Fluent Fiction - Turkish:
Finding Her Voice: Emine's Magical Winter Tale Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2026-02-22-08-38-20-tr
Story Transcript:
Tr: Sıcak, kırmızı halıyla kaplı Küçük Ahşap Ev, kışın ortasında bir peri masalı gibi görünüyordu.
En: The warm, red-carpeted Küçük Ahşap Ev looked like a fairy tale in the middle of winter.
Tr: Pencerelerden dışarı, karla kaplı çam ormanı, ince bir beyaz battaniye gibi yayılmıştı.
En: Outside the windows, the snow-covered pine forest spread out like a thin white blanket.
Tr: Emine, sınıf arkadaşlarıyla birlikte bu mükemmel manzaraya bakarak rahat bir nefes aldı.
En: Emine took a deep breath as she gazed at this perfect view with her classmates.
Tr: Emine’nin kalbi hâlâ biraz hızlı atıyordu.
En: Emine’s heart was still beating a little fast.
Tr: Okul gezisi onu heyecanlandırsa da kaygılarını da beraberinde getirmişti.
En: Although the school trip excited her, it also brought with it some concerns.
Tr: Gruba dahil olup olmayacağından emin değildi.
En: She wasn't sure if she would fit into the group.
Tr: İçinde bir yerde, herkesle birlikte olmak için güçlü bir arzu vardı.
En: Somewhere inside her, there was a strong desire to be with everyone.
Tr: Fakat çekingenliği onun ayağına bağ gibiydi, her adım atışında çekiyordu.
En: But her shyness felt like a tie on her foot, pulling her back with every step she took.
Tr: Kerem yanı başında otururken, her zamanki neşesiyle arkadaş grubunu eğlendirmekle meşguldu.
En: Kerem sat next to her, busy entertaining their group of friends with his usual cheerfulness.
Tr: Safiye ise kitabına dalmış görünüyordu.
En: Safiye, on the other hand, seemed engrossed in her book.
Tr: Emine, yalnız hissettiği anlarda Safiye’nin sakin varlığından güç alıyordu.
En: Emine drew strength from Safiye’s calm presence in moments when she felt alone.
Tr: Belki de Safiye’den alacağı cesaretle, kendisini daha iyi ifade edebilirdi.
En: Perhaps with the courage she could gather from Safiye, she could express herself better.
Tr: Akşam olduğunda, herkes ahşap evin içindeki büyük şöminenin etrafına toplandı.
En: In the evening, everyone gathered around the large fireplace inside the wooden house.
Tr: Kerem, "Hadi, hikaye zamanı!" diye bağırdı.
En: Kerem shouted, "Come on, it's story time!"
Tr: Çeşitli hikayeler anlatılıyordu ama Emine onları sadece dinlemekle yetindi.
En: Various stories were being told, but Emine only listened to them.
Tr: Başka bir ses, içinden yükselmeye başladı: "Hadi, Emine. Bir kez olsun cesur ol."
En: Another voice began to rise from within her: "Come on, Emine. Be brave for once."
Tr: O an geldiğinde, Emine derin bir nefes aldı ve elini kaldırdı.
En: When the moment came, Emine took a deep breath and raised her hand.
Tr: "Ben de anlatmak istiyorum," dedi hafif bir titizlikle.
En: "I want to tell one too," she said with slight nervousness.
Tr: Herkes ona dönüp baktı.
En: Everyone turned to look at her.
Tr: Emine’nin kalbi kulağında çınlıyordu.
En: Emine’s heart pounded in her ears.
Tr: Ama şimdi geri çekilmek yoktu.
En: But there was no turning back now.
Tr: Anlatacağı hikaye, büyükannesinden duyduğu, büyülü bir kış masalıydı.
En: The story she would tell was a magical winter tale she had heard from her grandmother.
Tr: Hikaye, dinleyenleri içine çekerken, Emine’nin sesi daha da güçlendi.
En: As the story drew in the listeners, Emine’s voice grew stronger.
Tr: Bir sihir gibi salondaki herkes neşeyle ona odaklandı.
En: Like magic, everyone in the room focused on her with joy.
Tr: Kerem gülümsedi ve başıyla onayladı.
En: Kerem smiled and nodded in approval.
Tr: Safiye ise hafifçe başını sallayıp cesaret verdi.
En: Safiye lightly nodded her head, encouraging her.
Tr: Hikaye bittiğinde, sessizlik birkaç saniye sürdü.
En: When the story ended, there was silence for a few seconds.
Tr: Sonra Kerem alkışlamaya başladı ve diğerleri de ona katıldı.
En: Then Kerem started clapping, and the others joined in.
Tr: Emine kendini daha önce hiç hissetmediği kadar canlı hissetti.
En: Emine felt more alive than she ever had before.
Tr: Artık yalnız olmadığını biliyordu.
En: She knew she was no longer alone.
Tr: Sınıf arkadaşlarıyla birlikte olmanın sıcaklığı ve kabulü içini sarhoş ediyordu.
En: The warmth and acceptance of being with her classmates intoxicated her.
Tr: Ertesi sabah, öğrenciler yeni bir maceraya çıkarken Emine, Kerem ve Safiye’nin yanındaydı.
En: The next morning, as the students set out on a new adventure, Emine was beside Kerem and Safiye.
Tr: Kendine olan güveni yerine gelmişti.
En: Her confidence had been restored.
Tr: Artık biliyordu ki içindeki bireysellik, dışarı çıkıp parlamaya değerdi.
En: Now she knew that the individuality within her was worth letting out and shining.
Tr: Emine’nin gözleri parladı; çünkü kim olduğunu saklamadan da kabul görebileceğini öğrenmişti.
En: Emine’s eyes sparkled; she had learned that she could be accepted without hiding who she was.
Vocabulary Words:
- gazed: bakmak
- concerns: kaygılar
- desire: arzu
- shyness: çekingenlik
- entertaining: eğlendirmek
- engrossed: dalmak
- presence: varlık
- courage: cesaret
- fireplace: şömine
- approved: onayladı
- encouraging: cesaretlendirmek
- magical: büyülü
- intoxicated: sarhoş etmek
- sparkled: parlamak
- acceptance: kabul
- individuality: bireysellik
- confidence: güven
- restored: yerine gelmek
- comfortable: rahat
- fast beating: hızlı atmak
- approval: onay
- silence: sessizlik
- focus: odaklanmak
- sparkling eyes: gözleri parlamak
- adventure: macera
- friends: arkadaşlar
- storytelling: hikaye anlatıcılığı
- fairy tale: peri masalı
- established: kurulmak
- engaged: meşgul olmak