
Sign up to save your podcasts
Or


Bu bölüm biraz dağınık bir yerden çıktı. Yeni yıl, hayat muhasebesi, “ben ne yapıyorum?” sorusu ve bir türlü seçilemeyen yolların ortasından. Önümde çok fazla ihtimal varmış gibi hissederken neden hiçbirine doğru yürüyemediğimi, incir ağacının altında aç kalma hâlini, başladığım şeylerin neden zamanla omzumda ağırlığa dönüştüğünü, yarım bırakmanın bende neden başarısızlık hissi yarattığını kendi kendime kurcalıyorum.
Bu bölüm, hâlâ incir ağacının altında oturanlara, duvarı boş olanlara, yanlış bir hayat seçmekten korktuğu için hiçbir hayatı seçemeyenlere gelsin!
Ben Feyza. Bana yazabilirsiniz:
#türkçepodcast
Bahsi Geçenler:
Bu bölümde hasta sesimle biraz çocukluğa, biraz kayıplara, biraz da yeniden yazmaya dönüyorum. Anneannemin evi, eski günlüklerim, hatırladıklarım ve unuttuklarım… Uzun bir aradan sonra içimden geldiği gibi konuşuyorum. Hikaye anlatıcılığına, kelimelere ve geçmişe kendi çağımda küçük bir dönüş.
Şarkıda dediği gibi: “Anlatacak hikayelerim bitmedi henüz.”
#türkçepodcast
📌 Ben Feyza. Bana yazabilirsiniz:
Bahsi geçen kapanış alıntısı: Mina Urgan, Bir Dinozorun Anıları, YKY, s. 224
Film Ekimi'nde izlediklerim.
- La grazia - https://www.imdb.com/title/tt34886821/
- The Voice of Hind Rajab -https://www.imdb.com/title/tt36943034/
Bu bölümde, çoğumuzun adını bildiği ama belki de üzerinde klişeler dışında pek düşünmediği bir karakterden bahsediyorum: Robinson Crusoe.
Bir adada yalnız kalan bir adamın hikâyesiyle, metropolde yaşayan yüz binlerce insanın görünmez yalnızlığı arasında nasıl bir bağ olabilir? Robinson ile modern kentli yalnızlığı arasında bir bağlantı var mı? Yalnız olmakla yalnız hissetmek aynı şey mi? Robinson’un ıssız adadaki sessizliğiyle bizim kentte yaşadığımız gürültülü izolasyonun farkı ne?
Bu bölümde yalnızlığın dönüştürücü ve yıkıcı yüzlerini karşılaştırarak, biraz da kentli bireyin kendi sesini duyma korkusunu konuşuyorum. Günlük tutmanın zamanla zihinsel bir pusulaya dönüşmesi, nesnelerle kurduğumuz bağların değer üretimiyle ilişkisi, ilişkilerin sayısı arttıkça içeriğinin nasıl yüzeyselleştiği üzerine atıp tutuyorum.
Bahsi Geçenler:
📚 Daniel Defoe – Robinson Crusoe
🎨 Edvard Hopper – Nighthawks
📖 Georg Simmel – Metropol ve Zihinsel Yaşam
🇯🇵 Hikikomori kavramı
📚 Italo Calvino – Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu
#türkçepodcast
📌 Ben Feyza. Bana yazabilirsiniz:
Bu bölümde Julia Cameron’ın Sanatçının Yolu (The Artist's Way) kitabını ve yaratıcılık geliştirme yöntemlerini konuşuyorum. Sabah sayfaları nedir, nasıl uygulanır? Sanatçı buluşması ne demektir ve gerçekten işe yarar mı? Mükemmeliyetçilik, üretkenlik, acıyla ve başarısızlıkla baş etme, yaratıcı tıkanıklık… Nedir bunlar?
Yaratıcı olmanın sadece sanatçılara ait olmadığını; yazmak, çizmek, düşünmek, üretmek isteyen herkes için uygulanabilir bir süreç olduğunu biliyor musunuz? Gölge sanatçı nedir, neden çoğumuz kendi potansiyelimizden kaçarız ve bunu nasıl dönüştürebiliriz? Üretmek; bazen bir podcast kaydetmek, bazen deftere düşüncelerini yazmak, bazen de yalnız başına sahilde yürümekle başlıyor.
