
Sign up to save your podcasts
Or


Bu kadar gökle yetinmemeli
Beyaz rüzgârlar aramalı
Ya da
Çamur selinde sürüklenmeli....
Islak kül biriktiriyorum sıfıra doğru giderken,
Alkış:
o beyaz gürültü ellerin arasından çıkan, Yaldızlı çerçevelerin içindeki yasaklar listesi
Biter törenler bir gün, aşırı can sıkıntısı kalır
Yenmek ve yenilmek için yeni bahaneler aranır
Kendisini sorun çözmeğe adamış adamların adımları yorulur
Yaşlı mevsimler gelir, heves güzün alnında sarışın bir yaprak olur
Gölün huzurunu kaçırır sektirilen taşın sıralanan dalgaları
Moda sözcükler, kof ahlak ve ürkek bakışlı kadınlar unutulur
Islak kül biriktiriyorsun sıfıra doğru giderken
Biliyorum, unutulur eldivenli uşakların zorunlu uysallığı
Intihar sevicilerinin yeşil renkli kalemle yazdığı adları
Cebimde taşıdığım kibrit, o yangın çıkarma tutkum
Bir klavsenin çığlığıyla irkilişi, yalnızlığın elbet unutulur
Islak kül biriktiriyorum sıfıra doğru giderken,
Saten dokunuşların sızısıyla uyanıyorum,
Her gece biraz daha acımasızlaşıyor karanlık
Burdan öteye yol yok diyorlar,
bağırıyorum
Dargınlığı uzun süren babaların suskunluğu kadar büyük,
Uykusuz gecelerde üşümek ve düşünmek kadar kaçınılmaz...
Kış kadar giyinik, karakol kadar çıplak
Zaman kadar soyut, zaman kadar gerçek
Biraz daha gök, daha gök, gök!
By HedablidaBu kadar gökle yetinmemeli
Beyaz rüzgârlar aramalı
Ya da
Çamur selinde sürüklenmeli....
Islak kül biriktiriyorum sıfıra doğru giderken,
Alkış:
o beyaz gürültü ellerin arasından çıkan, Yaldızlı çerçevelerin içindeki yasaklar listesi
Biter törenler bir gün, aşırı can sıkıntısı kalır
Yenmek ve yenilmek için yeni bahaneler aranır
Kendisini sorun çözmeğe adamış adamların adımları yorulur
Yaşlı mevsimler gelir, heves güzün alnında sarışın bir yaprak olur
Gölün huzurunu kaçırır sektirilen taşın sıralanan dalgaları
Moda sözcükler, kof ahlak ve ürkek bakışlı kadınlar unutulur
Islak kül biriktiriyorsun sıfıra doğru giderken
Biliyorum, unutulur eldivenli uşakların zorunlu uysallığı
Intihar sevicilerinin yeşil renkli kalemle yazdığı adları
Cebimde taşıdığım kibrit, o yangın çıkarma tutkum
Bir klavsenin çığlığıyla irkilişi, yalnızlığın elbet unutulur
Islak kül biriktiriyorum sıfıra doğru giderken,
Saten dokunuşların sızısıyla uyanıyorum,
Her gece biraz daha acımasızlaşıyor karanlık
Burdan öteye yol yok diyorlar,
bağırıyorum
Dargınlığı uzun süren babaların suskunluğu kadar büyük,
Uykusuz gecelerde üşümek ve düşünmek kadar kaçınılmaz...
Kış kadar giyinik, karakol kadar çıplak
Zaman kadar soyut, zaman kadar gerçek
Biraz daha gök, daha gök, gök!