
Sign up to save your podcasts
Or


Her şey bir hayalle başladı: Henüz kimse inanmazken bilgisayardan çıkarıp Aydın Örs’e uzattığı “Şampiyon Efes Pilsen” yazısı yıllarca hocasının duvarında asılı kaldı ve o takım Türkiye’ye ilk Avrupa kupası Koraç’ı getirdi. Tamer Oyguç ile; Efe Aydan’ın arkasında öğrendiği hook şutundan Naumoski, Mirsad, Ufuk ve Evliya’yla bir yumruk gibi oynayan efsane kadroya, yedi atışını kaçırdığı maçta oyunda tuttuğu Cedi Osman’ı yetiştirdiği altyapı yıllarına ve özel sporcularla yazdığı yeni hikâyeye uzanan ilham verici bir hayatı konuştuk.
Annesi için NBA kapısını geride bırakan, sahada “Ağaç Adam” olarak anılan ve “Her şey hayaller başlar” diyerek hayali bir yaşam tarzı olarak gören Tamer Oyguç ile çok özel bir sohbete davetlisiniz..
Merve Toy ile; atıcılığın henüz bilinmediği yıllarda milli atıcı olmasından, 115 kişilik bir spor servisinde beş kadından biri olarak başladığı Maraton günlerine, Abdi İpekçi’de yükselen tezahüratlara rağmen yayını bırakmadığı geceden, Hidayet’le birlikte yaşadığı 2009 NBA finaline ve MotoGP pistinde 270 km/s’yi gördüğü tura uzanan ilham verici bir hayatı konuştuk.
Zor günlerde sahip olduklarını sesli sesli sayan, insan ilişkilerini çıkar için değil bağ kurmak için yaşayan, hayali “gözümü kapattığımda çizebildiklerim” diye tanımlayan ve “Ölene kadar iyi yaşamakla yükümlüyüz” diyen Merve Toy ile çok özel bir sohbete davetlisiniz..
Mehmet Sinan Kuran ile; restoran masalarında peçetelere çizdiği aile resimlerinden, hayatı batan bir Titanik'te suyun üstünde kalma çabasına benzettiği yıllara, ilk eserini satın alan Sedef'le başlayan yeni hikayesinden, sergilerinde dolapların arkasına sakladığı eserlerle ve ziyaretçilere kendi mezarını gezdirdiği odalarla kurduğu oyun dünyasına uzanan ilham verici bir hayatı konuştuk.
Her sabah elinin, ayağının çalıştığına şükreden, 8 köpeği ve 8 kedisiyle yaşayan ve yeni mottosu "Olduğu kadar." olan Mehmet Sinan Kuran ile çok özel bir sohbete davetlisiniz..
Milli sporculuktan çıktıktan sonra "ben kimim" sorusuyla yeniden inşa ettiği kimliğinden, Georgetown'da psikoloji okurken atılan tohumların yıllar sonra bir podcast'e dönüşmesine; Quiksilver'ı dünyaya kazandıran bir ailenin ikinci jenerasyonu olarak sanayide aktif rol almasından, babasından miras kalan "hayattaki en büyük özgürlük, aynı masada oturduğun insanları seçebilmektir" öğretisiyle kurduğu kendi podcast'i "Bizim Masa"yı 50. bölüme taşımasına kadar uzanan bir sohbet gerçekleştirdik Aslı Acar ile.
"Her şeyde en iyi olmak zorunda değiliz." diyen Aslı Acar ile çok özel bir sohbete davetlisiniz.
Genç yaşta Türkiye'nin en büyük gruplarından birinde yöneticiyken hesaplanabilir bir riskle kendi yolculuğuna çıkan Yasin Kavşak'la, Skechers ile başlayıp ASICS ve On gibi dünya markalarına uzanan yolculuğunu; yıllar içinde biriktirdiği deneyimi, duyguları ve hayallerini hareketi, zihni ve insanı odağına alan High5’ta nasıl bir araya getirdiği yolculuğuna kadar uzanan ilham verici bir sohbet gerçekleştirdik.
"Hayaller gelişime açılan birer kapı." diyen Yasin Kavşak ile çok özel bir sohbete davetlisiniz.
Lina Elüstü ile, on dokuz yaşında ailesinden gizli kurulan bir şirket, Ankara'dan İstanbul'a tek başına atılan ilk adım, "tükettiğinden daha çok üretmek" diye özetlenen bir hayat mottosu, zirveye değil yola aşık olan bir bakış, "bugün bitse razı mıyım" diye kendine sorulan o soru... Bu bölümde Lina'nın "üretmek"i bir kimliğe, konforu reddetmeyi bir yaşam biçimine çevirdiği dünyaya konuk oluyoruz. Cesaretle, sadelikle, kararlılıkla dolu bir sohbet.
Metin Eroğlu ile, "hayal benim için gerçekten disiplin demek" diyen bir adam, gelecekteki kendine bugünden servis etmek, hiç uyumadığımız bir dünyanın hayali, zihin dur dediğinde daha yüzde kırkta olmak, "limitlerimi ne kadar daha görebilirim" diye çıkılan bir dağ, her gün tek bir adımın yıl sonunda tuttuğu otuz sekiz kat.. Bu bölümde Metin'in "hayal"i bir disipline, disiplini bir yaşam biçimine çevirdiği dünyaya konuk oluyoruz. Sadelikle, istikrarla, cesaretle dolu bir sohbet ve hepsinin altında tek bir gerçek: hayal ertelenen değil, her gün tekrarlanan şeydir..
Mehmet Turgut ile, Ara Güler'in yüzlerce siyah beyaz karesi arasında tek başına duran o bir renkli fotoğraf, Sharon Osbourne'a yazdığı cevap, İlber Ortaylı aramızdan ayrıldığında sosyal medyayı dolduran karelerin hepsinin ona ait çıkması, kahverengi bir zarfla gelen ilk uluslararası ödül, bir fotoğrafın sahibinden daha uzun yaşaması.. Bu bölümde Mehmet'in bakış açısı bir sadakate, bir kareyi kalıcılığa çevirdiği dünyaya konuk oluyoruz. Alçakgönüllülükle, ustalıkla, sadakatle dolu bir sohbet ve hepsinin altında tek bir gerçek: bir insan gider, çektiği fotoğraf kalır..
Funda Karayel ile, İstanbul ile New York arasında bölünen bir hayat, "Rota Bilinmez"in sayfalarında saklı havalimanı hikayeleri, Meksika'da bir kar fırtınasının paniği dansa çevirdiği an, Suudi Arabistan'da sebebini hâlâ çözemediği gözyaşları, bir bavulun yanından geçen yüzlerce yabancının hikayesine ortak olmak... Bu bölümde Funda'nın "köklenememek"i bir erdeme, hikaye biriktirmeyi bir yaşam biçimine çevirdiği dünyaya konuk oluyoruz. Seyahatle, hayalle, teslimiyetle dolu bir sohbet.
Pınar Birim ile, karda ve betonda "dream girl" diye anılan günler, St. Moritz'ten Kaçkar zirvelerine snowboard, Patagonya'dan Likya Yolu'na yürüyüşler, 10 binde 25 kişinin alındığı Mimar Sinan, 30 yıl sonra kendi çiziminin bir kaykayın altına basıldığı o an… Bu bölümde Pınar'ın hayalini gücüne çeviren deneyim dünyasına konuk oluyoruz. Cesaretle, sanatla, şükranla dolu bir sohbet ve hepsinin altında tek bir gerçek: hayal, sahiden de bizim gücümüz...
From the publisher's feed