İnsanları üzmek kolaysa, iyi hissettirmek de aynı ölçüde kolay olmalı. Günlük Ötesi'nin 126. bölümünde Ali bu fikirden yola çıkarak koşulsuz vermenin nerede kendine zarar vermeye dönüştüğünü konuşuyor.
Bölümün ana fikri şu: vermen gerekenden fazlasını vermeyi bıraktığında karşı taraftan beklentilerin azalmıyor, hiç oluşmuyor. Beklenti oluşmayınca hayal kırıklığı da olmuyor ve dertsiz başına dert açmamış oluyorsun.
Ali bunu su üzerinden anlatıyor. Su hayatta kalmak için zorunlu ama sürekli erişilebilir olduğu için kıymetsiz. Yüz kişiden doksan dokuzu su olduğu için şükretmiyor. Birinin hayatında su olduğunda vazgeçilmez oluyorsun ama kola kadar kıymetli olmuyorsun. Bölüm, kaynağı kısmanın yani sürekli ulaşılabilir olmamanın bunu nasıl değiştirdiği üzerine ilerliyor. Buradaki ayrım önemli: sırf vermemek için vermemek değil, vermek istemediğini vermemek.
Bölümden: "Vermek istemediğin bir şeyi vermemek, vermek istediğin şeyleri vermek. Sırf vermemek için vermemek değil."
Bu bölümde konuştuklarım: insanları üzmenin ve iyi hissettirmenin kolaylığı, koşulsuz vermek, kendinden vermeye başladığın nokta, beklentilerin hiç oluşmaması, hayal kırıklığından kaçınmak, sürekli ulaşılabilir olmanın değeri düşürmesi, su ve kola benzetmesi, temel ihtiyacın keyif alınan bir şeye dönüşmesi, o temel ihtiyacın sen olman.
Bağlantılar
Podcast Instagram: @gunlukotesipodcast
https://instagram.com/gunlukotesipodcast
Ali: @ozinthebay
https://instagram.com/ozinthebay
Bölümü sevdiysen dinlediğin platformda puan vermeyi unutma.
Günlük Ötesi, Podcrafts Network'ün bir parçasıdır.
https://podcrafts.io
[email protected]