
Sign up to save your podcasts
Or


Yaklaşık bir yıllık aranın ardından Küçüklerin Büyük Dünyası’nın yeni sezonuyla yeniden merhaba.
Bu sezon animasyonları karakter karakter incelemek yerine, hikayelerin bize düşündürdüğü temel mesajların peşinden gidiyoruz. İlk bölümde Ayı Kardeş’in Kenai ve Koda üzerinden anlattığı sevgi, empati ve yaşayarak öğrenme temasına yakından bakıyoruz.
Bir çocuğa empatiyi anlatmak yeterli olur mu? Çocuklar söylediklerimizden mi, bizi izleyerek mi, yoksa kendi deneyimlerinin sonuçlarıyla karşılaşınca mı öğrenir? Onlara yol gösterirken ne zaman müdahale etmeli, ne zaman kendi yollarını bulmaları için biraz beklemeliyiz?
Her birimizin zihninde küçük bir kontrol odası var desek… Bazen Neşe yönetiyor, bazen Üzüntü, bazen de Öfke. Peki bu duygular aslında bize ne anlatıyor?
Bu bölümde Disney Pixar’ın Ters Yüz filmini sahne sahne hatırlıyor, beş temel duyguyu psikolojik açıdan analiz ediyoruz. Çocuklukta, ergenlikte ve yetişkinlikte duygular nasıl yaşanıyor? Ebeveynler duyguları bastırmak yerine nasıl destek olabilir? Günlük hayattan empatik örneklerle hepsini konuşuyoruz.
Duygularınızı tanımak ve onlarla barışmak için keyifli bir rehber sizi bekliyor!
İnanılmaz Aile – Süper Güçler, Süper Duygular
Hepimizin evinde aslında küçük bir “İnanılmaz Aile” yok mu?
Biri görünmez olmak ister, diğeri hiç yerinde duramaz… Biri sürekli kahramanlık peşindedir, diğeri de herkesi toparlamaya çalışır. Tanıdık geldi mi?
Bu bölümde Pixar’ın sevilen filmi İnanılmaz Aile üzerinden aile psikolojisine bakıyoruz.
Violet’in görünmezliğinden ergenlikte kimlik arayışına,
Dash’in hızından çocuklardaki enerji ve dürtüselliğe,
Bob’un orta yaş krizinden değer arayışına,
Helen’in görünmez emeğinden ebeveynlikte sınır ve dengeye,
Syndrome’un çocukluk reddedilme travmasından narsisistik yaralanmaya…
Ve en önemlisi: Aile bir bütün olduğunda, herkesin farklı gücü birleştiğinde bağların nasıl güçlendiğini konuşuyoruz.
Küçüklerin Büyük Dünyası Bölüm 18
Simay Leblebici – Klinik Psikolog
Karlar Ülkesi (Frozen) sadece bir animasyon filmi değil…
Elsa’nın özgürlük arayışı, Anna’nın vazgeçmeyen sevgisi, Olaf’ın saf iyiliği… hepsi bize bir şeyler söylüyor.
Bu bölümde Frozen’ın çocuklar ve yetişkinler üzerindeki psikolojik etkilerini, duyguları bastırmanın bedelini ve sevginin buzları nasıl eritebildiğini konuşuyoruz.
🎙️ “Küçüklerin Büyük Dünyası”nın yeni bölümünde, hem kalbinizi hem zihninizi ısıtacak bir yolculuğa çıkıyoruz.
Music by DELOSound from Pixabay
Bu bölümde Mulan’ın hikâyesini psikolojik bir gözle inceliyoruz:
Kimlik arayışı, toplumsal cinsiyet rolleri, aile onuru, dayanıklılık ve yan karakterlerin bize söylemek istedikleri…
Filmden sahneler ve gerçek hayattan hikâyelerle, sizi hem düşündürecek hem de gülümsetecek bir yolculuğa çıkıyoruz.
Küçüklerin Büyük Dünyası — Masalların arkasındaki psikolojik dünyayı keşfetmek isteyen herkes için.
Music by Viacheslav Starostin from Pixabay
Bu bölümde, Disney’in sevilen filmi Lilo & Stitch üzerinden aile, kayıp, aidiyet ve koşulsuz sevgi kavramlarını psikolojik açıdan inceliyoruz.
