Vefat Eden Çocuklar Cennete Gider mi?
Allah Evladımı Neden Benden Aldı?
Çocuğu Vefat Edenlere Risale-i Nur'dan Çocuk Taziyenamesi ...
Hayırlara vesile olmak için kanalımıza abone olup videomuza yorum yapabilirseniz videonun daha çok insanlara ulaşmasına vesile olabilir.
İyi Seyirler...
Deprem Oynatma Listesinin Diğer Videolarına Aşağıdaki Linkten Ulaşabilirsiniz.
▶️https://youtube.com/playlist?list=PLlAYQhQay7-PmBOKnf2g0wMRe9dCsNUGf
Diğer sosyal medya hesaplarımızdan da bizi takip edebilirsiniz.
Facebook▶️ https://www.facebook.com/hisarkapisi/
YouTube ▶️ https://www.youtube.com/c/HisarKapısı
Instagram▶️ https://instagram.com/hisarkapisi?igs...
Twitter ▶️ https://twitter.com/hisarkapisi
Bize Ulaşın;
0536 566 40 90
0507 076 69 56
Davası İçin Kendini Unutan Adam | Ünal Amca Belgeseli
➡️https://youtu.be/riRS-EJTK_U
Müebbetlik Seri Katilden Ağlatan İtiraf | Said Şaşmaz
➡️https://youtu.be/Wg2h6zxT7lc
SENİ GÜNAHLARA ÇAĞIRANLARA DE Kİ !
➡️https://youtu.be/GDRRSBwKYfw
Uyuşturucu Bağımlısından Ağlatan İtiraf | Fatih Budak
➡️https://youtu.be/C7rsWqLpUu0
BU VİDEOYU İZLEYEN NAMAZI BIRAKAMIYOR!
➡️https://youtu.be/emjF9YZAe8Umyıpmaım
-----------------------------
Okunan Bölüm: Mektubat- On Yedinci Mektup
İKİNCİ NOKTA
Bir zaman, bir zât, bir zindanda bulunuyor. Sevimli bir çocuğu yanına gönderilmiş. O biçare mahpus, hem kendi elemini çekiyor, hem veledinin istirahatini temin edemediği için, onun zahmetiyle müteellim oluyordu. Sonra, merhametkâr hâkim ona bir adam gönderir, der ki:
"Şu çocuk çendan senin evlâdındır. Fakat benim raiyetim ve milletimdir. Onu ben alacağım, güzel bir sarayda beslettireceğim."
O adam ağlar, sızlar, "Benim medar-ı tesellim olan evlâdımı vermeyeceğim" der.
Ona arkadaşları der ki: "Senin teessürâtın mânâsızdır. Eğer sen çocuğa acıyorsan, çocuk şu mülevves, ufunetli, sıkıntılı zindana bedel, ferahlı, saadetli bir saraya gidecek. Eğer sen nefsin için müteessir oluyorsan, menfaatini arıyorsan; çocuk burada kalsa, muvakkaten şüpheli bir menfaatinle beraber, çocuğun meşakkatlerinden çok sıkıntı ve elem çekmek var. Eğer oraya gitse, sana bin menfaati var. Çünkü padişahın merhametini celbe sebep olur, sana şefaatçi hükmüne geçer. Padişah onu seninle görüştürmek arzu edecek. Elbette görüşmek için onu zindana göndermeyecek, belki seni zindandan çıkarıp o saraya celb edecek, çocukla görüştürecek—şu şartla ki, padişaha emniyetin ve itaatin varsa..."
İşte, şu temsil gibi, aziz kardeşim, senin gibi mü'minlerin evlâdı vefat ettikleri vakit şöyle düşünmeli: Şu veled mâsumdur; onun Hâlıkı dahi Rahîm ve Kerîmdir. Benim nâkıs terbiye ve şefkatime bedel, gayet kâmil olan inâyet ve rahmetine aldı. Dünyanın elemli, musibetli, meşakkatli zindanından çıkarıp Cennetü'l-Firdevsine gönderdi. O çocuğa ne mutlu! Şu dünyada kalsaydı, kimbilir ne şekle girerdi! Onun için ben ona acımıyorum, bahtiyar biliyorum. Kaldı kendi nefsime ait menfaati için, kendime dahi acımıyorum, elîm müteessir olmuyorum. Çünkü dünyada kalsaydı, on senelik muvakkat elemle karışık bir evlât muhabbeti temin edecekti. Eğer salih olsaydı, dünya işinde muktedir olsaydı, belki bana yardım edecekti. Fakat vefatıyla, ebedî Cennette on milyon sene bana evlât muhabbetine medar ve saadet-i ebediyeye vesile bir şefaatçi hükmüne geçer. Elbette ve elbette, meşkûk, muaccel bir menfaati kaybeden, muhakkak ve müeccel bin menfaati kazanan, elîm teessürat göstermez, meyusâne feryad etmez.