Her gün, binlerce bildirim, kısa videolar, hızlandırılmış içerikler… Zamanı kazanmak için icat ettiğimiz teknolojiler, aslında anı elimizden çalıyor olabilir mi?
Araştırmalar, modern insanın günde 2.617 kez telefonuna dokunduğunu ve ortalama 7 dakikada bir dikkatinin bölündüğünü söylüyor. Virginia Üniversitesi’nde yapılan deneydeyse, insanlar yalnızca 15 dakika boyunca düşünmeye tahammül edemeyip, kendilerine elektrik şoku vermeyi tercih etti. Hız çağında, kendi zihnimiz bile bize yabancı gelmeye başlamış olabilir mi?
Bu bölümde, Hartmut Rosa’nın toplumsal hızlanma teorisinden Milan Kundera’nın Yavaşlık romanına, Tarkovsky’nin ağır akan zaman estetiğinden Zen felsefesine uzanıyoruz. Ve şu soruyu soruyoruz:
Hız hayatı mı zenginleştirir, yoksa derinliğini mi alır?