Günlük Ötesi

Günlük Ötesi

Download on the App Store

Günlük Ötesi episodes

  • 129: Teslim Olmak

    Seksen yıl bile bir hiç; hayat kısa ve Marcus Aurelius'un dediği gibi herkes bir gün unutulacak. Bu bölümün zemini bu düşünce: kendini fazla ciddiye almamak, altı milyar insanın rekabet ettiği bir dünyada her şeyin zor olmasını doğal karşılamak ve biraz teslim olmak.

    Teslim olmanın ne demek olduğu bölümün kişisel tarafında somutlaşıyor. Ailede art arda yaşanan sağlık sorunları ve zorunlu olarak üstlenilen sorumluluklar, "peki benim hayatım ne olacak" direncinin boşunalığını gösteriyor: problem kucaklandığında hafifliyor, korkulan kabus çoğu zaman gerçekleşmiyor. Sevdiğin biri için orada olmak fedakarlık değil; olmamak da bir tercih ve her tercihin bir bedeli var. Bölüm bir paradoksla kapanıyor: hayatta problem kalmayınca insan kendine bilerek problem yaratıyor, çünkü zorluk yoksa ilerleme de yok.

    Bölümden: "Bir kabusun içine düşeceğini düşündüğün zaman bazen aslında o kabusun içine düşmeyebiliyorsun ve bambaşka bir şey olabiliyor."

    Bu bölümde konuştuklarım: hayatın kısalığı, kendini fazla önemsemek, Marcus Aurelius, teslim olmak, aile sorumlulukları, fedakarlık, tercihlerin bedeli, bilerek zorluk yaratmak

    Bağlantılar
    Günlük Ötesi Instagram: https://www.instagram.com/gunlukotesipodcast
    Ali: https://www.instagram.com/ozinthebay

    Bölümü sevdiysen dinlediğin platformda puan vermeyi unutma.

    Günlük Ötesi, Podcrafts Network'ün bir parçasıdır. 
    https://podcrafts.io · [email protected]

    5 min
  • 128: Normal Bir Hayatın Değeri

    Seksen yıl bile bir hiç; hayat kısa ve Marcus Aurelius'un dediği gibi herkes bir gün unutulacak. Bu bölümün zemini bu düşünce: kendini fazla ciddiye almamak, altı milyar insanın rekabet ettiği bir dünyada her şeyin zor olmasını doğal karşılamak ve biraz teslim olmak.

    Teslim olmanın ne demek olduğu bölümün kişisel tarafında somutlaşıyor. Ailede art arda yaşanan sağlık sorunları ve zorunlu olarak üstlenilen sorumluluklar, "peki benim hayatım ne olacak" direncinin boşunalığını gösteriyor: problem kucaklandığında hafifliyor, korkulan kabus çoğu zaman gerçekleşmiyor. Sevdiğin biri için orada olmak fedakarlık değil; olmamak da bir tercih ve her tercihin bir bedeli var. Bölüm bir paradoksla kapanıyor: hayatta problem kalmayınca insan kendine bilerek problem yaratıyor, çünkü zorluk yoksa ilerleme de yok.

    Bölümden: "Bir kabusun içine düşeceğini düşündüğün zaman bazen aslında o kabusun içine düşmeyebiliyorsun ve bambaşka bir şey olabiliyor."

    Bu bölümde konuştuklarım: hayatın kısalığı, kendini fazla önemsemek, Marcus Aurelius, teslim olmak, aile sorumlulukları, fedakarlık, tercihlerin bedeli, bilerek zorluk yaratmak

    Bağlantılar
    Günlük Ötesi Instagram: https://www.instagram.com/gunlukotesipodcast
    Ali: https://www.instagram.com/ozinthebay

    Bölümü sevdiysen dinlediğin platformda puan vermeyi unutma.

    Günlük Ötesi, Podcrafts Network'ün bir parçasıdır.
    https://podcrafts.io · [email protected]

    6 min
  • 127: Manifest, K-Pop ve Toksik İlişki Dili

    Bir K-Pop konserinde ekrana yansıyan çeviri sözler beklenmedik bir şey söylüyor: utangaçlık, romantizm, saflık. Toksik bir dil bekleyen Ali için bu küçük bir kültür şoku; on dört yaşındaki yeğeniyle gittiği Eunbi konseri, iki pop kültürünün insan ilişkisine nereden baktığını yan yana koyuyor. Kore pop'u duyguyu ve masumiyeti yüceltirken, Türkiye'de patlayan Manifest'in bölümde satır satır okunan sözleri başka bir dünyanın haritası: money talks, ulaşılmazlık, koz.

