
Sign up to save your podcasts
Or


O gün, odanın içi sessizdi. Ahmet, yıllarca üzerinde çalıştığı kitaplarını raflara dizerken başını kaldırdı.Gökyüzünden sızan ışık, pencereden değil, sanki yukarıdan, görünmez bir tavanın çatlaklarından süzülüyordu.
Birden fark etti: Ne zaman yukarıya adım atmak istese, başını sert bir şeye vuruyordu. Görünmeyen ama varlığıyla can yakan bir şey…Bir cam tavan.
I
Ahmet, yıllarca öğretmenlik yapmıştı.Öğrencilerine yalnızca matematik değil, dürüstlüğü, çalışkanlığı, insan sevgisini de öğretmişti.Bir gün, bütün gayretlerine rağmen dersine devam edemeyeceğini öğrendi. “Senin yerin artık burası değil” dediler.Görünmez bir tavan başına inmişti işte.
O tavanın üstünde hâlâ güneş vardı, umut vardı, başarı vardı.Ama Ahmet, eliyle yokladığında oraya geçemediğini gördü.
II
Eşiyle birlikte hayallerini kurdukları evde, artık her şey sessizdi.Telefonları çalmıyor, kapıları açılmıyordu.Bir gün sokakta çocukluk arkadaşıyla karşılaştı; göz göze geldiler.Arkadaşı başını çevirip yolunu değiştirdi.İşte o an, cam tavanın yalnızca yukarıda değil, her yerde olduğunu hissetti.
III
Ahmet pes etmedi.Kendi ülkesinde yukarıya çıkamıyorsa, yanlara doğru yürümeliydi.Gönlünü, bilgisini, emeğini başka diyarlara taşıdı.Ama gittiği her yerde, gece yastığa başını koyduğunda o tavana başını çarptığı günün sesi kulaklarında yankılandı:“Tık… tık…”Her denemede başına aldığı görünmez darbe, hayatında silinmeyen bir iz bıraktı.
IV
Yıllar geçti.O görünmez tavan hâlâ oradaydı.Ama dikkatle bakıldığında, tavanda incecik çatlakların oluştuğu fark ediliyordu.Adaletin gizlenemeyen çelişkileri, zulmün kendi kendini yiyip bitiren gürültüsü, insanların vicdanında filizlenen sorular…Ahmet, bir akşam gün batımını izlerken kendi kendine mırıldandı:
“Belki biz bu tavanın altında ezildik.Ama her çatlak, güneşin ışığını biraz daha içeri sızdırıyor.Gün gelecek, bu cam dağılacak.O gün geldiğinde, biz sabırla bekleyenler değil, ışığı içimizde taşıyanlar olacağız.”
V
Ahmet gözlerini kapadı.Cam tavan hâlâ başının üstündeydi.Ama o artık başını yukarı çarptığında ağrıyı değil, çatlaklardan süzülen ışığı hissediyordu.Çünkü öğrenmişti:Gerçek yükseliş, bazen yukarıya değil, içeride derinleşmeye giden yoldaydı.
🎭 Dramatik Öz
* Ahmet: 2016 sonrası Hizmet hareketinde mağduriyet yaşamış bir öğretmen üzerinden sembolik anlatım.
* Cam Tavan: Görünmez ama kırıcı baskılar, engeller, önyargılar.
* Çatlaklar: Zulmün kendi kendini aşındırması ve vicdanlarda oluşan yeni uyanışlar.
* Sonuç: Dışarıda yükselme imkânı engellense de, içte derinleşme ve sabırla geleceğe umut taşımak.
By Asım İşlerO gün, odanın içi sessizdi. Ahmet, yıllarca üzerinde çalıştığı kitaplarını raflara dizerken başını kaldırdı.Gökyüzünden sızan ışık, pencereden değil, sanki yukarıdan, görünmez bir tavanın çatlaklarından süzülüyordu.
Birden fark etti: Ne zaman yukarıya adım atmak istese, başını sert bir şeye vuruyordu. Görünmeyen ama varlığıyla can yakan bir şey…Bir cam tavan.
I
Ahmet, yıllarca öğretmenlik yapmıştı.Öğrencilerine yalnızca matematik değil, dürüstlüğü, çalışkanlığı, insan sevgisini de öğretmişti.Bir gün, bütün gayretlerine rağmen dersine devam edemeyeceğini öğrendi. “Senin yerin artık burası değil” dediler.Görünmez bir tavan başına inmişti işte.
O tavanın üstünde hâlâ güneş vardı, umut vardı, başarı vardı.Ama Ahmet, eliyle yokladığında oraya geçemediğini gördü.
II
Eşiyle birlikte hayallerini kurdukları evde, artık her şey sessizdi.Telefonları çalmıyor, kapıları açılmıyordu.Bir gün sokakta çocukluk arkadaşıyla karşılaştı; göz göze geldiler.Arkadaşı başını çevirip yolunu değiştirdi.İşte o an, cam tavanın yalnızca yukarıda değil, her yerde olduğunu hissetti.
III
Ahmet pes etmedi.Kendi ülkesinde yukarıya çıkamıyorsa, yanlara doğru yürümeliydi.Gönlünü, bilgisini, emeğini başka diyarlara taşıdı.Ama gittiği her yerde, gece yastığa başını koyduğunda o tavana başını çarptığı günün sesi kulaklarında yankılandı:“Tık… tık…”Her denemede başına aldığı görünmez darbe, hayatında silinmeyen bir iz bıraktı.
IV
Yıllar geçti.O görünmez tavan hâlâ oradaydı.Ama dikkatle bakıldığında, tavanda incecik çatlakların oluştuğu fark ediliyordu.Adaletin gizlenemeyen çelişkileri, zulmün kendi kendini yiyip bitiren gürültüsü, insanların vicdanında filizlenen sorular…Ahmet, bir akşam gün batımını izlerken kendi kendine mırıldandı:
“Belki biz bu tavanın altında ezildik.Ama her çatlak, güneşin ışığını biraz daha içeri sızdırıyor.Gün gelecek, bu cam dağılacak.O gün geldiğinde, biz sabırla bekleyenler değil, ışığı içimizde taşıyanlar olacağız.”
V
Ahmet gözlerini kapadı.Cam tavan hâlâ başının üstündeydi.Ama o artık başını yukarı çarptığında ağrıyı değil, çatlaklardan süzülen ışığı hissediyordu.Çünkü öğrenmişti:Gerçek yükseliş, bazen yukarıya değil, içeride derinleşmeye giden yoldaydı.
🎭 Dramatik Öz
* Ahmet: 2016 sonrası Hizmet hareketinde mağduriyet yaşamış bir öğretmen üzerinden sembolik anlatım.
* Cam Tavan: Görünmez ama kırıcı baskılar, engeller, önyargılar.
* Çatlaklar: Zulmün kendi kendini aşındırması ve vicdanlarda oluşan yeni uyanışlar.
* Sonuç: Dışarıda yükselme imkânı engellense de, içte derinleşme ve sabırla geleceğe umut taşımak.