Saat bize zamanı mı gösteriyor, yoksa yalnızca değişimi ölçmek için kurduğumuz bir sistemi mi?
İlk bölümde zamanın ne olduğunu sandığımız kadar iyi bilip bilmediğimizi sorguluyorum. Augustinus’tan Newton’a, Einstein’dan modern fiziğin zaman problemine uzanan bir çizgide; mutlak zaman fikrini, “şimdi” dediğimiz şeyin gerçekten evrensel olup olmadığını ve zamanın fiziksel gerçeklikle insan bilinci arasındaki tuhaf yerini konuşuyorum.
Çünkü belki asıl soru, zamanın geçip geçmediği değil.
Belki daha rahatsız edici soru şu:
Zaman mı geçiyor, yoksa geçen biz miyiz?
Zaman Kaybı, cevap vermekten çok, doğru bildiğimiz şeyleri yeniden sorgulamak için var.