    O harita bir zihniyetin fotoğrafı. İlişkiyi güç savaşına çeviren dil, umursamamayı zafer, ulaşılmaz olmayı üstünlük sayıyor; oysa güç biriktiren kimse yakınlık kuramıyor. Koz tutmak bir yanılsama, çünkü dünya insanlarla dolu ve kimse vazgeçilmez değil. İlişkinin gerçeği bunun tersi: kendini adamak, yanında olmak, üstünlükleri yarış değil aynı takımın parçası sayabilmek. Bu sözlerin sadece bir persona, bir pazarlama stratejisi olduğu savunması da bir şeyi değiştirmiyor, çünkü gerçek değil; ve o sözleri ezbere bilen bir nesil, ilişkiyi önce bu dilden öğreniyor.

    Bölümden: "Çünkü ilişki adamaktır kendini, gerekirse saçını süpürge etmektir, yanında olmaktır, bir takım olabilmektir."

    Bu bölümde konuştuklarım: K-Pop, Kore kültürü, Manifest şarkı sözleri, toksik ilişki dili, ilişkilerde güç savaşı, persona ve pazarlama

    Bağlantılar

    Podcast Instagram: instagram.com/gunlukotesipodcast
    Ali: instagram.com/ozinthebay

    Bölümü sevdiysen dinlediğin platformda puan vermeyi unutma.

    Günlük Ötesi, Podcrafts Network'ün bir parçasıdır.

    podcrafts.io · [email protected]

    5 min
  • 126: Fazla Vermek ve Değerini Kaybetmek

    İnsanları üzmek kolaysa, iyi hissettirmek de aynı ölçüde kolay olmalı. Günlük Ötesi'nin 126. bölümünde Ali bu fikirden yola çıkarak koşulsuz vermenin nerede kendine zarar vermeye dönüştüğünü konuşuyor.

    Bölümün ana fikri şu: vermen gerekenden fazlasını vermeyi bıraktığında karşı taraftan beklentilerin azalmıyor, hiç oluşmuyor. Beklenti oluşmayınca hayal kırıklığı da olmuyor ve dertsiz başına dert açmamış oluyorsun.

    Ali bunu su üzerinden anlatıyor. Su hayatta kalmak için zorunlu ama sürekli erişilebilir olduğu için kıymetsiz. Yüz kişiden doksan dokuzu su olduğu için şükretmiyor. Birinin hayatında su olduğunda vazgeçilmez oluyorsun ama kola kadar kıymetli olmuyorsun. Bölüm, kaynağı kısmanın yani sürekli ulaşılabilir olmamanın bunu nasıl değiştirdiği üzerine ilerliyor. Buradaki ayrım önemli: sırf vermemek için vermemek değil, vermek istemediğini vermemek.

    Bölümden: "Vermek istemediğin bir şeyi vermemek, vermek istediğin şeyleri vermek. Sırf vermemek için vermemek değil."

    Bu bölümde konuştuklarım: insanları üzmenin ve iyi hissettirmenin kolaylığı, koşulsuz vermek, kendinden vermeye başladığın nokta, beklentilerin hiç oluşmaması, hayal kırıklığından kaçınmak, sürekli ulaşılabilir olmanın değeri düşürmesi, su ve kola benzetmesi, temel ihtiyacın keyif alınan bir şeye dönüşmesi, o temel ihtiyacın sen olman.

    Bağlantılar

    Podcast Instagram: @gunlukotesipodcast
    https://instagram.com/gunlukotesipodcast

    Ali: @ozinthebay
    https://instagram.com/ozinthebay

    Bölümü sevdiysen dinlediğin platformda puan vermeyi unutma.

    Günlük Ötesi, Podcrafts Network'ün bir parçasıdır.
    https://podcrafts.io
    [email protected]

    5 min
  • 125: Kod Bilmeden Yapay Zekayla Uygulama Yapmak

    Günlük Ötesi'nin 125. bölümü. Ali bu bölümde yapay zekayı sohbet botu gibi kullanmayı bırakıp kendi araçlarını yapmak için kullanmayı anlatıyor. Hiç kod bilgisi olmadan, sadece derdini düz yazıyla anlatarak Claude üzerinden yaptığı iki uygulamayı ve podcrafts.io sitesini nasıl bir haftada kurduğunu aktarıyor.

    Bölümün merkezinde yirmi yıldır bozuk olan uyku düzeni var. Uyuma saati her hafta ileri kayan Ali, bunu düzeltmek için Mac'inde çalışan bir planlama uygulaması yaptırıyor. Uygulama haftalık rutinini biliyor, gününü bloklar halinde planlıyor, takvimine işliyor, derin çalışma bloklarında bütün bildirimleri kapatıyor ve blok uzatma taleplerinde uyku düzeninden ne feragat edeceğini söyleyerek itiraz ediyor.