Lilo’nun yalnızlığı, Stitch’in yıkıcı öfkesinin ardındaki kaygı, ve ‘ohana’nın anlamı…
Klinik psikolojiye dayanan kavramlarla film karakterlerinin iç dünyalarına yolculuk yapıyor, bazen çocukların bazen yetişkinlerin kendini bulduğu bu hikâyeye birlikte bakıyoruz.
Konular:
• Bağlanma kuramı
• Travma sonrası davranış örüntüleri
• Yıkıcı davranışların ardındaki ihtiyaçlar
• Aile içi roller ve sorumluluklar
• ‘Koşulsuz kabul’ün çocuk üzerindeki etkisi
Bizi takip etmeyi unutmayın. Yeni bölümler her hafta yayında!
“Küçüklerin Büyük Dünyası: Biraz Masal, Biraz Psikoloji”
Music by music_for_video from Pixabay
Bu bölümde Cinderella’nın küllere bulanmış görünmezliğinden, cam ayakkabıyla gelen kendilik ifadesine uzanıyoruz.
Toplumsal roller, değersizlik hissi, gece yarısına karşı verilen psikolojik savaş ve balkabağının dönüştürücü büyüsü üzerine bir masalın içinden kendimize bakıyoruz.
Günlük hayattan örneklerle empatik ve eğlenceli bir analiz seni bekliyor.
Dinle, düşün, bağ kur.
@klinik.psk.simayleblebici
Music by Julius H. from Pixabay
Bir mamut, bir tembel hayvan, bir kaplan ve bir bebek…
Hepsi bir buzul çağında karşılaştı.
Hepsi farklı kayıplar, korkular ve savunma mekanizmalarıyla donmuştu.
Ama yol boyunca çözülmeye başladılar.
Çünkü bazen gerçek dönüşüm, en beklenmedik anda gelir.
Ve bazen aile… yolda kurulur.
Bu bölümde 2002 yapımı Buz Devri (Ice Age) filmini psikolojik bir mercekten inceliyoruz.
-Manny’nin içindeki donmuş yas,
-Sid’in terk edilmişlikten doğan neşesi,
- Diego’nun sessiz vicdan savaşı
ve
- Konuşmadan herkesi birbirine bağlayan bebek…
Hepsi bizi bağlanma, mizah, vicdan ve dönüşüm kavramlarına götürüyor.
Aynı zamanda “buzul çağı”nın, içsel yalnızlığımızın metaforu olabileceğini de birlikte keşfediyoruz.
Dinlerken kendinizden parçalar bulabilir, belki de kendi içsel buzul çağınıza kısa bir yolculuk yapabilirsiniz.
Çünkü… buzun altında ne varsa, işte orası iyileşmeye başlar.
Bu bölümde bir kovboy şapkasına, uzaylı kostümüne ve kırmızı bir kutuya sığan çok daha büyük bir hikâyeye kulak veriyoruz.
Oyuncak Hikayesi’nin ilk filminde, çocukların oyuncaklarına yüklediği anlamlar üzerinden bağlanma, kıskançlık, dostluk, terk edilme korkusu ve empati gelişimi gibi temel psikolojik kavramları konuşuyoruz.
Woody, Buzz, Bay Patates Kafa, Rex, Bo Peep, Slinky ve Andy…
Her biri, bir çocuğun iç dünyasına dair sessiz bir hikâye anlatıyor.
Bir oyuncak kutusunun kapağını aralayıp çocukların duygularına birlikte bakalım.
Takip etmeyi, beğenmeyi ve fikirlerini yorumlarda paylaşmayı unutma! Duymak için sabırsızlanıyorum!
Bu özel bölümde, Küçüklerin Büyük Dünyası’nda bugüne kadar konuştuğumuz 10 masala bir arada bakıyoruz.
Ariel’den Simba’ya, Shrek’ten Nemo’ya kadar…
Peki hepsinin ortak noktası ne olabilir?
Bağlanma stilleri, Freud’un bilinçdışı kuramı ve masalların içimizdeki çocukla kurduğu köprü üzerine mini bir yolculuk…
Hangi karakterde kendinizi buldunuz?
Sizce bir masal, sadece bir masal mıdır?
From the publisher's feed