
Sign up to save your podcasts
Or


Sen doğduğunda oğlum seksenbir yazıydı,
Yani, olan olmuştu.
Kuşlar çoktan uçmuştu göğümüzden,
Mısır tarlaları ve buğdaylar Kavrulmuştu sıcaktan,
Yani olan olmuştu.
Duvarlarda yazılar solmuştu bir bir,
Dayın, içerdeydi.
Abin kahvede çay içerken vurulmuştu,
Bir yaprak daha düşmüş,
Bir şarkı daha susmuştu.
Bulanıktı herşey,
Televizyonda haberler,
Sinemalarda filmler,
Gazetelerde ölüm ilanları vardı.
Boştu kitaplığımızın rafları,
Bütün kitapları...
Ve bütün yazıları kaldırmıştı annen.
Kuşkuluydu, terliyordu konuşurken
Ve ağlıyordu Bütün anneler gibi
Sen doğduğunda oğlum
Mevsim yazdı, hava sıcaktı.
Susmuştuk, susulmuştu,
Ekmek yine pahalı
Ve aslanın ağzındaydı.
Sen daha yoktun
Bir sabah namazı vaktinde,
Açtık ki radyoyu, marşlar çalmakta
Adlar okunmakta
Çanakkale türküleri söylenmekte
Canlı yayındaydı radyomuz.
Sonra günler geçti,
Haftalar ve aylar,
Mevsim değişti.
Seksenin kışı zor oldu,
Bir yandan acılara alışmak,
Bir yandan beklemek seni...Bir yandan verilen kararları...
Kesilen cezaları okumak gazetelerde....
Bir yandan annenin patik örmesi Ayağına giyesin diye.
Sen daha yoktun...
Hep tanıdıklar, hep bildikler
Birer birer götürüldü Yüreğimizle beraber.
Annen ve ben
Kulağımız kapıda
Bekledik ve bekledik
Ha geldiler, ha gelecekler
Ha geldiler, ha gelecekler
Sen doğduğunda oğlum
Seksenbir yazıydı,
Yani olan olmuştu.
Kuşlar çoktan uçmuştu göğümüzden,
Mısır tarlaları ve buğdaylar Kavrulmuştu sıcaktan
Hayat sürüyordu
Sinemalar oynuyor
Gazeteler çıkıyor
Televizyonda komikler güldürüyordu
Ve alışılıyordu oğlum
Sonra sen vardın artık, gülüyordun
Sen doğduğunda oğlum seksenbir yazıydı
Adını koyduysak,
Elbet bir hatırası vardı,
Elbet bir hatırası vardı...
By HedablidaSen doğduğunda oğlum seksenbir yazıydı,
Yani, olan olmuştu.
Kuşlar çoktan uçmuştu göğümüzden,
Mısır tarlaları ve buğdaylar Kavrulmuştu sıcaktan,
Yani olan olmuştu.
Duvarlarda yazılar solmuştu bir bir,
Dayın, içerdeydi.
Abin kahvede çay içerken vurulmuştu,
Bir yaprak daha düşmüş,
Bir şarkı daha susmuştu.
Bulanıktı herşey,
Televizyonda haberler,
Sinemalarda filmler,
Gazetelerde ölüm ilanları vardı.
Boştu kitaplığımızın rafları,
Bütün kitapları...
Ve bütün yazıları kaldırmıştı annen.
Kuşkuluydu, terliyordu konuşurken
Ve ağlıyordu Bütün anneler gibi
Sen doğduğunda oğlum
Mevsim yazdı, hava sıcaktı.
Susmuştuk, susulmuştu,
Ekmek yine pahalı
Ve aslanın ağzındaydı.
Sen daha yoktun
Bir sabah namazı vaktinde,
Açtık ki radyoyu, marşlar çalmakta
Adlar okunmakta
Çanakkale türküleri söylenmekte
Canlı yayındaydı radyomuz.
Sonra günler geçti,
Haftalar ve aylar,
Mevsim değişti.
Seksenin kışı zor oldu,
Bir yandan acılara alışmak,
Bir yandan beklemek seni...Bir yandan verilen kararları...
Kesilen cezaları okumak gazetelerde....
Bir yandan annenin patik örmesi Ayağına giyesin diye.
Sen daha yoktun...
Hep tanıdıklar, hep bildikler
Birer birer götürüldü Yüreğimizle beraber.
Annen ve ben
Kulağımız kapıda
Bekledik ve bekledik
Ha geldiler, ha gelecekler
Ha geldiler, ha gelecekler
Sen doğduğunda oğlum
Seksenbir yazıydı,
Yani olan olmuştu.
Kuşlar çoktan uçmuştu göğümüzden,
Mısır tarlaları ve buğdaylar Kavrulmuştu sıcaktan
Hayat sürüyordu
Sinemalar oynuyor
Gazeteler çıkıyor
Televizyonda komikler güldürüyordu
Ve alışılıyordu oğlum
Sonra sen vardın artık, gülüyordun
Sen doğduğunda oğlum seksenbir yazıydı
Adını koyduysak,
Elbet bir hatırası vardı,
Elbet bir hatırası vardı...