    Bölüm ayrıca küçük dinleyici kitlesiyle barışık olmak üzerine kısa bir açılışla başlıyor.

    Bölümden: "Yani ne yaptım ben burada? Kendi kıçımı kaşıdım. Sen de yapabilirsin bunu."

    Bu bölümde konuştuklarım: dinleyici sayısının önemsizliği, bir milyon dinleyicinin kaosu, yapay zekayı sohbet botundan fazlası olarak kullanmak, acı çektiğin şeyi bulup ona alet yapmak, kod bilmeden iki uygulama ve bir site yapmak, yirmi yıllık uyku düzeni sorunu, günümü planlayan uygulama, derin çalışma blokları, uygulamayı paketleyip satmak.

    Bağlantılar

    * Podcast Instagram: [@gunlukotesipodcast](https://instagram.com/gunlukotesipodcast)
    * Ali: [@ozinthebay](https://instagram.com/ozinthebay)
    * Bölümde bahsi geçen site: (https://podcrafts.io)

    Bölümü sevdiysen dinlediğin platformda puan vermeyi unutma.

    Günlük Ötesi, Podcrafts Network'ün bir parçasıdır. https://podcrafts.io · [email protected]

    9 min
  • 124: Polonyalı Arkadaşlarım ve Kontrol Edemediğim Hayat

    Günlük Ötesi'nin 124. bölümü. Ali bu bölümde kontrol edilemeyen şeylerle uğraşmanın yorgunluğunu konuşuyor. On iki yıl sürdürdüğü müzik hayatının bir noktadan sonra önemini kaybetmesini, on sene önceki kendisiyle bugünkü kendisi arasındaki beklenti farkını, yaratıcı işin geri bildirim almadan sürdürülememesini ve görünür olmanın büyük ölçüde pazarlamaya bağlı olmasını anlatıyor.

    Bölüm boyunca monoloğun arasına Polonyalı arkadaşlarıyla yaptığı telefon görüşmelerinden kesitler giriyor. Konuşmalar İngilizce, senaryosuz ve bölümün konusuyla bilinçli olarak ilgisiz.

    "Kontrolünde olmayan şeyleri kontrol altına almaya çalıştığında başarısızlık üstüne başarısızlık. Sonra bir bakıyorsun ki artık o kadar da önemli değil."


    ⚠️ Bu bölümde küfür ve yetişkin içerikli diyaloglar var.


    Bu bölümde konuştuklarım: hayatın savurması, kontrol edemediğin şeyler, başarısızlık döngüsü, 12 yıl müzik ve önemini kaybetmesi, on sene önceki bana söyleyeceklerim, feedback loop, "her şey hayatta marketing", zorladıkça uzaklaşan şeyler, şöhrete ihtiyaç duymamak, kaynak yaratmak.


    Bağlantılar

    • Podcast Instagram: @gunlukotesipodcast
    • Ali: @ozinthebay


    Bölümü sevdiysen dinlediğin platformda puan vermeyi unutma.


    Günlük Ötesi, Podcrafts Network'ün bir parçasıdır. podcrafts.io · [email protected]


    10 min
  • 123: Tolerans - Melike Ağansoy Cluzel

    Bir problemle karşılaştığımızda çoğu zaman ilk tepki zihinden değil, bedenden gelir. Kalp hızlanır, karın sıkışır, baş ağrır, bacaklar ağırlaşır. Sonra düşünceler birbirine girer; dışarıdan gelen tanımlar, korkular, refleksler ve eski hikâyeler aynı anda devreye girer. Tolerans bölümünde Ali ve Melike Ağansoy Cluzel, bir problemi çözmeden önce onu taşıyabilecek kapasiteyi geliştirmeyi konuşuyor.

    Bu bölüm, yüzleşmenin sadece düşünsel bir mesele olmadığını; bedenin verdiği sinyalleri fark etmeyi, panik olmadan o duyumlarla kalabilmeyi ve tolerans penceresini genişletmeyi merkeze alıyor. Self defence, jiu-jitsu, travma, teslimiyet ve bedensel farkındalık üzerinden ilerleyen sohbet, insanın kendini güvende hissetmeden gerçekten net düşünemeyeceğini hatırlatıyor.

