapıyı kilitle.
🎙️ Gençlik Artık Bizim Değil (Erkek)
Moderatör: Bariton
Konuklar: Mösyö & Optik
Üç erkek.
Üçü de 37 yaşında.
Üç ayrı hayat.
Biri evli, çocuksuz.
Biri evlenmiş, boşanmış ve çocuklu.
Biri hiç evlenmemiş, uzun ilişki konusunda da pek istikrarlı bir kariyer çizememiş.
Ortak noktalarıysa aynı:
Gençlik artık onların değil.
Bu bölümde orta yaşa doğru ilerleyen üç erkeğin kafasının içini donsuz bıraktık.
Erkekler gerçekten ne ister?
Yaş ilerledikçe neyin önemi azalır, neyin artar?
Bir erkek neden hâlâ her şey yolundaymış gibi görünmek zorunda hisseder?
Güçlü görünmekle gerçekten güçlü olmak aynı şey mi?
Biraz bugünkü erkekleri, biraz gençlikteki hallerimizi, biraz ilişkileri, evliliği, boşanmayı, babalığı ve hiç evlenmemeyi konuştuk.
Ve tabii yaşlandığımızı kabul etmemek için elimizde kalan son delilleri de masaya yatırdık.
Çünkü insanın gençliği bitmiyor belki…
Sadece bir gün gençlerin sana “abi” demeye başlamasıyla el değiştiriyor.
Bölümün sonunda ise bu kez teklif biraz daha kişisel:
Babanızın yaptığı hangi hatayı siz yapmazsınız?
Üç farklı erkek.
Üç farklı hayat.
Üç farklı babalık ve erkeklik hikâyesi.
İsimler sahte.
Hikâyeler donsuz.
Kapıyı kilitle.
Moderatör: Bariton
Konuk: Optik
Henüz hiçbir şey olmadı.
Ama biz çoktan endişelendik.
Henüz hiçbir şey olmadı.
Ama biz çoktan vazgeçtik.
Henüz hiçbir şey olmadı.
Ama biz çoktan “ben demiştim” demeye hazırlandık.
Bu bölümde; gerçekleşmemiş olaylar için yazdığımız senaryoları, gerçekçilik kisvesi altında dağıtılan karamsarlığı ve bazen kendi korkularımızı farkında olmadan başkalarının zihnine nasıl bıraktığımızı konuştuk.
Gerçekten öngörülü müyüz…
Yoksa henüz yaşanmamış ihtimallerin bile moralini bozan insanlar mı olduk?
Ve şu sorunun peşine düştük:
Her aklımıza gelen düşüncenin gerçekten dile gelmesi gerekiyor mu?
Yoksa bazı ihtimaller, gerçekleşene kadar sadece zihnimizde mi kalmalı?
Bölümün sonunda ise yine bir teklif vardı.
Gerçekleşme ihtimali tam %50 olan bir konuda birinden tavsiye alacak olsan…
Sana ihtimallerin olumlu tarafını mı anlatmasını isterdin…
Yoksa olumsuz tarafını mı?
İsimler sahte.
Hikâyeler donsuz.
Kapıyı kilitle.
Bu bir başlangıç.
Ne tam bölüm, ne de sıradan bir tanıtım.
Sadece frekansı yokluyoruz.
Bu podcastte isimler puslu, hikâyeler gerçek.
Henüz resmi olarak başlamadık.
Ama mikrofon açıldı.
Absürd flörtler, ev halleri ve geceye karışan hikâyeler yakında burada.
From the publisher's feed