Fluent Fiction - Turkish:
Restoring Light: A Sibling's Quest Through İstanbul's Shadows Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-03-22-22-34-01-tr
Story Transcript:
Tr: İstanbul eski ihtişamını kaybetmişti.
En: İstanbul had lost its former splendor.
Tr: Şehir karanlıklar içindeydi.
En: The city was engulfed in darkness.
Tr: Gökyüzünde yıldızlar bile sönük görünüyordu.
En: Even the stars in the sky appeared dim.
Tr: Can, yavaş adımlarla terk edilmiş sokaklarda ilerliyordu.
En: Can was walking slowly through the abandoned streets.
Tr: Kafasında yalnızca bir düşünce vardı: Kayıp kız kardeşi.
En: He had only one thought on his mind: His missing sister.
Tr: Can, gözlerinin önüne gelen Ayasofya'yı gördü.
En: Can saw the Ayasofya appear before his eyes.
Tr: Yıkık duvarları ve boş pencereleri ile hayalet gibi duruyordu.
En: With its crumbling walls and empty windows, it stood like a ghost.
Tr: Kendi kendine, "Buradaydı," dedi.
En: He said to himself, "She was here.
Tr: "Kardeşim burada kayboldu."
En: My sister disappeared here."
Tr: Birden, arkasından bir ses duydu.
En: Suddenly, he heard a voice from behind.
Tr: Döndüğünde, Zeynep adlı bir kadınla karşılaştı.
En: When he turned around, he encountered a woman named Zeynep.
Tr: Zeynep siyah bir pelerin giymişti ve gözleri gece kadar karanlıktı.
En: Zeynep was wearing a black cloak, and her eyes were as dark as the night.
Tr: "Yardım edebilirim," dedi Zeynep, kısık bir sesle.
En: "I can help," said Zeynep in a low voice.
Tr: Can, Zeynep'e güvenip güvenmemekte kararsızdı.
En: Can was uncertain whether to trust Zeynep or not.
Tr: Ama başka seçeneği yoktu.
En: But he had no other option.
Tr: "Kardeşimi bulmak zorundayım," dedi kalbinin derinliklerinden gelen bir çaresizlikle.
En: "I must find my sister," he said with a desperation that came from the depths of his heart.
Tr: Zeynep önde, Can arkada, Saraçhane’ye doğru ilerlediler.
En: With Zeynep leading and Can following, they proceeded towards Saraçhane.
Tr: Bu bölge tamamen karanlığa gömülmüştü.
En: This area was completely shrouded in darkness.
Tr: Rüzgarın uğultusu arasında, ara sıra kırık camların sesleri duyuluyordu.
En: Among the howling of the wind, the sound of broken glass could occasionally be heard.
Tr: "Zeynep, neden burası bu kadar tehlikeli?"
En: "Zeynep, why is this place so dangerous?"
Tr: diye sordu Can.
En: Can asked.
Tr: Zeynep, bir an duraksadı.
En: Zeynep hesitated for a moment.
Tr: Sonra, "Buradaki sırlar çok eski.
En: Then she replied, "The secrets here are very old.
Tr: Herkes bilmez.
En: Not everyone knows.
Tr: Çok dikkatli olmalıyız.
En: We must be very careful.
Tr: Karanlık tehlikeleri saklar," diye yanıtladı.
En: Darkness hides dangers."
Tr: Yolun sonuna geldiklerinde, büyük bir binanın önünde durdular.
En: When they reached the end of the road, they stood in front of a large building.
Tr: Zeynep, "İşte burada," dedi.
En: Zeynep said, "Here it is."
Tr: Binanın içinde bir jeneratör vardı.
En: Inside the building, there was a generator.
Tr: "Kardeşin bir kapana kısıldı," diye ekledi Zeynep, Can'a yöneldi.
En: "Your sister is trapped," Zeynep added, turning to Can.
Tr: Can tereddüt etti.
