
Sign up to save your podcasts
Or


Bir kahve fincanı, bir tarot kartı ya da bir cümle...Bunlar gerçekten ne gösterir, bilinçdışımızın bir yansıması olabilir mi?
Bu bölümde, fal ve kehanetin psikolojik kökenlerine iniyoruz.
Freud’dan Jung’a uzanarak, fallarda neden kendimizi bulduğumuzu birlikte keşfediyoruz.
Ve bu kez size bir hikâyemi de anlatıyorum:Yıllar önce tanıştığım bir falcıyla yaşadığım, hâlâ aklımda yer eden o diyalog...
🎧 Dinlemeye hazır mısın?
20.yüzyılın eşiğindeyiz.
Sanayi devrimi, bilimsel devrimler, şehirleşme, akıl çağı…Ama aynı zamanda bir başka kapı daha aralanıyor: bilinçdışı, sezgi, rüya, ruh.
Soyut sanat dendiğinde akla hep aynı isimler geliyor.
Ama ya ilk soyut resmi bir kadın yaptıysa — ve onu kimse duymadıysa?
Bu bölümde, spiritüalizmle bilimi, sezgiyle resmi birleştiren Hilma af Klint’in sıra dışı dünyasına giriyoruz.
19. yüzyılda bir kadın düşünün.
Sanat yapabilmek için önce pantolon giymesi gerekiyor — ve bunun için devletten izin alıyor.
Bu bölümde, erkeklerin egemen olduğu bir sanat dünyasında kendi yerini inşa eden Rosa Bonheur’ün sıra dışı yaşamını konuşuyoruz.
At pazarlarını ve mezbahaları gözlemleyen; pantolon giyerek erkek egemen sanata karşı duran ve doğayı, hareketi resmeden bir kadın ressam bugünkü konuğumuz.
Keyifli dinlemeler!
Sanat tarihi boyunca kadın figürü, temsilin merkezindeydi ama temsiliyetin dışında bırakıldı. Çoğu zaman bir alegoriydi, bazen bir mitsel ideal, kimi zaman da bedenle sınırlandırılmış bir yüzey.
Bu bölümde, Antik Yunan’dan 19. yüzyıl sonuna dek uzanan dönemde, kadın imgelerinin nasıl inşa edildiğini, nasıl kutsallaştırılıp erotize edildiğini, ve aynı anda nasıl silikleştirildiğini tartışıyoruz.
Çıplak ama ifade edemeyen, kutsal ama arzudan arındırılan, sahnede ama hep başkasının bakışıyla tanımlanan kadınlara…
Keyifli dinlemeler...
Kadın ya kutsanır… ya da arzusu nedeniyle cezalandırılır.
Freud’un kuramından yola çıkılan Madonna-Fahişe Kompleksi, yalnızca bireysel bir sapma değil; ataerkil kültürün bilinçdışına kodlanmış bir ikilik.
Bu bölümde kadının, tarih boyunca nasıl ya azize ya da günahkâr olarak temsil edildiğini ele alıyoruz.
Freud’un arzuyla kutsallığı ayıran zihinsel bölünmesi, Jung’un anima arketipi, ve feminist edebiyatta “tavan arasındaki deli kadın” metaforu...
Bakire ile günahkâr arasında sıkışmış bir kadınlık hikâyesi…
Ve biz o çatlağa birlikte bakıyoruz.
Duyarlılık ne zaman kırılır? Bireysel ve toplumsal duyarlılığı hangi olaylar, hangi imgeler dönüştürür?
Bu bölümde, duyarlılığın kırılma noktalarını psikoloji, sanat ve toplum ekseninde ele alıyoruz.
Kintsugi felsefesi, kentlerin kolektif hafızası, Baudrillard’ın simülasyon kavramı ve sosyal medyanın duyarlılık üzerindeki etkisi üzerine derin bir yolculuğa çıkıyoruz.
Bir insan, nasıl olur da birkaç gün içinde sadist bir gardiyana dönüşebilir? Peki ya vicdanını bir kenara bırakıp, sadece emir aldığı için bir başkasına acı verebilir mi?
Bu bölümde, Stanford Hapishane Deneyi ve Milgram Deneyi üzerinden, otoritenin, sosyal rollerin ve itaate dayalı sistemlerin insan psikolojisini nasıl değiştirdiğini konuşuyoruz. Hannah Arendt’in Kötülüğün Sıradanlığı kavramından, Philip Zimbardo ve Stanley Milgram’ın deney sonuçlarına; Jung’un persona kavramından Freud’un süperego anlayışına kadar birçok açıdan inceliyoruz.
İnsan doğası gerçekten sanıldığı kadar masum mu?
Yoksa hepimiz, belirli koşullar altında kötülüğün parçası olabilir miyiz?
Hadi gelincCevabı birlikte keşfedelim!
Rüyalarında seni takip eden bir figür mü var? Kaçtığın bir hayvan ya da yok etmeye çalıştığın bir böcek neyi temsil ediyor olabilir?
Carl Gustav Jung’un gölge arketipi üzerinden, bilinçdışında bastırdığımız yönlerin rüyalardaki sembollerle nasıl ortaya çıktığını inceliyoruz bu bölümde.
Bu bölümde, gölge arketipiyle yüzleşmenin psikolojik dinamiklerini ve bir rüya analizinin nasıl bilinçdışına ışık tuttuğunu konuşuyoruz.
Gölgenin karanlığı sizi korkutmasın, çünkü Jung'a göre onu fark etmek dönüşümün ilk adımıdır!
Şeytanın hikayesi, insanlığın en eski anlatılarından biri…Mitolojiden kutsal kitaplara,Dante’nin donmuş cehenneminde mahkum bir figürdenMilton’un başkaldıran meleğine,Goethe’nin Faust’unda baştan çıkarıcı bir akıl oyununa dönüşen Şeytana...
Bu bölümdeŞeytan’ın zaman içindeki değişimini, farklı kültürlerde aldığı formları ve modern psikolojideki karşılığını inceliyoruz.Lucifer’den Mephistopheles’e, Jung’un gölge arketipinden Freud’un bastırılmış arzularına kadar Şeytan’ı tüm yönleriyle keşfetmeye hazır mısın?
From the publisher's feed