Yeni Fikirler

Her Acı Travma mıdır?


Listen Later

Geçtiğimiz yıllar içinde “travma” kelimesi günlük dilimize dahil olmuş durumda. Peki bunun hayatımızda nasıl etkileri olabilir hiç düşündünüz mü? Ayrılıklar, akademik stresler, hatta utanç verici olaylar bile travma olarak etiketleniyor. Bunun nedeni son yıllarda mental sağlık alanında toplu bir bilinçlenme ve farkındalık şeklinde de görebiliriz. Fakat, birçok nedenden dolayı travma kelimesinin normalden fazla kullanılması yarardan çok zarar getirmektedir. 

Klinik açıdan bakacak olursak, travmanın çok net bir tanımı vardır. Psikolojik tanı koyma rehberi olan DSM-5’e göre travma; doğrudan yaşanılan ya da doğrudan tanıklık edilen ya da aile bireyi ya da yakın arkadaşın başına gelen ya da mesleki olarak deneyimlenen gerçek göz korkutucu bir biçimde ölümle ya da ağır yaralanmayla karşı karşıya gelmiş ya da cinsel saldırıya uğramış olma’ olarak tanımlanmıştır. Aslında buradan anlıyoruz ki, travma sadece yoğun stres veya üzüntü yaşamaktan çok daha farklı bir durumdur. İnsanın hayatında kalıcı değişikliklere sebep olabilir ve günlük hayat aktivitelerini yerine getirmeyi zorlaştıracak duygusal bir deneyimdir. Günlük hayatta her zorlayıcı deneyimi travma olarak nitelendirmek ise travma ve stres arasındaki farkın bulanıklaşmasına neden olur. 

Peki her ne kadar günlük hayat dilinde de olsa travma kelimesini kullanırken neden dikkatli olmalıyız? Bunun ilk nedeni her sıkıntımızı travma olarak nitelendirirsek bir süre sonra o sıkıntının gerçekten bize zarar verebileceğini düşünecek olmamızdır. Her stres zararlı değildir hatta birçok açıdan gereklidir. Stresli hissetmek ve bu stres sonucu verdiğimiz tepkiler insanın evrimsel sürecinin bir parçasıdır. Aynı zamanda, zorluklara başa çıkabilme kabiliyetimizi destekler ve bunun sonucunda yeterlilik hissiyatımızı pekiştirdiği için  psikolojik dayanıklılık kazanmamızı sağlar. Fakat, bu günlük hayat zorlanmalarını travma şeklinde yorumladığımızda yeterlilik hissi kendini kırılganlık hissiyatına bırakır. Kısacası, hayatımızdaki zorlukları nasıl değerlendirdiğimiz benlik algımızı değiştiriyor.

Bir başka neden ise araştırmalara göre, günlük hayattaki stresli durumları travma olarak gördüğümüzde, farkında olmadan bu deneyimlerin bizi uzun süre etkileyeceğini düşünmeye başlarız. Böyle bir beklenti, kişinin kendini korumak adına bazı durumlardan kaçınmasına ya da sürekli bir korku hâlinde olmasına yol açabilir. Zamanla bu durum, sıkıntının geçmesini kolaylaştırmak yerine onun daha uzun sürmesine neden olabilir.

Son olarak, duygusal acıyı kabul etmek ile onu klinik bir kavramla etiketlemek arasında önemli bir fark vardır. Bir deneyimin acı verici, adaletsiz ya da zorlayıcı olduğunu kabul etmek, onu travma olarak tanımlamayı gerektirmez. Duyguları geçerli kılmak için tıbbi ya da klinik etiketlere başvurmak zorunda değiliz. Aksine, dili daha dikkatli kullanmak, hem bireysel iyilik halini hem de psikolojik kavramların bilimsel tutarlılığını korumaya yardımcı olur.

...more
View all episodesView all episodes
Download on the App Store

Yeni FikirlerBy Yeni Fikirler