
Sign up to save your podcasts
Or


Bugünkü konuğum, takı markası Mimi Things Co'nun kurucusu Sema Kuruahmet.
Sema ile, bir hobi olarak başlayan takı yapma serüveninin nasıl kendi markasına dönüştüğünü, el emeğiyle üretmenin ona neler kattığını ve kendi işini kurma yolculuğunu konuştuk.
Kimi zaman bir broşun hikâyesinden, kimi zaman da hayatı sıfırdan kurmanın cesaretinden bahsettik. Eğer siz de kendi yolunu arayan, üretmek isteyen ya da bir hayalini gerçeğe dönüştürmeye çalışan biriyseniz, bu bölümde kendinizden bir parça bulacağınıza inanıyorum.
Şimdi sizi Sema Kuruahmet'in ilham veren hikâyesiyle baş başa bırakıyorum.
Bu bölümde İlham Veren Kadınlar Podcast konuğu; girişimci, yazar ve akademisyen Bedriye Hülya.
Bedriye Hülya ile bu samimi sohbette;
girişimcilik yolculuğunu,
38 yaşından sonra Amerika’da psikoloji okumaya gitme cesaretini,
kadın girişimcilerin iş hayatında yaşadığı zorlukları,
erkek egemen sektörlerde var olmayı,
başarısızlıkların başarıya nasıl dönüştüğünü
ve kadınlar için geliştirdiği güçlenme modellerini konuşuyoruz.
BFit’in kuruluş hikâyesinden, Türkiye ve Amerika’daki girişimcilik ekosistemleri arasındaki farklardan,
kadınların birbirine destek olarak nasıl güçlenebileceğine uzanan ilham dolu bir sohbet sizi bekliyor.
Bu bölüm;
girişimcilikle ilgilenenler,
kariyer değişikliği düşünenler,
psikolojiye ilgi duyanlar,
kadın liderlik ve kadın girişimcilik konularına ilgi duyan herkes için güçlü bir kaynak.
🎧 Keyifli dinlemeler.
Bu bölümde, çocukluk hayali reklamcılıkla başlayan bir yolculuğun; tasarım, girişimcilik, mutfak, göçmenlik ve sonunda kendi markasını kurmaya uzanan dönüşüm hikâyesine tanık oluyoruz.
Dilara Dağlı; görsel iletişim tasarımı eğitimi, İspanya’da stratejik tasarım yüksek lisansı, Türkiye’de yaşadığı girişim deneyimi ve hayal kırıklıkları sonrası mutfağa yönelişini, İtalya’da staj yaparak aşçılığa adım atmasını ve Kanada’ya göç sürecinde yaşadığı belirsizlikleri tüm samimiyetiyle anlatıyor.
Kanada’da yedi yıl süren mutfak tecrübesinin ardından, annelikle birlikte doğan bir ihtiyaçtan ilham alarak “More Please, Kids Meal” markasını kuran Dilara; bu bölümde hem mesleki dönüşümünü hem de içsel pusulasını nasıl yeniden bulduğunu paylaşıyor.
Bu sohbet; kariyer değişikliği düşünenlere, yurt dışı hayali kuranlara, girişimciliğe adım atmak isteyenlere ve “yeniden başlamak” kelimesinden korkan herkese ilham verecek.
Bu bölümde, hayatını bir sırt çantasına sığdırıp tek başına yola çıkan gezgin Ayşe Kocalar’ın hikâyesine konuk oluyoruz. Dijital pazarlama ajansındaki işinden bir gecede istifa edip, geri dönüş bileti almadan Afrika’ya doğru yola çıkan Ayşe; Uganda’dan Güney Afrika’ya, İran’dan Güneydoğu Asya’ya uzanan üç buçuk yıllık yolculuğunu tüm samimiyetiyle anlatıyor. Bazen yürüyerek, bazen otostopla, bazen de hiç tanımadığı insanların evlerinde konuk olarak seyahat eden Ayşe; yavaşlamanın, yardım istemenin, korkuyla yüzleşmenin ve yalnızken güçlenmenin ne demek olduğunu paylaşıyor. Trafik kazasından sonra bile yoluna devam etmesini sağlayan iç motivasyonunu, solo seyahatten birlikte yol almaya uzanan duygusal dönüşümünü ve “hiçbir şey için geç değil” diyen bakış açısını bu sohbette bulacaksınız.Hayatında bir değişime ihtiyaç duyanlara, yola çıkmayı erteleyenlere ve cesaretin bazen tek bir adımla başladığını hatırlamak isteyen herkese ilham verecek bir bölüm.
