Fluent Fiction - Turkish:
Finding Balance: Emre's Quest for Harmony Between Work and Family Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-01-26-23-34-01-tr
Story Transcript:
Tr: Kış iyice kendini hissettiriyordu.
En: Winter was truly making itself felt.
Tr: Kar taneleri pencerelerden sessizce izlenirken, ofiste hareketli bir gün daha başlıyordu.
En: As snowflakes were silently watched through the windows, another busy day was starting at the office.
Tr: Emre, her zamanki gibi masasında oturmuş, bilgisayar ekranını dikkatle inceliyordu.
En: Emre was sitting at his desk as usual, examining the computer screen carefully.
Tr: Çalıştığı şirket, yıl sonu projesi için yoğun bir tempo içindeydi.
En: The company he worked for was in a hectic pace for the end-of-year project.
Tr: Telefonlar çalıyor, klavyeler sürekli tıkırdıyordu.
En: Phones were ringing, keyboards were constantly clicking.
Tr: Emre’nin içindeki huzursuzluk, yüzünden okunuyordu.
En: The unease within Emre was readable from his face.
Tr: Başarıya giden yolda bir adım daha atmak istiyordu; ailesine daha iyi bir yaşam sağlamak için terfi etmek istiyordu.
En: He wanted to take one more step on the path to success; he wanted to get a promotion to provide a better life for his family.
Tr: Ama bir yandan da ailesini ihmal etmemeye çalışıyordu.
En: But at the same time, he was trying not to neglect his family.
Tr: Emre için bu dengeyi sağlamak oldukça zordu.
En: Balancing this was quite difficult for Emre.
Tr: Kızının okul gösterisi ve oğlunun basketbol turnuvası yaklaşıyordu.
En: His daughter's school play and his son's basketball tournament were approaching.
Tr: Ancak projenin teslim tarihi de hızla yaklaşıyordu.
En: However, the project's deadline was also rapidly approaching.
Tr: Emre, bir sabah cesaretini toplayarak müdürü Leyla’nın kapısını çaldı.
En: One morning, gathering his courage, Emre knocked on his manager Leyla’s door.
Tr: "Leyla, konuşabilir miyiz?"
En: "Can we talk, Leyla?"
Tr: dedi.
En: he said.
Tr: Leyla, her zamanki nazik gülümsemesiyle onu içeri davet etti.
En: With her usual gentle smile, Leyla invited him in.
Tr: "Tabii, buyur Emre.
En: "Of course, come in, Emre.
Tr: Dinliyorum."
En: I’m listening."
Tr: Emre, iş ve aile sorumlulukları arasındaki dengeyi nasıl sağlayabileceğini düşündüğünü anlattı.
En: Emre explained how he was thinking about managing the balance between work and family responsibilities.
Tr: "Esnek çalışma saatleri ya da uzaktan çalışma imkânı mümkün mü?"
En: "Is it possible to have flexible working hours or remote work?"
Tr: diye sordu.
En: he asked.
Tr: Leyla, anlayışla dinledi.
En: Leyla listened with understanding.
Tr: "Anlıyorum Emre.
En: "I understand, Emre.
Tr: Proje çok önemli, ama ailen de öyle.
En: The project is very important, but so is your family.
Tr: Bir çözüm bulalım."
En: Let's find a solution."
Tr: Günler hızla geçti.
En: Days passed quickly.
Tr: Projenin son teslim tarihine sadece birkaç gün kalmıştı.
En: There were only a few days left until the project's final deadline.
Tr: Herkes gece geç saatlere kadar çalışıyordu.
En: Everyone was working late into the night.
Tr: Tam da bu yoğunluk sırasında, Emre bir telefon aldı.
En: It was during this intense period that Emre received a call.
Tr: Arayan karısı Ali’ydi.
En: It was his wife Ali calling.
Tr: Kızları hastalanmıştı ve Ali, onun yanında olmasını istiyordu.
En: Their daughter had fallen ill, and Ali wanted him to be there.
Tr: Emre’nin kafasında savaş başladı; işte kalmalı mıydı, yoksa hemen eve mi gitmeliydi?
En: A battle began in Emre’s mind; should he stay at work, or go home immediately?
Tr: Bir an düşündü.
En: He thought for a moment.
Tr: Sonra her şeyi bir kenara bırakıp kararını verdi.
En: Then he set everything aside and made his decision.
Tr: Ailesinin yanında olmalıydı.
En: He needed to be with his family.
Tr: Hızla Leyla’nın yanına gidip, durumu anlattı.
En: He quickly went to Leyla and explained the situation.
Tr: "Git, ailenin yanında ol.
En: "Go, be with your family.
Tr: Burada sana destek oluruz," dedi Leyla.
En: We'll support you here," Leyla said.
Tr: Ertesi gün, Emre ofise döndüğünde herkes iş arkadaşlarının Emre’nin yükünü hafiflettiğini görüyordu.
En: The next day, when Emre returned to the office, he saw that his colleagues had lightened his load.
Tr: Proje zamanında teslim edilmişti.
En: The project had been delivered on time.
Tr: Emre, bu destek için takdir doluydu.
En: Emre was grateful for this support.
Tr: Kendi içindeki dengeleri kurmanın mutluluğuyla, işine dört elle sarıldı.
En: With the happiness of finding balance within himself, he embraced his work wholeheartedly.
Tr: Sonunda, Emre anladı ki, başarı yalnızca işyerindeki kazanımlarla değil, aynı zamanda sevdikleriyle geçen zamanla ölçülüyordu.
En: In the end, Emre realized that success was measured not only by achievements at work but also by the time spent with loved ones.
Tr: Ofisin yoğun atmosferinde bile, içini bir huzur kapladı.
En: Even in the busy atmosphere of the office, he felt a peace inside him.
Tr: Emre, iş ve aile dengesi kurmayı başarmıştı, ve bunu kalbinde bir armağan gibi taşıyordu.
En: Emre had managed to balance work and family, and he carried this as a gift in his heart.
Vocabulary Words:
- examine: incelemek
- hectic: yoğun
- unease: huzursuzluk
- neglect: ihmal etmek
- balance: denge
- approaching: yaklaşan
- courage: cesaret
- flexible: esnek
- solution: çözüm
- support: destek
- deadline: teslim tarihi
- intense: yoğun
- battle: savaş
- grateful: takdir dolu
- happiness: mutluluk
- peace: huzur
- manage: başarmak
- promote: terfi etmek
- path: yol
- gentle: nazik
- explain: anlatmak
- responsibility: sorumluluk
- remote: uzaktan
- lighten: hafifletmek
- achievement: kazanım
- embrace: sarılmak
- realize: anlamak
- measured: ölçülmek
- carry: taşımak
- gift: armağan