Sanatçının Yolu kitabından alıntılar, kişisel deneyimlerim ve yaratıcı süreçte yaşanan gerçek problemler üzerine dürüst ve pratik bir sohbet. Yaratıcı üretim, sabah sayfaları, üretkenlik ve yaratıcı disiplin üzerine düşünen herkes için.
#türkçepodcast
📌 Ben Feyza. Bana yazabilirsiniz:
Bahsi Geçenler:
Sanatçının Yolu – Julia Cameron
Ikigai – Francesc Miralles & Héctor García
Koşmasaydım Yazamazdım – Haruki Murakami
Gece Yarısı Kütüphanesi – Matt Haig
And Just Like That – HBO Dizisi
"Happy place" namı diğer "mutlu yer" nedir? Mutlu yer diye bir şey gerçekten var mı? Kendimizi bazı yerlerde neden daha iyi hissederiz? Mutlu yer dediğimiz şey gerçekten bir mekân mı, yoksa bir zaman dilimi mi? Bizi iyileştiren bir dış dünya mı, yoksa içimizde bulduğumuz bir yankı mı? Bu bölümde mekan bağlanması (place attachment) ve mutlu yer kavramı üzerine konuşuyor, Turunç tatili deneyiminden Küçükyalı balıkçısına, nostaljiden kaçış isteğine uzanan aidiyet, kimlik ve yer ilişkisi üzerine sesli düşünüyorum.
Senin “mutlu yerin” neresi?
#türkçepodcast
📌 Ben Feyza. Bana yazabilirsiniz:
Bahsi Geçenler:
- Place attachment (mekan bağlanması) teorisi
- Tezer Özlü, Kalanlar, YKY, s. 29
Bu bölümde, çoğumuzun ismini ilk kez duyduğu ama hissini yıllardır tanıdığı bir kavramdan bahsediyorum: liminal mekânlar. Ne tam olarak başladığımız yerdeyiz, ne de vardığımız yerde. Bir duraktan diğerine geçerken yaşadığımız o belirsiz, silik ve geçici hisler… Geçmişle gelecek arasına sıkışmış bir zaman dilimi gibi; havaalanları, metro istasyonları, otel koridorları, boş sınıflar, alışveriş merkezleri… Hepsi hafızamızın bir köşesinde yer etmiş, tanıdık ama tuhaf hisler uyandıran bu “geçiş” alanları.
Liminal mekânlar sadece fiziksel olmayabilir; bazen bir karar veremeyişin, bir yerleşemeyişin, bir aidiyet eksikliğinin mekânıdırlar. Hayatın olağan akışı içinde, fark etmeden defalarca geçtiğimiz bu boşlukları konuşmak istedim. Belki de çoğumuzun ruh hâliyle iç içe geçmiş bu "arada kalmışlık" hissi, aslında sessiz ortaklığımızdır.
Bu bölümde liminal mekânlar nedir, neden bu kadar tanıdık gelir, neden bazı mekânlar bizde tuhaf bir nostalji duygusu yaratır, tüm bunları kendi deneyimlerim ve çağrışımlarım eşliğinde anlatıyorum. Bir yere ait olamamanın, yönsüzlüğün, ama aynı zamanda yeniden başlama ihtimalinin iç içe geçtiği bu kavram üzerine birlikte düşünelim.
📌 Ben Feyza. Bana yazabilirsiniz:
Bahsi Geçenler:
Filmler:
Kitaplar:
Diğer:
#liminalmekanlar #liminal #türkçepodcast #kültürsanat
Bu bölümde "daha adil bir ülkede yaşama isteği" üzerine konuşuyorum. Hepimizin aklında zaman zaman beliren o soru: “Gitmeli miyim?” Peki neden çoğu zaman sadece düşünüyor ama harekete geçemiyoruz? Köklerimiz, korkularımız, alışkanlıklarımız ve bir de baskıcı düzenin içimize işleyen sessizliği, çaresizliği...