Bu bölümde, tiyatro eğitmeni ve bisiklet aktivisti Burçin Tarhan ile bisikletin bir ulaşım aracından çok daha fazlası olduğu bir dünyaya pedal çeviriyoruz.Burçin; tiyatrodan aktivizme uzanan yolculuğunu, Ankara’da bisikletli olmanın zorluklarını, yıllar süren mücadeleyi ve Pedallayan Kadınlar’ın nasıl bir dayanışma alanına dönüştüğünü içtenlikle anlatıyor. Kadınların bisikletle görünür olmasının, şehirle kurulan ilişkiyi nasıl dönüştürdüğünü; yaşanabilir, yaya ve bisiklet odaklı kentlerin neden mümkün ve gerekli olduğunu konuşuyoruz.
Bu sohbet;
bisikleti bir direniş biçimi olarak görenlere, kadın dayanışmasının gücüne inananlara, şehirlerin insan odaklı bir düzene dönüşmesini dileyenlere...
Dayanışmanın yaşattığına, mücadelenin dönüştürdüğüne inanan herkes için.
Bu bölümde, hayallerini ertelemeyip adım adım gerçeğe dönüştüren bir kadının yolculuğuna konuk oluyoruz: Pamera Bakery’nin kurucusu Deniz Perin.
Görsel İletişim Tasarım bölümden mezun olduktan sonra kariyer yolunu mutfağa çeviren, Mutfak Sanatları Akademisi'nde pastacılık eğitimleriyle kendini geliştiren ve pandemi döneminde ekşi mayanın tutkusuna kapılan Deniz, İstanbul’un hızlı temposundan çıkıp Burhaniye’de kendi ekmeklerini pişirmeye karar verdi. Bu bölümde Deniz; doğru yönlendirmelerin, kendini keşfetmenin ve emek verilmiş bir hayalin nasıl kapı açtığını içtenlikle paylaşıyor. Kariyerini değiştirmek isteyenlere, içten içe başka bir hayatın hayalini kuranlara ve emekle büyüyen işlerin ruhuna inananlara ilham verecek, samimi bir sohbet sizi bekliyor.
Bu bölümde konuğumuz, tek bir tanıma sığmayacak kadar çok yönlü bir kadın: Selen Kanat.Arkeolojiyle toprağın altındaki binlerce yıllık hikâyeleri açığa çıkaran, bisikletiyle Anadolu’nun dağlarını, vadilerini, antik kentlerini pedallayarak hem coğrafyayı hem de kendini yeniden keşfeden; bitkilerle kurduğu ilişki sayesinde doğanın bilgeliğini içselleştiren bir yolcu.Selen, 2009'dan bu yana Türkiye’nin farklı kazı alanlarında çalışırken bitkilere duyduğu ilgiyi fark ediyor. Akademik yolculuğu; lisans, yüksek lisans ve şu anda devam eden doktorası onun arkeolojiye olan merakını derinleştirirken, kazılarda tanıştığı insanlarla başlayan tur bisikletçiliği tutkusu bambaşka kapılar açıyor. Bir bursla aldığı ilk tur bisikleti, gönüllü olarak rehberlik yaptığı bisiklet turları… Hepsi bir araya gelerek bugün onu tanımlayan bütünün parçaları oluyor.Bu bölümde; kazı evlerinde başlayan günleri, antik kentlere bisikletle ulaşmanın büyüsünü, Anadolu’yu pedallarken yaşadığı unutulmaz deneyimleri konuşuyoruz. Selen’in yolculuğu; bir kadının tutkularının, merakının ve cesaretinin birbirine nasıl ilmek ilmek bağlanabileceğini gösteren ilham verici bir hikâye.
