Fluent Fiction - Turkish

Laughs, Leaps, and Love: The One-Foot Challenge


Listen Later

Fluent Fiction - Turkish: Laughs, Leaps, and Love: The One-Foot Challenge
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2026-01-11-08-38-20-tr

Story Transcript:

Tr: Kışın soğuk bir günüydü.
En: It was a cold winter day.

Tr: İstanbul'un kalbinde, sıcak ve renkli Freelance Evi, Emir, Leyla ve Bora'nın sık sık buluşup çalıştığı sevimli bir mekandı.
En: In the heart of İstanbul, there was the warm and colorful Freelance Evi, a charming place where Emir, Leyla, and Bora frequently met and worked.

Tr: Burası, her köşesinde farklı bir hikaye taşıyan, eski mobilyalar ve neşeli tablolarla doluydu.
En: This place was filled with old furniture and cheerful paintings, each corner carrying a different story.

Tr: Ancak, en ilginç öğe, Bora'nın yazdığı tuhaf ev kurallarıydı.
En: However, the most intriguing feature was the quirky house rules written by Bora.

Tr: Tahtanın ortasında kocaman harflerle şu kural yazıyordu: "Tüm içecekler tek ayak üstünde yapılacaktır."
En: In large letters, the rule at the center of the board read: "All drinks must be prepared on one foot."

Tr: Bu kural, Emir'i oldukça düşündürüyordu.
En: This rule had Emir quite puzzled.

Tr: Bugün Leyla'ya sıcak çikolata yaparak onun soğuk ve telaşlı iş gününü ısıtmak istiyordu.
En: Today, he wanted to warm Leyla's cold and hectic workday by making her hot chocolate.

Tr: Ama bu garip kural onu oldukça tereddütte bırakmıştı.
En: But this strange rule left him quite hesitant.

Tr: Bora ise, kendine has bir rahatlıkla kuralları uyguladığını ve her şeyin eğlenceli olduğunu söylüyordu.
En: Bora, however, claimed with his unique ease that following the rules made everything fun.

Tr: Emir, Leyla'nın dikkatini çekmek ve onu etkilemek istiyordu.
En: Emir wanted to catch Leyla's attention and impress her.

Tr: Çekingen ama kararlı bir şekilde mutfağa gitti.
En: Shyly yet determinedly, he went to the kitchen.

Tr: Sıcak çikolata için her şey hazırdı ama aklında tek bir sorun vardı: "Tek ayak üstünde mi olacak yani?"
En: Everything was ready for the hot chocolate, but he had one thought on his mind: "Does it really have to be on one foot?"

Tr: Emir tek ayağının üstünde zıplayarak çikolata yapmaya çalışırken, bir yandan da Leyla'nın onu izlediğini hissetti.
En: While Emir tried to make chocolate hopping on one foot, he could feel Leyla watching him.

Tr: Her hamlede biraz daha utanıyor, biraz daha endişeleniyordu.
En: With each move, he felt a little more embarrassed, a little more anxious.

Tr: En sonunda Emir, dengesini kaybedip kupayı elinden düşürdü ve sıcak çikolata her yere sıçradı.
En: Finally, Emir lost his balance and dropped the cup, spilling hot chocolate everywhere.

Tr: İşte o an, tam bir sessizlik oldu.
En: At that moment, there was complete silence.

Tr: Leyla bir an durdu, ardından kahkahalarla gülmeye başladı.
En: Leyla paused for a moment, then burst into laughter.

Tr: İlk başta Emir şaşırsa da, onun bu tepkisi yavaş yavaş kendi yüzüne de bir gülümseme getirdi.
En: Although Emir was initially surprised, her reaction slowly brought a smile to his own face.

Tr: Leyla, "Dur bakalım," dedi, "ben de deneyeceğim."
En: Leyla said, "Hold on," and added, "I'll try too."

Tr: O da hemen zıplayarak kendi sıcak çikolatasını yapmaya başladı.
En: She immediately started hopping to make her own hot chocolate.

Tr: Artık ikisi de neşeyle birbirlerine bakıp gülüyorlardı.
En: Now both of them were laughing and looking at each other joyfully.

Tr: Bu olay, Emir'e kendisini fazla ciddiye almaması gerektiğini öğretti.
En: This incident taught Emir not to take himself too seriously.

Tr: Küçük bir mizah, bazen en sıkışık durumları bile ışıldatabilirdi.
En: A little humor could illuminate even the tightest situations.

Tr: Emir ve Leyla, bu küçük aksilik sayesinde birbirlerine daha da yakınlaştılar.
En: Thanks to this small mishap, Emir and Leyla grew even closer.

Tr: Bora ise köşesinde gülümseyerek, evin yeni kuralını yazıyordu: "Gülümsediğin gün, en iyi gündür."
En: Bora, on the other hand, smiled from the corner, writing the house's new rule: "The day you smile is the best day."


Vocabulary Words:
  • intriguing: ilginç
  • quirky: tuhaf
  • hesitant: tereddütlü
  • embarrassed: utanmış
  • anxious: endişeli
  • illuminate: ışıldatmak
  • mishap: aksilik
  • determinedly: kararlı bir şekilde
  • attention: dikkat
  • furniture: mobilya
  • cheerful: neşeli
  • board: tahta
  • puzzled: düşündürmek
  • reaction: tepki
  • hopping: zıplamak
  • bubbly: neşeyle
  • balance: denge
  • spilling: sıçratmak
  • complete: tam
  • silence: sessizlik
  • burst: patlamak
  • incident: olay
  • tightest: sıkışık
  • charming: sevimli
  • colorful: renkli
  • smile: gülümseme
  • rule: kural
  • frequently: sık sık
  • corner: köşe
  • unique: kendine has
...more
View all episodesView all episodes
Download on the App Store

Fluent Fiction - TurkishBy FluentFiction.org