
Sign up to save your podcasts
Or


Seni bildim bileli, ey balçık dünya,
Başıma nice belâlar geldi,
Nice mihnet, nice dert.
Seni sırf belâdan ibaret gördüm, seni sırf mihnetten, dertten ibaret.
Nerden tanıdım seni bilmem ki,
Nerden parçası oldum bu yerin?
Bana vermedin bir yudum tatlı su, sofranı yaydın yayalı.
Elimi ayağımı bağladın gitti, elimin ayağımın farkına varalı.
Bırak da, bir ağaç gibi yerin altından çıkarıp ellerimi,
Sevgilinin havasıyla sarmaş dolaş olayım,
Uzayıp gideyim bâri...
Ey çiçek! dedim çiçeğe,
Dedim, bu küçük yaşta sen neden ihtiyar oldun bu kadar,
Dedim, nasıl oldu bu böyle?
''Çocukluktan kurtuldum'' dedi çiçek,
Şunu da söyledi çiçek:
Madem aslımı tanıdım,
Madem yersizlik âlemi aslım,
Artık bana tek bir şey düşecek: Yücelip aslıma gitmek.
Sevgide güneş gibi ol
Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol
Hataları örtmede gece gibi ol
Tevazuda toprak gibi ol
Bazen bitmek bilmeyen dertler, yağmur olur üstüne yağar. Ama rengarenk gökkuşağı, yağmurdan sonra çıkar.
Binlerce kapıyı açsan ne olur ki, Gönül kapısını açamadıktan sonra...Binlerce dostun olsun isterse, yüzünden maskeyi çıkarmadıktan sonra. Binlerce sevenin olsa ne fayda...ihtiyacın olduğunda yanında olmadıktan sonra. Binlerce gözün olsa neye yarar, bakmasını bilmedikten sonra. Binlerce gönüle sahip ol istersen, içinde kimse barınamadıktan sonra.
Uğraşma boşuna; seni ancak gördükleri ve duydukları kadar anlayacaklar. Kimse bir sen olmayacak bu dünyada. Kimse tam anlamıyla sende seni bulmayacak. Gücün yetmeyecek herhangi bir dilde kendini anlatmaya. Gördükleri ancak, kendi anladıkları kadar olacak.
Gün gelecek bizim bu manamız güneşin doğduğu yerden, battığı yere kadar bütün dünyaya ulaşacak.
By HedablidaSeni bildim bileli, ey balçık dünya,
Başıma nice belâlar geldi,
Nice mihnet, nice dert.
Seni sırf belâdan ibaret gördüm, seni sırf mihnetten, dertten ibaret.
Nerden tanıdım seni bilmem ki,
Nerden parçası oldum bu yerin?
Bana vermedin bir yudum tatlı su, sofranı yaydın yayalı.
Elimi ayağımı bağladın gitti, elimin ayağımın farkına varalı.
Bırak da, bir ağaç gibi yerin altından çıkarıp ellerimi,
Sevgilinin havasıyla sarmaş dolaş olayım,
Uzayıp gideyim bâri...
Ey çiçek! dedim çiçeğe,
Dedim, bu küçük yaşta sen neden ihtiyar oldun bu kadar,
Dedim, nasıl oldu bu böyle?
''Çocukluktan kurtuldum'' dedi çiçek,
Şunu da söyledi çiçek:
Madem aslımı tanıdım,
Madem yersizlik âlemi aslım,
Artık bana tek bir şey düşecek: Yücelip aslıma gitmek.
Sevgide güneş gibi ol
Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol
Hataları örtmede gece gibi ol
Tevazuda toprak gibi ol
Bazen bitmek bilmeyen dertler, yağmur olur üstüne yağar. Ama rengarenk gökkuşağı, yağmurdan sonra çıkar.
Binlerce kapıyı açsan ne olur ki, Gönül kapısını açamadıktan sonra...Binlerce dostun olsun isterse, yüzünden maskeyi çıkarmadıktan sonra. Binlerce sevenin olsa ne fayda...ihtiyacın olduğunda yanında olmadıktan sonra. Binlerce gözün olsa neye yarar, bakmasını bilmedikten sonra. Binlerce gönüle sahip ol istersen, içinde kimse barınamadıktan sonra.
Uğraşma boşuna; seni ancak gördükleri ve duydukları kadar anlayacaklar. Kimse bir sen olmayacak bu dünyada. Kimse tam anlamıyla sende seni bulmayacak. Gücün yetmeyecek herhangi bir dilde kendini anlatmaya. Gördükleri ancak, kendi anladıkları kadar olacak.
Gün gelecek bizim bu manamız güneşin doğduğu yerden, battığı yere kadar bütün dünyaya ulaşacak.