Bu bölümde “İlham Veren Kadınlar”ın konuğu, yaşam rotasını defalarca cesaretle yeniden çizen Yasemin Kuruca. Almanya’da başlayan hayatı, Türkiye’nin dört bir yanına taşınmalarla şekillenen bir çocukluk, ardından sinema alanında on yıllık bir akademik kariyer… Ve sonra, 16 bin kilometrelik bir bisiklet turuyla bambaşka bir yol açılıyor Yasemin’in önünde.
Eşi Murat’ın tutkusu sayesinde başladığı bu uzun yolculuk, sadece kıtalar değil, Yasemin’in iç dünyasında da büyük dönüşümlere tanıklık ediyor. İran’dan Japonya’ya, Tayland’dan Malezya’ya uzanan 14 aylık bir macera; fiziksel gücün, dayanıklılığın ve birlikte yola çıkmanın anlamını yeniden tanımlıyor.
Bisiklet turunun ardından ise Yasemin bu kez kendi köklerine, Giresun’un yedi kuşaklık fındık bahçelerine dönüyor. Ailesinin yıllarca tüccara sattığı fındığa değer katmak, memleketi Espiye’den güçlü bir marka çıkarmak amacıyla Kuruca bahçe markasını kuruyor. Toprağa, üretime ve emeğe duyduğu bağlılık bugün yolunu bambaşka bir yere taşımış durumda.
Bu bölümde Yasemin’le:
Akademiden maceraya uzanan cesur bir kararı,
14 aylık kıta kıta bisiklet yolculuğunun ardındaki duyguları,
Giresun fındığıyla kurduğu yeni üretim hikâyesini ve Kuruca bahçe markasının doğuşunu konuşuyoruz.
Yasemin’in sözleriyle: “En önemli şey harekete geçmek. Ne yapmak istiyorsanız hayatta, bir yerden başlayın.”
Bu bölümde “İlham Veren Kadınlar”ın konuğu, hayatının farklı evrelerini yaratıcı bir cesaretle yeniden şekillendiren Ayşe İdil. Kırsaldan kente uzanan bir aile hikâyesinin ikinci nesil temsilcisi olarak akademide sağlam bir kariyer inşa eden İdil, 14 yılın sonunda içindeki yaratıcı sesi dinleyerek bambaşka bir yola adım attı.
2018’de akademiyi geride bırakıp sanatla iç içe bir kafe kuran İdil, zamanla bu mekânları yaşayan sergi alanlarına dönüştürdü. Bugün 5–6 şubeye ulaşan Make Me Joi markasıyla hem girişimciliğini büyütüyor hem de kendi sanat pratiğini ve farklı sanatçıların üretimlerini geniş kitlelerle buluşturuyor.
Bu bölümde Ayşe İdil’in:
Güvenli bir kariyer rotasından özgür bir yaratıcı hayata geçişini,
Sanatla kurduğu yeni bağların kendi markasını nasıl şekillendirdiğini,
Mağazalarını sanat severlerle buluşan birer sergi alanına dönüştürme fikrinin nasıl doğduğunu
tüm içtenliğiyle dinleyeceksiniz.
Seren Pala, reklam ajanslarında süren yoğun temponun içinde kendi sesini kaybettiğini fark eden ve bunu fark ettiğinde hayatını değiştirmekten de çekinmeyen biri. “Bir gün yola çıkacağım” diyerek değil, o güne kendini hazırlayarak başladı her şey. Azar azar biriktirdiği para, cesaret ve merakla sonunda valizini kapatıp Asya’nın yollarına adım attı. Yol boyunca konfor alanını, ezberlediği rutinleri ve koşuşturmacayı geride bıraktı. Yerine; yeni insanlar, beklenmedik anlar, içindeki gücü hatırlatan yolculuklar ve kendiyle kurduğu yepyeni bir ilişki geldi.
Bu bölümde Seren, yola çıkmanın romantik değil gerçek taraflarını; yalnızlığın nasıl bir öğretmene dönüştüğünü, korkuların nasıl arkadaş olabildiğini ve “başka bir hayat mümkünmüş” duygusunun ona neler kazandırdığını samimiyetle paylaşıyor.
Küçük adımların büyük dönüşümlere nasıl yol açtığını merak eden herkes için...
From the publisher's feed