SosyoloVlog | Gündelik Hayatın Sosyolojisi

SosyoloVlog | Gündelik Hayatın Sosyolojisi

By Ezgi Sıla DemirSociety & Culture
Download on the App Store

SosyoloVlog | Gündelik Hayatın Sosyolojisi episodes

  • S2:B6 — Kutsal Yalanlar: Havva ve Pandora (Sezon: Cins Kırımı)

    Sosyoloovlog’un "Cins Kırımı" sezonunun altıncı bölümünde, kadın bedenine ve zihnine kazınan o en eski vicdani prangaları, dinsel masalları deşifre ediyoruz.

    İnsanlığın başına gelen tüm kötülüklerin, acıların ve o meşhur "cennetten kovuluşun" faturası neden tek bir meyveye ve bir kadının iradesine yüklendi? Dinsel ve mitolojik metinlerin eril yorumları, kadını nasıl kurumsal bir "günah keçisine" dönüştürdü?

    Bu bölümde; eşitlikte direnen Lilith’in tarihten silinişini, erkeğin eklentisi olarak kurgulanan itaatkar Havva modelini ve Antik Yunan’ın Pandora mitiyle kurulan o ortak eril kurguyu konuşuyoruz. Neolitik kültürde şifanın ve bilgeliğin simgesi olan yılan ile bilgiyi temsil eden elmanın nasıl "ilk günah" ilan edilerek lanetlendiğini sosyolojik anatomisiyle ortaya koyuyoruz.

    Biz başkasının kaburga kemiği veya eklentisi değil, yaşamın öznesiyiz. Bize yüklenen sahte utancı ait olduğu tarihe iade ediyoruz.

    10 min
  • S2:B5 — İlahi Hukuk ve İkinci Cinsel Kırılma (Sezon: Cins Kırımı)

    Sosyoloovlog’un "Cins Kırımı" sezonunda bugün, insanlık tarihinin en büyük kurumsal ve zihniysel dönüşümünü masaya yatırıyoruz.

    Gökyüzündeki tanrılar teke indiğinde, yeryüzündeki otorite de tek bir cinse, yani erkeğe devredildi. Peki, tek tanrılı dinlerin kurumsallaşması ve ilahi hukukun mühürlenmesi kadının yaşamında somut olarak neleri değiştirdi?

    Bu bölümde, Marduk'un başlattığı tasfiyenin ardından gelen "İkinci Büyük Cinsel Kırılma"yı deşiyoruz. Dinlerin birer toplumsal isyan olarak başlayıp, iktidarla birleştiğinde nasıl "kusursuz bir erkek devletinin anayasasına" dönüştüğünü; kadın bedeninin, haklarının ve sesinin ilahi hukuk kılıfıyla kamusal alandan nasıl sürüldüğünü tartışıyoruz.

    Tüm bu kapatılmaya rağmen kadının elinde kalan o son sığınağı, yani toprağın ve şifacılığın hafızasını unutmadık.

    🎧 Kulaklığınızı takın. Kutsal metinlerin ve ilahi hukukun sosyolojik anatomisini çıkarıyoruz.

    7 min
  • S2:B4 — Büyük Hırsızlık: İnanna ve Çalınan Hakikat (Sezon: Cins Kırımı)

    Sosyoloovlog’un "Cins Kırımı" sezonunda bugün, insanlık tarihinin en büyük ve en organize entelektüel gasp hikayesini deşifre ediyoruz.

    Okullarda ve ders kitaplarında "medeniyetin temelleri" diye anlatılan hukukun, sanatın, tarımın ve toplumsal düzenin; aslında binlerce yıllık kadın kültüründen çalınmış değerler üzerine kurulduğunu biliyor muydunuz?

    Bu bölümde, Sümer mitolojisinin bize bir "düzenbazlık ve hırsızlık masalı" gibi sunduğu İnanna ve Enki hikayesinin arkasındaki gerçek sosyolojik zemine bakıyoruz. Kutsal yasalar yani "Me"ler gerçekte neydi? Kadının binlerce yıllık canlı hafızası, şifacılığı ve doğa bilgisi zigguratlarda nasıl gasp edildi? Bedenin, rahmin ve beynin parçalanışıyla o eril medeniyet kalesi nasıl inşa edildi?

    İnanna’nın o gün başlattığı öz hakkına sahip çıkma direnişi bugün hâlâ devam ediyor. Bize ait olanı, çalınan hafızamızı geri almaya geldik.

    🎧 Kulaklığınızı takın, arkaya yaslanın. Çalınan hakikati ait olduğu yere iade ediyoruz.

    10 min
  • S2:B3 — Zigguratlar: Zihniyetin İlk Fabrikası (Sezon: Cins Kırımı)

    Sosyoloovlog’un "Cins Kırımı" sezonunun üçüncü bölümünde, eril zihniyetin ilk seri üretim fabrikasına, Mezopotamya’nın o devasa taş kulelerinin gölgesine gidiyoruz.

    Zigguratlar bize yıllarca okul kitaplarında masumane kavramlarla anlatıldı: "Basamaklı tapınaklar", "rasthaneler" ya da "tahıl ambarları"... Ancak o taş duvarların arkasında nelerin yok edildiği, kadının binlerce yıllık yaşam ve şifa bilgisinin nasıl gasp edildiği ustalıkla gizlendi.

    Bu bölümde; Neolitik toplumdan devralınan kolektif hafızanın dört duvar arasına hapsedilişini, bilginin bir "güç nesnesine" dönüştürülüşünü ve kadının "özne" konumundan tamamen tasfiye edilişini konuşuyoruz. Bugün aşamadığımız o "makbul kadın" ve "hizmet eden eş" rolleri, 5000 yıl önce bu antik fabrikada üretilmeye başlandı.

