Fluent Fiction - Turkish:
Gallipoli's Lost Diaries: Trust and Heritage Journey Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-12-26-08-38-20-tr
Story Transcript:
Tr: Kuzey rüzgarı Gallipoli Yarımadası üzerinde üflüyor, tarihi yerlerde yankılanıyor.
En: The north wind blows over the Gallipoli Peninsula, echoing through historic sites.
Tr: Emre ellerini cebine sokmuş ağır adımlarla yürüyor.
En: Emre walks with heavy steps, his hands in his pockets.
Tr: Yüzü soğuktan kızarmış, ama aklında büyük bir kararlılık var.
En: His face is flushed from the cold, but there is a great determination in his mind.
Tr: Dedesi cephede savaşmıştı ve herkes onun günlüklerinden bahsediyordu.
En: His grandfather had fought on the front, and everyone spoke of his diaries.
Tr: Bu günlükler kaybolmuştu.
En: These diaries had been lost.
Tr: Emre, onları bulup tarihin ışığını ortaya çıkarmak istiyordu.
En: Emre wanted to find them and bring the light of history to bear.
Tr: Günlerden bir gün, tarihi canlandırmaların yapıldığı o ünlü alana gitmişti.
En: One day, he visited that famous site where historical reenactments take place.
Tr: Leyla, dönem kıyafetleri içinde, Ona yaklaştı.
En: Leyla, dressed in period clothing, approached him.
Tr: "Emre," dedi, "Ona ulaşmamız gerekiyor."
En: "Emre," she said, "We need to reach it."
Tr: O an, Emre’nin gözleri parladı ama yanında duran arkadaşı Ömer şüpheliydi.
En: At that moment, Emre's eyes lit up, but his friend Ömer, standing beside him, was skeptical.
Tr: Leyla'nın niyetlerinden pek emin değildi.
En: He was not entirely sure of Leyla's intentions.
Tr: “Neden yardım etsin ki?” diye düşünüyordu.
En: “Why would she help?” he thought.
Tr: Emre kararını verdi.
En: Emre made up his mind.
Tr: Leyla’ya güvenecekti.
En: He would trust Leyla.
Tr: Beraber yola çıktılar.
En: They set off together.
Tr: Yarımadanın soğuk rüzgarları yüzlerine vuruyordu.
En: The cold winds of the peninsula hit their faces.
Tr: Ormanlık bir alana geldiklerinde, ayak izleri dikkatini çekti.
En: When they reached a wooded area, footprints caught his attention.
Tr: Birkaç tanesi daha eskiydi.
En: Some were older.
Tr: Düşüncesini seslendirdi: "Burası keşfedilmeyeni saklayandır."
En: He voiced his thought: "This is the shelter of the undiscovered."
Tr: Ve sonunda, az bilinen bir askerin sığınağına ulaştı.
En: And finally, he reached the refuge of a little-known soldier.
Tr: Sığınak, eski taşlarla doluydu.
En: The shelter was filled with old stones.
Tr: Hikayeler dolu olduğu belli olan bir günlüğün parıltısını fark etti.
En: He noticed the glint of a diary clearly full of stories.
Tr: Ancak, ansızın ormanın gölgelerinden bir köpek belirdi.
En: However, suddenly, a dog appeared from the shadows of the forest.
Tr: Emre başta geri adım attı, ama sonra köpeğe dostça yaklaştı.
En: Emre initially stepped back, but then approached the dog in a friendly manner.
Tr: Cebinden bir parça ekmek çıkararak ona uzattı.
En: He took out a piece of bread from his pocket and offered it to the dog.
Tr: Köpek havayı kokladı ve sonunda kuyruğunu sallayarak yaklaştı.
En: The dog sniffed the air and eventually wagged his tail and approached.
Tr: Emre, köpeği okşarken Leyla kahkahasını tutamadı.
En: As Emre petted the dog, Leyla couldn't hold back her laughter.
Tr: "Başardın," dedi.
En: "You did it," she said.
Tr: "Kararlılığın tüm sınavları geçti."
En: "Your determination passed all tests."
Tr: Ömer, Leyla’ya bakıp memnuniyetle başını salladı.
En: Ömer looked at Leyla and nodded in satisfaction.
Tr: "Yanılmışım Leyla, seni hafife aldım."
En: "I was wrong, Leyla, I underestimated you."
Tr: Emre artık daha özgüvenliydi.
En: Emre was now more confident.
Tr: Günlüğü eline aldı ve derin bir nefes çekti.
En: He took the diary in his hands and took a deep breath.
Tr: Dedesiyle yeniden iletişim kurmuş gibi hissediyordu.
En: He felt as if he had reconnected with his grandfather.
Tr: Dostluğun ve iş birliğinin önemini anlamıştı.
En: He understood the importance of friendship and collaboration.
Tr: Gallipoli’nin soğuk rüzgarları arasında, bir araya gelen bu üç kişi tarihî bir hazineyi kurtarmıştı.
En: In the cold winds of Gallipoli, these three people who came together had saved a historical treasure.
Tr: Emre, kendi iç sesine ve dostluğa güvenmenin değerini öğrenmişti.
En: Emre learned the value of trusting his inner voice and friendship.
Tr: Yarımadadan ayrılırken kalbinin derinlerinde bir sıcaklık hissetti.
En: As he left the peninsula, he felt a warmth deep in his heart.
Vocabulary Words:
- blows: üflüyor
- echoing: yankılanıyor
- flushed: kızarmış
- determination: kararlılık
- diaries: günlükler
- historical reenactments: tarihi canlandırmalar
- skeptical: şüpheli
- intentions: niyetler
- footprints: ayak izleri
- shelter: sığınak
- refuge: sığınak
- glint: parıltısı
- initially: başta
- approached: yaklaştı
- pocket: cebin
- pet: okşarken
- confident: özgüvenli
- reconnected: yeniden iletişim
- collaboration: iş birliği
- treasure: hazineyi
- inner voice: iç sesine
- flush: kızarmış
- bear: ortaya çıkarmak
- lit up: parladı
- undiscovered: keşfedilmeyeni
- friendly manner: dostça
- laughed: kahkahasını
- nodded: başını salladı
- underestimated: hafife aldım
- value: değerini