En: Can hesitated.
Tr: Eğer jeneratörü çalıştırırsa, belki de daha büyük bir tehlikeyi açığa çıkaracaktı.
En: If he started the generator, he might unleash an even greater danger.
Tr: Ama başka çaresi yoktu.
En: But he had no other choice.
Tr: Derin bir nefes aldı ve jeneratörü çalıştırdı.
En: He took a deep breath and started the generator.
Tr: Aniden, tüm bölge parlamaya başladı.
En: Suddenly, the entire area lit up.
Tr: Eski sokak lambaları, binaların siluetlerini ortaya çıkardı.
En: Old street lamps revealed the silhouettes of the buildings.
Tr: Kız kardeşinin sesi duyulmaya başladı, "Abi, buradayım!"
En: The voice of his sister began to be heard, "Brother, I'm here!"
Tr: Can, sesin yönüne doğru koştu.
En: Can ran in the direction of the voice.
Tr: Nihayet küçük kardeşine sarıldı.
En: Finally, he embraced his younger sister.
Tr: Gözyaşları, kirli yüzünde parlak izler bıraktı.
En: Tears left bright trails on his dirty face.
Tr: Kardeşi güvende olduğu için mutluydu.
En: He was happy his sister was safe.
Tr: Zeynep, sessizce yanlarında duruyordu.
En: Zeynep stood silently beside them.
Tr: Işığın altında, Can Zeynep'in yüzünü daha net görebildi.
En: In the light, Can could see Zeynep's face more clearly.
Tr: Zeynep'in geçmişi sırlarla doluydu, ama ona yardım etmişti.
En: Zeynep's past was full of secrets, but she had helped him.
Tr: Can, "Teşekkür ederim," dedi.
En: Can said, "Thank you."
Tr: Artık yalnızca kardeşi için değil, Zeynep’in yardımı için de minnettardı.
En: He was grateful not only for his sister but also for Zeynep's help.
Tr: Işık, İstanbul'un karanlık sokaklarına geri döndü.
En: The light returned to the dark streets of İstanbul.
Tr: Karanlık yavaş yavaş çekildi.
En: The darkness gradually retreated.
Tr: Can, artık öğrendiği bir şey vardı.
En: Can had learned something now.
Tr: Bazen, en karanlık anlarda bile bir ışık bulmak mümkündü.
En: Sometimes, even in the darkest moments, it was possible to find a light.
Tr: Güven ve işbirliği, bu dünyada ayakta kalmak için şarttı.
En: Trust and cooperation were essential to survival in this world.
Tr: Zeynep de gitmiş gibiydi.
En: It seemed Zeynep had vanished as well.
Tr: Belki tekrar karşılaşacaklardı.
En: Perhaps they would meet again.
Tr: Ama şimdi, Can ve kız kardeşi, ellerini birbirinin avucunda sımsıkı tuttular ve yeni şafağın aydınlattığı yolda ilerlediler.
En: But for now, Can and his sister held each other's hands tightly and moved forward on the path illuminated by the new dawn.
Vocabulary Words:
- engulfed: kaplanmış
- dim: sönük
- abandoned: terk edilmiş
- crumbling: yıkık
- ghost: hayalet
- desperation: çaresizlik
- shrouded: gömülmüş
- howling: uğultu
- hesitated: duraksadı
- unleash: açığa çıkarmak
- silhouettes: siluetler
- embraced: sarılmak
- trapped: kapana kısılmak
- illuminated: aydınlattı
- vanished: kayboldu
- splendor: ihtişam
- cloak: pelerin
- careful: dikkatli
- generator: jeneratör
- retreated: çekildi
- cooperation: işbirliği
- essential: şart
- reveal: ortaya çıkarmak
- occasional: ara sıra
- silently: sessizce
- trails: izler
- bright: parlak
- encountered: karşılaşmak
- desperation: çaresizlik
- secrets: sırlar