Şiirlenelim

Güvercin Gerdanlığı- İbn Hazm


Listen Later

''Bir zamanlar erinç dolu yerler iken, şimdi artık tanınmayacak bir hâlde, virân olmuş. Bir zamanlar aşk ve ülfet yeriyken, şimdi ıssız çöl olmuş. Vaktiyle sıra sıra zarif, güzel görüntülü evler iken, şimdi korkunç, ürkütücü harabelere dönmüş. Önceleri güvence yerleriyken, şimdi uğursuz, şom, engebeli, dar yollar ve çukurlara dönmüş. Bir zamanlar oralarda, aslan gibi adamlar, ellerinden bin türlü maharet akan kadınlar dolaşırken; şimdi kurtların uluduğu yuvalar, şeytanların bağırdığı alanlar, cinlerin çılgınca eğlendiği aralıklar olmuş… O güzelim salonlar, üzüntü ve kederi dağıtan o güneş gibi parlayan odalar şimdi harabeye dönmüş, tamamen yıkılmış, açık aslan ağzına benziyor…

“Ayrılığın pek yakın olmasından mı korkuyorsun? Binek hayvanlarının adımlarının hızlanışını görmekten yüreğin mi burkuldu? Ayrılık, üzerimize çökünce, bir ölüm kılavuzudur.”

''Bir gün, karların erimeye başladığı mevsimdeydi. Taşların yanında, duman halinde, sıcak ve ince zerreler uçuşur. Halbuki döşemedeki küçük kapağı kaldırınca, aşağıdan doğru sis halinde soğuk su damlaları insanın yüzüne yayılır… Ruh güzel olan her şeye hemen tutulur. Güzel ve hoş motiflere karşı bir eğilim gösterir. Güzel bir şey gördüğünde hemencecik ona bağlanır; biçimin ötesinde, kendisiyle uyuşan bir çizgi ayrımsarsa, işte o zaman birleşme meydana gelir. Şayet, görünenin ötesinde kendisiyle uyuşabilen en ufak bir nitelik göremezse, sevgisi bu dış biçimden ileriye geçmez. Sadece bedensel bir arzu olarak kalır.”

“İnsanlar aşkın mahiyeti hakkında tam anlamıyla anlaşamadılar. Üzerinde kafa yordular ve uzun incelemeler yaptılar. Benim düşünceme, aşk, ruhların çeşitli yaratıklar arasında, bölünmüş parçalarının birleştirilmesidir. Bu birleşme onların en yüksek temel öğelerinden meydana gelir… Her şekil, kesinlikle kendine uygun olan şekli çağırır, onu arar bulur.

Her şey misli mislinedir. Birbirine yakınlık, duygusal bir iştir ve apaçık etkileri vardır. Onların âlemi saf ve temiz bir alemdir. Özü ahenkli bir şekilde yüceliğe dayanır. Ve, kendisini oluşturan ilke, onu eğilimlere, yaklaşımlara ve uzaklaşımlara, sevgiye ve nefrete yaraşır hale getirir. “Kaç kez pervâne gibi aşk ateşinin çevresinde dönüp dolaştım; öyle ki sonunda o küçük kelebek gibi o ateşin içine düştüm.”

“Serabı görünce, matarasındaki suyu yere döken kişi gibi olma; böylece bomboş ve uçsuz bucaksız çölde başına belâ açarsın. Sizi bir candan yaratan, bundan da gönlü kendisine yatıp ısınsın diye eşini yapan O’dur.''

''…Aşk göz açtırmayan bir derttir. Bu derdin ilâcı, acısıyla orantılı olmasıdır. Bu öyle bir hastalıktır ki, hasta zevk alır. Öyle bir acıdır ki, dert sahibi arzu eder. Acılar kalpte birikip düğümlenince, kalbi sıkıştırır. Eğer birine diliyle bir şeyler söyleyip acılarını dindirmezse, üzüntüden mahvolur, umutsuzluktan ölür gider.Bu derde kim uğrarsa artık iyileşmek istemez. Acı çeken ise, bu acıdan kurtulmayı dilemez. Kendisine zor gibi gözüken şeyleri kolay gösterir. Doğuştan olan huyları ve doğal eğilimleri değiştirecek kadar ileri gider.”

''…Zihni görmediği bir varlığın tutkusuyla meşgul olan bir kişi, düşünceleriyle baş başa kaldığında, kafasında hayâlinden doğan bir biçimi ve gönlünde beliren bir nesneyi canlandırır. Düşüncelerinden başka bir şey tasarlayamaz. Hayali durmadan oraya yönelir. Şayet bir gün gerçekten sevdiği nesneyi görecek olursa, o zaman iki durum ortaya çıkabilir: aşkı ya artar, çoğalır ya da büsbütün yok olur.”

...more
View all episodesView all episodes
Download on the App Store

ŞiirlenelimBy Hedablida