    9 min
  • S2:B2 — Tarihin İlk Sömürgesi: Bedenin ve Zihnin İşgali (Sezon: Cins Kırımı)

    Sosyoloovlog’un "Cins Kırımı" sezonunun ikinci bölümünde, toprağın etrafına çekilen ilk çitlerin kadının bedenine, cinselliğine ve iradesine nasıl uzandığını deşifre ediyoruz.

    Mülkiyetin doğuşu ve zenginliğin belirli ellerde toplanması, mülkü geleceğe devretme hırsını, yani "soy takıntısını" doğurdu. İşte bu uğrakta, soyun meşruiyetini garantilemek için kadın, tarihin ilk sömürgesi haline getirildi.

    Bu bölümde; toprağı çitlerle çeviren eril aklın, kadının emeğini ve cinselliğini ev içine hapsederek nasıl çitlediğini, zihniyet operasyonlarıyla kadının "özne" konumundan "nesneye" sürüklenişini konuşuyoruz. Bedenin ve zihnin bu ilk işgalini anlamadan, bugünün ev içi tahakkümünü ve kadına yönelik şiddeti çözemeyiz.



    5 min
  • S2:B1 — Giriş ve Büyük Kırılma: Cins Krizinin Kökleri (Sezon: Cins Kırımı)

    Sosyoloovlog’un "Cins Kırımı" sezonunun ilk bölümünde, insanlığın en büyük ve en örtbas edilmiş cinayet mahalline adımlayarak devasa karanlığın köklerine iniyoruz.

    Bugün yaşanan kadın cinayetlerini, ev içi şiddeti veya toplumsal cinsiyet eşitsizliğini sadece bugünün bir asayiş sorunu, yargı krizi ya da eğitim eksikliğiyle açıklayabilir miyiz? Yoksa buzdağının altında 5000 yıllık tarihsel ve yapısal bir enkaz mı var?

    Bu bölümde; "cennetten kovulmadık, doğadan koptuk" diyerek Neolitik toplumun kolektif yaşamına uzanıyoruz. Toprağın etrafına çekilen ilk çit ile başlayan mülkiyet hırsını, soy takıntısının doğuşunu ve kadının tarihin ilk sömürgesi haline geliş sürecini deşifre ediyoruz. İnanna, İştar ve Tiamat gibi güçlü tanrıça arketiplerinin tahttan indirilip eril mitolojinin nasıl bir mülkiyet hukukuna dönüştürüldüğünü konuşuyoruz.

    6 min
  • Kimse İzlemiyorsa da Paylaş: Gözetim mi, Gönüllü Teşhir mi? #12

    Sosyal medyada her anımızı neden paylaşıyoruz? Bizi gözetleyen biri gerçekten var mı yoksa biz mi kendimizi izlenmeye sunuyoruz? Foucault’nun gözetim toplumu fikri, Bauman’ın akışkan modernitesi ve oversharing kavramı eşliğinde dijital çağın teşhir kültürünü konuşuyoruz. Görünmek için mi yaşıyoruz, yoksa yaşadığımızı görünür kılmak için mi paylaşıyoruz?


    5 min
  • Görünmenin Yükü: Gözetim, Kadın Bedeni ve Algoritmanın Tüketimi #11

    Bu bölümde “görünür olma”nın hayatlarımızdaki etkilerini konuşuyoruz. Gözetim toplumu nedir, oversharing ne demektir ve akışkan modernite bağlamında bireyler neden sürekli kendini ifşa eder? Tüm bu soruları toplumsal cinsiyet perspektifiyle ele alıyoruz. Özellikle kadın bedeninin sosyal medyada nasıl bir tüketime maruz bırakıldığını, algoritmaların bizi nasıl şekillendirdiğini ve bu döngüde çocukların nasıl savunmasız kaldığını tartışıyoruz.

    Instagram estetiği, TikTok akımları, alışveriş yönlendirmeleri, ideal beden dayatması... Hepsi sadece bir "post" ya da "reels"ten ibaret değil. Tüm bu görünürlük zorunluluğu, yalnızca bireyin değil toplumun da dönüşümünü beraberinde getiriyor.

    🔍 Foucault’dan gözetim toplumuna, Zygmunt Bauman’dan akışkan moderniteye, bugünün dijital dünyasını anlamlandırmaya çalışıyoruz.

    6 min
  • Algoritmalar ve Görünürlük: Kimleri Daha Çok Görüyoruz? | ezgiceseylerr #10

    Instagram, TikTok, YouTube… Görmemiz “gerekenleri” kim belirliyor?
    Bu bölümde algoritmaların nasıl çalıştığını, hangi içerikleri daha görünür kıldığını ve hangi kimlikleri, bakış açılarını dışarıda bıraktığını konuşuyoruz.
    Sosyal medyada tesadüf diye bir şey var mı? Yoksa görünürlüğümüz de toplumsal güç ilişkilerinin bir parçası mı?

    🎙 Hazırlayan: Ezgi
    📌 Instagram: @ezgiceseylerr

    7 min

About SosyoloVlog | Gündelik Hayatın Sosyolojisi

From the publisher's feed

Sosyolovlog, gündelik hayatın içinde fark etmeden geçtiğimiz detaylara sosyolojik bir mercek tutuyor. Otobüsler, sessizlikler, kalabalıklar, yalnızlıklar, çay kokusu, sokak sesleri… Her bölümde sıradan görünen bir deneyimin ardındaki sosyal yapıları, kültürel kodları ve duygusal izleri konuşuyoruz.