Fluent Fiction - Turkish:
A Republic Day Reunion: Bridging Family Distances Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-11-04-23-34-00-tr
Story Transcript:
Tr: İstanbul'un kalbinde, İstiklal Caddesi Cumhuriyet Bayramı'nın coşkusuyla dolup taşıyordu.
En: In the heart of İstanbul, İstiklal Caddesi was overflowing with the excitement of the Republic Day.
Tr: Bayraklar sallanıyor, insanlar gülüyor ve sokakları neşe kaplıyordu.
En: Flags were waving, people were laughing, and the streets were filled with joy.
Tr: Deniz, bu kalabalığın içinde kaybolmuş bir yolcu gibiydi; ama yanında en iyi arkadaşı Emre vardı.
En: Deniz felt like a lost passenger in this crowd; but he had his best friend Emre with him.
Tr: Deniz'in aklında tek bir şey vardı: kız kardeşi Aylin'le barışmak.
En: There was only one thing on Deniz's mind: to reconcile with his sister Aylin.
Tr: Deniz, ailesinin boşanmasını hep yüklenmiş, suçluluk duymuştu.
En: Deniz had always shouldered the burden of his parents' divorce and felt guilty about it.
Tr: Aylin, boşanmadan sonra ailesinden uzaklaşmıştı ve aile toplantılarına katılmıyordu.
En: Aylin had distanced herself from the family after the divorce and wasn't attending family gatherings.
Tr: Deniz, ona ulaşmaya defalarca çalışmıştı ama hep başarısız olmuştu.
En: Deniz had tried to reach out to her many times but had always failed.
Tr: Bugün, en büyük cesaretini topladı.
En: Today, he gathered his greatest courage.
Tr: Cumhuriyet'in coşkusundan ilham alarak Aylin'le yüzleşmeye karar verdi.
En: Inspired by the excitement of the Republic, he decided to confront Aylin.
Tr: Festivallerin umut getireceğine inanıyordu.
En: He believed that the festivals would bring hope.
Tr: Kalabalık arasında Aylin'i bulmak zor olmayacaktı.
En: It wouldn't be difficult to find Aylin among the crowd.
Tr: O her zaman belirgin ve farklı bir duruşa sahipti.
En: She always had a distinct and different presence.
Tr: Deniz, omzunu sıvazlayarak arkadaşı Emre'ye baktı.
En: Deniz, giving Emre a pat on the shoulder, looked at his friend.
Tr: Emre, bu çabanın boşuna olabileceğini düşünüyordu ama yine de Deniz'in yanındaydı.
En: Emre thought this effort might be in vain, but he was still there for Deniz.
Tr: "Emre, işte Aylin orada," dedi Deniz, gözleri kız kardeşine kitlenmişti.
En: "Emre, there's Aylin over there," said Deniz, his eyes fixed on his sister.
Tr: Aylin'i görür görmez birden bire heyecan ve korku hissetti.
En: As soon as he saw Aylin, he suddenly felt excitement and fear.
Tr: Aylin, yalnız başına duruyor ve caddede akıp giden insanlar kalabalığını izliyordu.
En: Aylin was standing alone, watching the crowd of people flowing down the street.
Tr: "Aylin!"
En: "Aylin!"
Tr: diye seslendi Deniz umutla.
En: Deniz called out hopefully.
Tr: Aylin, başını çevirip ona baktığında yüz ifadesinde bir şaşkınlık beliriyordu.
En: When Aylin turned her head to look at him, a look of surprise appeared on her face.
Tr: "Ne yapıyorsun burada Deniz?"
En: "What are you doing here Deniz?"
Tr: dedi Aylin.
En: said Aylin.
Tr: Sesi soğuktu ama Deniz pes etmeyecekti.
En: Her voice was cold, but Deniz wasn't going to give up.
Tr: "Bayramı birlikte kutlamak istedim.
En: "I wanted to celebrate the holiday together.
Tr: Ayrıca konuşmamız gerekiyor," diye yanıt verdi Deniz.
En: Also, we need to talk," replied Deniz.
Tr: Aylin başını iki yana salladı.
En: Aylin shook her head from side to side.
Tr: "Konuşacak bir şey yok," dedi sertçe.