    Konuşma ilerledikçe mesele yalnızca bireysel problemlerden çıkıp nefret, şeytanlaştırma ve insanın kendi içinde görmek istemediği taraflara uzanıyor. Birinden nefret ettiğimizde bazen kendi içimizde bastırdığımız, törpülediğimiz ya da ahlaki olarak reddettiğimiz bir şeyle karşılaştığımız fikri açılıyor. Böylece bölüm, problem çözmekten daha geniş bir yere varıyor: Hayatın iyi-kötü ikiliğinin ötesinde, gelen şeyle yüzleşebilecek kapasiteyi geliştirmek.

    Melike Ağansoy Cluzel’in bakış açısı ve Ali’nin bedensel farkındalık üzerinden kurduğu anlatı, bu bölümü serinin güç ve değişim temalarından sonra doğal bir yere taşıyor: tolerans, kapasite ve insan kalabilme hâli.

    Instagram: melikeagansoy  
    https://melikeagansoy.com/  
    The Athletic Dispatch

    13 min
  • 122: Değişim - Melike Ağansoy Cluzel

    Küçük kararlar, değişimin en sessiz ama en belirleyici başlangıç noktalarından biridir. İnsanın dikkatini nereye verdiği, hangi alışkanlığı beslediği ve hangi anda kendi iç direncini aşmayı seçtiği; zamanla kendisiyle kurduğu ilişkiyi değiştirir.


    Bu bölümde Melike Ağansoy Cluzel, değişimi büyük sistemler ya da dış dünyadaki kırılmalar üzerinden değil, kişinin kendi içinde başlattığı mikro dönüşümler üzerinden ele alıyor. Telefona bakmak ya da bakmamak, zor olanı seçmek, soğuk suyun altında biraz daha kalmak gibi küçük anlar; insanın kendi hayatı üzerinde yeniden söz sahibi olmasının yolu haline geliyor.


    Çünkü değişim çoğu zaman büyük bir hamleyle değil, tekrar tekrar verilen küçük kararlarla başlar. Melike Ağansoy Cluzel’in yaklaşımı da bu noktada, insanın önce kendi dikkatini, kendi alışkanlıklarını ve kendi anlatısını dönüştürmesi gerektiğini hatırlatıyor.


    Instagram: melikeagansoy
    https://melikeagansoy.com/
    The Athletic Dispatch

    12 min
  • 121: Güç - Melike Ağansoy Cluzel

    Bu bölümde Ali, Melike Ağansoy Cluzel ile güç kavramını konuşuyor. Güç nedir, kime göre tanımlanır ve modern toplum bize hangi güç imgelerini sunar soruları üzerinden ilerleyen sohbet; görünürlük, rıza, anlam üretimi ve “güçlü kadın” imajına uzanıyor.


    Melike ve Ali, gücün yalnızca para, statü, görünürlük ya da sahip olunan şeylerle ilgili olmadığını; asıl meselenin gücü kimin tanımladığı olduğunu tartışıyor. Özellikle “güçlü kadın” fikrinin bazen özgürleştirici görünürken yine sistemin çizdiği sınırlar içinde kaldığını ele alıyorlar.


    Bölüm, Jiu Jitsu’nun insana neyin gerçekten önemli olduğunu gösteren dönüştürücü etkisine de değiniyor. Melike’ye göre gerçek güç, cevapların dışarıda değil insanın kendi içinde olduğunu fark etmekle başlıyor.

    Instagram: melikeagansoy
    https://melikeagansoy.com/
    The Athletic Dispatch

    8 min
  • 120: Farkındalık - Melike Ağansoy Cluzel

    Bu bölümde Ali, Melike Ağansoy Cluzel ile Jiu Jitsu’nun yalnızca fiziksel bir spor değil, insanın kendini tanıma biçimi oluşunu konuşuyor. Melike, ilk derslerde “dayak yeme” hissinin baskın olduğunu; ancak zamanla beden aracılığıyla düşünmeyi, sınırları fark etmeyi ve kendi iç dünyasını daha doğru yorumlamayı öğrendiğini anlatıyor.


    Sohbet; farkındalık, hareket, iyi hissetme arzusu, haklı çıkma ihtiyacı ve insanın kendisiyle kurduğu ilişki etrafında ilerliyor. Melike’ye göre Jiu Jitsu, insanı kafasının içinden çıkarıp gerçeklikle yeniden temas ettiren bir alan açıyor.


    Bölüm, bir şeyi bilmekle onu bedende taşımak arasındaki farkı hatırlatıyor: okumak, anlamak ve gerçekten embody etmek aynı şey değil.

    Instagram: melikeagansoy
    https://melikeagansoy.com/
    The Athletic Dispatch

    14 min

About Günlük Ötesi

From the publisher's feed

Hayatın monotonluğundan bir an olsun sıyrılmayı dilediğim her anda, yeni bir bölümle karşındayım.