Göç fikrinin ağırlığıyla beraber, bir yere ait olma arzusu arasında kalmış duygular üzerine düşünürken; Agota Kristof’un mülteci olmanın ağırlığını anlatan satırlarına, Olivia Ruiz’in “Renkli Çekmeceli Şifonyer” kitabındaki göç hikâyesine uğruyoruz. “Okumaz Yazmaz” üzerinden aidiyetsizlikle yüzleşiyoruz.
#türkçepodcast
📌 Ben Feyza. Bana yazabilirsiniz:
Bahsi Geçenler:
Agota Kristof, Okumaz Yazmaz, Can Yayınları.
Olivia Ruiz, Renkli Çekmeceli Şifonyer (La commode aux tiroirs de couleurs), Pasaj Yayınları.
Nuri Bilge Ceylan, Kış Uykusu (2014).
Chiharu Shiota, “Dünyalar Arasında”, İstanbul Modern
Dizi: The Time It Takes (Netflix)
Bu bölümde nostaljinin modern hayatımızdaki yerini, Marcel Proust'un "Kayıp Zamanın İzinde" eserindeki madlen kurabiyesinden yola çıkarak, Feriköy Antika Pazarı'ndan aldığım el işi örtüye uzanan bir yolculukla inceliyoruz. Neden plaklar, polaroid fotoğraf makineleri yeniden popülerleşiyor? Hız çağında yaşayan modern insanın geçmişe özlemi ve nostalji ekonomisinin yükselişi hakkında ileri geri konuşuyoruz.
Her bölümde olduğu gibi, bu yolculukta da sizinle birlikte düşünmek, hatırlamak ve hayatı biraz anlamlandırmak için buradayım.
Ben Feyza. Bana yazabilirsiniz:
Bahsi Geçenler
Referanslar:
- Nostalgia - Past, Present, and Future.- https://www.researchgate.net/publication/313213209_Nostalgia_past_present_and_future
The Comfort of Childhood Media During Lockdown
Why We Reach for Nostalgia in Times of Crisis
Başarı ve başarısızlık… Gerçekten bizim düşündüğümüz kadar keskin çizgilere mi sahip? Bu bölümde, başarı algımızı sorguluyor, yaşadıklarımızı hangi gözle değerlendirdiğimizi konuşuyoruz. Kendimize haksızlık mı ediyoruz, yoksa gerçekten yeterince iyi değil miyiz?
Bu bölümde kendi iç sesimize biraz daha yakından bakıyoruz. 🎙️ Ayrıca konuyla bağlantılı olarak 8. bölüme bakabilirsiniz #türkçepodcast
📌 Ben Feyza. Bana yazabilirsiniz:
Bahsi Geçenler:
Hayat belirsizliklerle dolu. Kaygılar, belirsizlikler ve korkular bizi geri çekmeye çalışırken, bazı insanlar tutkularını kullanarak bunlara meydan okuyor. Edith Piaf, müziğini sadece bir sanat aracı olarak değil, aynı zamanda hayatta kalmanın bir yolu olarak gördü. Acıları ve kayıpları, şarkılarında yankılanan bir güce dönüştü.
Bu bölümde, Edith Piaf’ın hayatı, tutkusu ve mücadelesi üzerinden kaygının insan üzerindeki etkisini konuşuyoruz. Acıyı sanata dönüştürmek, sanatın iyileştirici gücü ve tutkunun kaygıyı nasıl yendiği üzerine düşünüyoruz. Piaf’ın hikayesi, hayatı anlamlandırmak ve kendini yeniden yaratmak üzerine bize çok şey söylüyor. Kendi hayatımızda korkularımızın sesini kısmak ve tutkularımıza yer açmak mümkün mü?
Ben Feyza. Bana yazabilirsiniz:
Bahsi Geçenler:
İnsanın Anlam Arayışı, Viktor Emil Frankl
Rahatlama Kitabı, Matt Haig
La vie en rose filmi (Original title: La Môme)
Kaynakça:
https://magazine.columbia.edu/article/book-review-no-regrets-life-edith-piaf
https://mediatheque.sainthilairederiez.fr/node/432263
From the publisher's feed