Şiirlenelim

Find Me (Bul Beni)- Forest Blakk


Listen Later

Bir keresinde bana, kapıdan çıkıp gitmenin, birinin sahip olduğu en değerli anıları bile unutmasına sebep olabildiği söylenmişti. İyi anılar, kötü anılar, sevgi ve kayıpların anıları, hepsi topluca saklandılar. Yağmurlu günlerde örtünmek için tutulan eski püskü battaniyeler. Ve zaman zaman ortaya çıkan kötü alışkanlıklar gibi depolandılar. Ya da bir arkadaşının, senin kalbini bıraktığın son yerdeki buruşuklukları hala taşıyan omzuna, başını yaslamanın hissettirdiği gibi. Tıpkı öyle...Tek bir adımla yok oldular. Bir şekilde, üç ışık demeti ve can acıtan eski bir parkenin üstüne çizilmiş hayali bir çizgi. Sen ve senin zihnini bir zamanlar seslerle renklendiren o şeylerin arasında duran tüm şeylermiş gibi. Komik...Kendini neredeyse her şeye inandırabilirsin, eğer sen, eğer sen onu yeterince uzun bir süre düşünürsen. O sen miydin? Bir keresinde bana göğsümde attığını hissettiğim sevginin. Zihnimin, kalbimin üzerinde oynadığı adaletsiz bir oyundan başka bir şey olmadığı söylenmişti. Ve tıpkı bir çift zarın düz olmayan bir kaldırımda dans edişi gibi...Onların kaderi, aynı seninki ya da benimki gibi çoktan belirlenmişti. Ki iki zıt tarafın arasına hatalarını çekmiş çatlaklar bile mühürlenmeye mahkum olma kaderinden kaçamadı. Düşünmek... Birinin gerçekten kalbimin kabaran gelgitlerinin inişleri ve çıkışları olan, gergin bir otoyoldan başka bir şey olmamasına inanabildiğini düşünmek -hayal gücümü, göğe kurmakta olduğum kalelere demirleyen bir otoyol...Peki, belki de "onlar" çılgın olanlardır? Yine de, ben umudumu yanlış bir şekilde, bir şeylerin bitişine bağlamamla tanınmaktayım. Ve itiraf etmem gerekiyordu ise, işte şimdi daha büyük bir şans var, burada hiçbir şeyi değil ama aklımı kaybettim. Öyleyse, sanıyorum, bu şekilde olması daha iyi. Çünkü daima şuna inandım ki, aradığın şeyleri bulma ihtimali, onları ilk yerde aramaya açık olanları kayırmaya yatkındır. Ve ben özellikle, ihtimallerin zihindeki o sınır bile olmadan nasıl gerçekleştiğini asla tam olarak anlayamadım. Açık olmak gerekirse, Bir milyon surat gördüm. Bir milyon farklı surat gördüm. Her biri seni yansıtıyordu. Ama yine de, hiçbiri bana evimde hissettirmedi. Hiçbiri senin gibi değildi.  Ve işte buradayız. Ve ben, belli belirsiz ve garip bir şekilde senin çizgilerinin izini sürebiliyorum. Seni tutmanın nasıl bir his olduğunu hatırlayabiliyorum. Sonsuzluk gibi gelen bir süre boyunca gözlerine boş boş bakmanın nasıl olduğunu hatırlayabiliyorum. Bunu nasıl unutabilirim? Bunu asla unutamam. Seni asla unutamam. Kelimelerimin ev dediğimiz bu yerin enginliğini aşması ne kadar sürerse sürsün, fark etmez. Ben sendeyim ve sen bendesin. O kelimeleri söylerim ve söylemeye devam edeceğim. Gün be gün, gece be gece. Gerçekten duyacak mısın asla bilmeden...Burada zamana yer yok. Yalnızca seni bulduğumu düşündüğüm üst üste binen anlar var. Senin nefesini duyduğumu düşündüğüm anlar. Kalbini hissettiğim anlar. O, benimkinin sondan bir önceki hayatta bıraktığımız adımların tekrar izini sürmesini sabırla beklediği sırada. Gözlerimiz kapanmadan önce.

O dururken,

Kendimi yeniden o kapı aralığında buldum.

İki ayağım da içeride.

Ve kalbin, kolumda

Ama bu sefer yürümeye cesaret edemiyorum...

En azından henüz değil.

Son bir bakış atıp "o" kişinin sen olduğunu görene kadar değil.

"O" kişinin hep sen olduğunu.


Kalplerimiz o eski kırılgan parkelerde dağılmış...

Her bir anımızın silueti ikimizin de daha önce gördüğü bir hikaye gibi canlanıyor.

Şimdi hatırlıyorum.

Bu seni ilk bulduğum yerdi.

Ve bu kapalı kapıların ardında.

Seni tekrar bulacağım.


Seni tekrar bulacağım.

Seni tekrar bulacağım.

Seni bulacağım...

Seni bulacağım...

...more
View all episodesView all episodes
Download on the App Store

ŞiirlenelimBy Hedablida