Yeni Fikirler

Doymayan Dünyaya Karşı: Minimalizm


Listen Later

Eminim günümüzde hala “minimalizm”in ne olduğundan bihaber bir sürü kişi olmakla beraber “minimalizm”in ne olmadığından emin çoğu insan bulunuyor. Zira bu teknoloji çağında bir şeylerden geri kalıp ‘sahip olmamak’ olmaz! Daha derine dalıcak olursak eğer her gün gelişen ve değişen teknoloji ile birlikte değişim kesinlikle kaçınılmaz oluyor ve sonuçları şekilleniş biçimine göre değişiklik gösteriyor. Amaç şirketlerin kolay yoldan daha fazla kar kazanmasıysa o zaman biz insanoğlunun ezelden beri var olan ilk sevme biçimi ve beş duyu içinde ilk sırada akla gelen görme duyumuz dikkate alınmalıdır. Müşterinin ilgisini çekebilecek daha yaratıcı bir şey varsa o da göze hitap edebilecek süresiz görüntüler oluşturmaktır. Örneğin, metrolarda ve yollardaki reklam panoları, televizyondaki ve sosyal medyalardaki reklamlar vb. Fark ettiniz mi bilmiyorum ama reklamlardaki insanlar bir şey aldıklarında hep mutlular hiç üzgün değiller. “Neden?” diye sorduğunuzda “Belki de bu, duygularımı ve içgüdülerimi hedef alarak sömüren bir stratejidir.” cevabını bulabilirsiniz. Bir şeye sahip olmak insana nasıl haz veriyorsa sahip olma düşüncesi de insanı bir o kadar heyecanlandırır. Bu durumu çok iyi anlayan markalar “Bak şunu al, alırsan dünyanın en mutlu insanı sen olacaksın!” imajını çiziyorlar. Biz ise sanki dünya yeterince doymamış gibi ‘Ye kürküm ye!” diyerek inadına üç maymunu oynuyoruz. Ayrıca canımız bir şeye sıkıldığında ya da üzüldüğümüzde ayaklarımız artık bizi alışveriş merkezine yönlendiriyor. Alışveriş yaptığımızda bizde olmayan ama popüler olana sonunda sahip olmak anlık mutluluklara bizi gark ediyor [1]. internet üzerinden yapılan alışverişlerin insanlardaki mutluluk ve haz duygularını önemli ölçüde tetiklediğini saptamıştır. Peki biz duygudurumumuza bağlı olarak sürekli alışveriş yaparsak ekonomik zarara uğramaz mıyız? Evlerimiz birikmelerden dolayı çöp eve dönüşmez mi? Biz yoksa sonu olmayan bir sirkülasyon içinde debelenip duruyor muyuz?

Minimalizm, işte bu sorulardan doğan ve günümüz tüketim çılgınlığı içerisinde var olmaya devam eden bir akımdır. “Az çoktur (Less is more)” sloganıyla akımın kurucusu olan Ludwig Mies van der Rohe (ö.1969), minimalizmin fakirlik veya eksiklik olmadığını aksine bilinçli olarak yapılan bir tercih olduğunu, azdan çok yapıldığını bu yüzden aslında zor olanın seçildiğini vurgulamıştır [2]. Günümüzde bu akım çoğunlukla yurtdışında uygulansa da Türkiye’de de yaygınlığı artmaya devam ediyor ki yaşam felsefesine bile dönüşmüştür. Bilinçli farkındalığa sahip olarak biz artık sadece evimizin içini değil dışarıdaki hayatımızı da değiştirmeye kendimiz için yeni hayata bir başlangıç olarak görmeliyiz. Hayatımızda fazla yer kaplayan maddi ve manevi yüklerin altında kalıp ezilmemek için bir bir onlarla vedalaşmamız gerekiyor. Kullanılmayan ve yeni durumda olan eşyalarımızı elde tutmaktan ziyade ya bağışlayabiliriz ya da satabiliriz. Tarihi geçmiş, eski ve kullanılamayacak durumda olan eşyalarımızı da geri dönüşüme atabiliriz. Sistemin satın almaya indekslenmiş bir kuklası olmak yerine buna artık “DUR!” diyebilmeliyiz. Elimizde sahip olduğumuz eşyalarımızı daha temiz tüketmeyi bilmeliyiz ve değerini vermeliyiz. Bir eşyaya sadece görüntüsünden (ambalajından) öte bize sağlayacağı işlevine göre yatırım yapmalıyız. Dahası minimalizm yaşam felsefesini benimseyenler hayatlarında Project Pan, No Buy Challenge ve Low Buy Challenge gibi akımlara da yer veriyor. Project Pan daha çok kozmetik ve bakım ürünlerinde bitene kadar aynı ürünlerin ay ay ilerlemesini izleyen ve motivasyon sağlayan bir akımdır. No Buy Challenge belli bir süreye kadar arzu ve istek harici sadece temel ihtiyaç alışverişi yapılması hedeflenen bir akımken; Low Buy Challenge ise daha esnek olmakla beraber istenilen birkaç şeyin alınmasına denilir. Bende bir zamanların özellikle kozmetik, bakım ve okuma kitapları kategorilerinde bir alışveriş bağımlısıyken şu an Minimalist Yaşam Felsefesini benimsemiş olmakla birlikte kozmetik ve bakım ürünlerinde Project Pan; okuma kitapları, kırtasiye malzemeleri ve kıyafetlerde No Buy Challenge uyguluyorum. Elimden her ürün çıktığında kendimi daha çok rahatlamış ve aldığım o ürünün fiyatının hakkını vermiş oluyorum. Sizde bu tarif edilmez mutluluğa erişmek ve hep birlikte el ele verip dünyamızı gereksiz çerçöplerden arındırmak istemez misiniz?

KAYNAKLAR

[1].Sarıtaş, E. ve Haşıloğlu, S. B. (2015). Çalışan kadınların özel alışveriş sitelerinden satın alımlarının hedonik amaçlı tüketim açısından incelenmesi. İnternet Uygulamaları ve Yönetimi Dergisi, 6(1), s. 53-62. https://doi.org/10.5505/iuyd.2015.09609

[2]. Beyoğlu, A. (2017). Sanat eğitiminde bir kavram olarak mekanın teknolojik gelişmelerle sanatçıların yapıtlarındaki başkalaşımı. Pamukkale University Journal of Education, 41, s. 50. DOI:10.9779/PUJE780

...more
View all episodesView all episodes
Download on the App Store

Yeni FikirlerBy Yeni Fikirler