
Sign up to save your podcasts
Or


Rahmet yalnızca insana verilen nimetlerde mi tecelli eder? Yoksa insanın varlığı, nefesi, idraki ve her an yeniden kulluğa yönelme imkânı da ilâhî rahmetin birer tecellisi midir?
Allah Teâlâ, Fâtiha Sûresi'nin üçüncü âyetinde kendisini iki yüce isimle tanıtır:
الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Er-Rahmâni'r-Rahîm.
“Rahmân ve Rahîm.”
Bu iki isim, Allah'ın rahmetinin yalnızca bir sıfat olarak bilinmesini değil; kulun Rabbiyle, kendisiyle ve bütün varlıkla kurduğu ilişkinin rahmet şuuru içerisinde yeniden değerlendirilmesini de hatırlatır.
Kelâm-ı Kadîm dersimizin bu bölümünde Rahmân ve Rahîm isimlerinin Kur’ân'daki mânâlarını, güvenilir tefsir geleneğinin açıklamalarını ve bu isimlerden hareketle yapılabilecek işârî ve tasavvufî ele alıyoruz.
Besmele yalnızca bir başlangıç mıdır, yoksa insanın kendi varlığına, fiillerine ve Rabbine bakışını değiştiren bir kulluk şuurunun kapısı mıdır?
Hamd yalnızca verilen nimetlere teşekkür etmek midir? Yoksa bütün övgülerin hakiki sahibini tanımanın ve insanın kendine nispet ettiği güzelliklerin ardındaki ilâhî ihsanı fark etmenin adı mıdır?
Kelâm-ı Kadîm Kur’ân-ı Kerim Derslerimizin ilkinde, Fâtiha Sûresi'nin birinci ve ikinci âyetlerini zâhirî tefsir ve işârî (tasavvufî) tefekkür çerçevesinde ele alıyoruz.
From the publisher's feed