En: "There's nothing to talk about," she said harshly.
Tr: Ama Deniz geri adım atmadı.
En: But Deniz didn't step back.
Tr: Cumhuriyet Marşı çalarken Deniz, Aylin'in yanına yürüdü.
En: As the Republic March played, Deniz walked over to Aylin.
Tr: "Bak, ben de üzgünüm," dedi Deniz.
En: "Look, I'm sorry too," Deniz said.
Tr: "Ama böyle yaşamaya devam edemeyiz.
En: "But we can't keep living like this.
Tr: Ailemiz ne olursa olsun, biz de bir aileyiz."
En: No matter what happens to our family, we are a family too."
Tr: Aylin duraksadı ve kalabalığa doğru bakarak derin bir nefes aldı.
En: Aylin hesitated and took a deep breath as she looked towards the crowd.
Tr: Sonra aniden patladı.
En: Then she suddenly burst out.
Tr: "Biliyor musun Deniz, her şeyin bir araya geleceğini sanıyorsun ama aslında bu kadar basit değil!"
En: "You know, Deniz, you think everything will come together, but it's not that simple!"
Tr: Bu güne kadar sakladıkları tüm duygular şimdi yüzeye çıkıyordu.
En: All the emotions they had hidden until today were now surfacing.
Tr: Halk marşı, onların arasında yükselen seslerin arka planı oldu.
En: The national march became the backdrop to the voices rising between them.
Tr: "Anlıyorum," dedi Deniz sabırla.
En: "I understand," said Deniz patiently.
Tr: "Ama bu bizim için de bir başlangıç olabilir.
En: "But this could be a new start for us too.
Tr: Seninle birlikte yemeğe çıkalım.
En: Let's go out for a meal together.
Tr: Ailemizle konuşalım."
En: Let's talk with our family."
Tr: Aylin gözlerini yere dikti.
En: Aylin looked down at the ground.
Tr: Sessizlik uzadı.
En: Silence stretched out.
Tr: Ardından başını kaldırdı.
En: Then she raised her head.
Tr: "Tamam," dedi yavaşça.
En: "Okay," she said slowly.
Tr: "Deneyebiliriz."
En: "We can try."
Tr: Bu küçücük kelime, Deniz'in kalbine bir umut ışığı yaktı.
En: This tiny word lit a light of hope in Deniz's heart.
Tr: Aylin geri dönüşü başlatmak için adım atmaya karar vermişti.
En: Aylin had decided to take a step to initiate a return.
Tr: Emre yanlarına geldi ve onlara dostça gülümsedi.
En: Emre came over and smiled at them friendly.
Tr: "Ben de vardır mıyım bu planda?"
En: "Am I included in this plan?"
Tr: diye sordu.
En: he asked.
Tr: Deniz ve Aylin'i saran İstanbul'un bu neşeli kalabalığı, belki de onlara yeni bir başlangıç için ilham vermişti.
En: The joyful crowd of İstanbul surrounding Deniz and Aylin had perhaps inspired them to a new beginning.
Tr: O günden sonra, her şey mükemmel olmasa da, en azından denemenin değerli olduğunu biliyorlardı.
En: From that day on, even if everything wasn't perfect, they knew that trying was valuable.
Tr: Aile olmak, birlikte olmaktı.
En: Being a family meant being together.
Tr: Bunu anlamışlardı.
En: They had understood this.
Vocabulary Words:
- overflowing: dolup taşmak
- excitement: coşku
- reconcile: barışmak
- shouldered: yüklenmek
- burden: yük
- divorce: boşanma
- distanced: uzaklaşmak
- gathered: toplamak
- courage: cesaret
- inspired: ilham almak
- presence: duruş
- vain: boşuna
- fixed: kitlenmek
- betrayed: ihanet etmek
- harshly: sertçe
- confront: yüzleşmek
- happens: olmak
- surface: yüzeye çıkmak
- backdrop: arka plan
- patiently: sabırla
- hesitated: tereddüt etmek
- burst out: aniden patlamak
- emotions: duygular
- silence: sessizlik
- stretched: uzamak
- initiate: başlatmak
- included: dahil olmak
- inspired: ilham vermek
- joyful: neşeli
- perfect: mükemmel