Fluent Fiction - Turkish:
Finding Warmth and Dreams in Istanbul's Grand Bazaar Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2024-12-16-08-38-20-tr
Story Transcript:
Tr: Istanbul kara kışla buluşmuştu.
En: Istanbul had met the harsh winter.
Tr: Grand Bazaar'ın renkli labirenti, insanların soğuktan kaçıp sıcak arayışına cevap veriyordu.
En: The colorful labyrinth of the Grand Bazaar was providing a refuge for people seeking warmth from the cold.
Tr: İkindi vaktiydi; küçük bir esnaf çaydanlığından taze çay dolduruyor, dükkanlar ufak tefek hediyeliklerle dolup taşıyordu.
En: It was the afternoon; a small shopkeeper was pouring fresh tea from his kettle, and the shops were overflowing with little souvenirs.
Tr: Emir, bazarın kalabalığında yalnızlık hisseden genç bir adamdı.
En: Emir was a young man who felt solitude amidst the bustle of the bazaar.
Tr: Geçecek yeni bir hayat yolu arıyordu.
En: He was searching for a new path in life.
Tr: Renkli örtülerin altında usulca ilerlerken, bir köşede titreyerek, sıcak bir bardak çaya sarılmış genç bir kadın dikkatini çekti.
En: As he quietly moved under the colorful fabrics, a young woman shivering in a corner, clutching a warm cup of tea, caught his attention.
Tr: Kadının adı Zeynep’ti.
En: Her name was Zeynep.
Tr: İnce parmakları, kucağındaki defterin sayfalarını nazikçe çeviriyor, yetenekli çizimleri ortaya çıkarıyordu.
En: Her slender fingers were gently turning the pages of the notebook on her lap, revealing skillful drawings.
Tr: Emir duraksadı.
En: Emir hesitated.
Tr: İçindeki bir ses ona Zeynep’le konuşmasını söyledi.
En: A voice inside him told him to speak to Zeynep.
Tr: Kendini topladı ve nazik bir gülümsemeyle yanına yaklaştı.
En: He collected himself and approached with a polite smile.
Tr: "Merhaba," dedi.
En: "Hello," he said.
Tr: "Sanırım üşümüşsünüz.
En: "You seem cold.
Tr: Elinizdeki defter ne kadar güzel görünüyor."
En: The notebook in your hand looks quite beautiful."
Tr: Zeynep başını kaldırdı, biraz tereddüt etti ama Emir’in samimi bakışını görünce gevşedi.
En: Zeynep lifted her head, hesitated a bit, but relaxed upon seeing Emir's sincere gaze.
Tr: "Teşekkür ederim," dedi kısaca.
En: "Thank you," she replied briefly.
Tr: "Sanata büyük bir tutkuyla bağlıyım ama işler pek iyi gitmiyor.
En: "I am passionately devoted to art, but things are not going well.
Tr: Çizimlerimi sergilemek istiyorum ama nasıl yapabilirim, bilemiyorum."
En: I want to exhibit my drawings, but I don’t know how."
Tr: Emir içtenlikle gülümsedi.
En: Emir smiled sincerely.
Tr: Bunun aradığı anlam olabilir miydi?
En: Could this be the meaning he was seeking?
Tr: "Ben de kendimde bir eksiklik hissediyorum," diye yanıtladı.
En: "I feel there's something missing in me too," he responded.
Tr: "Belki birbirimize yardımcı olabiliriz."
En: "Maybe we can help each other."
Tr: Beraber Grand Bazaar’ın sokaklarında gezinmeye başladılar.
En: They began to wander the streets of the Grand Bazaar together.
Tr: Her köşe başında bir hikaye, her dükkanda kaybolmuş bir zaman vardı.
En: At each corner, there was a story, and in each shop, a lost time.
Tr: Sonunda, sanat eserlerini sergileyen küçük bir galeri keşfettiler.
En: Finally, they discovered a small gallery that exhibited art pieces.
Tr: İçeri girdiklerinde, galerideki görevli onları sıcak bir karşılamayla buyur etti.
En: As they entered, the gallery attendant welcomed them warmly.
Tr: Zeynep, kendini biraz çekinik hissetse de Emir’in cesaretiyle güç buldu.
En: Although Zeynep felt a bit hesitant, she found strength in Emir's courage.
Tr: Yanında getirdiği çizimlerini gösterdi.
En: She showed the drawings she had brought with her.
Tr: Galeri sahibi, Zeynep'in eşsiz tarzına hayran kaldı ve eserlerini sergilemeyi kabul etti.
En: The gallery owner admired Zeynep's unique style and agreed to exhibit her works.
Tr: Bu an, her ikisi için de bir dönüm noktası oldu.
En: This moment was a turning point for both of them.
Tr: Emir, içindeki istek ve tutkuyu Zeynep’e destek vererek keşfetti.
En: Emir discovered his desire and passion by supporting Zeynep.
Tr: Zeynep ise, Emir’in yardımıyla hayallerine bir adım daha yakınlaştı.
En: Zeynep, with Emir's help, was a step closer to her dreams.
Tr: İkisi de birer yola çıkmış, ancak birlikteyken daha güçlü yürüyebileceklerini anlamışlardı.
En: They had each set out on a journey, but they realized that they could walk more strongly together.
Tr: Şimdi, Grand Bazaar’ın kış soğuğu onların sıcak dostluğuna ve yepyeni hayallerine kapı aralamıştı.
En: Now, the winter cold of the Grand Bazaar had opened a door to their warm friendship and brand new dreams.
Tr: Renkli çinilerin altında, her biri kendi yolunda ama birlikte yol almanın keyfini çıkararak yürümeye devam ettiler.
En: Under the colorful tiles, each continued on their own path but enjoyed traveling together.
Vocabulary Words:
- harsh: sert
- labyrinth: labirent
- refuge: sığınak
- solitude: yalnızlık
- amidst: arasında
- bustle: koşuşturma
- clutching: sarılmış
- slender: ince
- skillful: yetenekli
- approached: yaklaştı
- polite: nazik
- sincere: samimi
- devoted: bağlı
- exhibit: sergilemek
- unique: eşsiz
- turning point: dönüm noktası
- desire: istek
- passion: tutku
- courage: cesaret
- admired: hayran kaldı
- exhibited: sergilendi
- warmed: ısındı
- realized: anladı
- together: birlikte
- colorful: renkli
- fabrics: örtüler
- wandering: gezinmek
- attendant: görevli
- welcomed: karşıladı
- opened a door: kapı araladı