Gerçek gazetesi

Levent Dölek: Öncü işçilere çağrı


Listen Later

İşçiler pek çok fabrikada ve işyerinde iş ve aş için direnişteler. Direnenler her zaman kazanmadı. Bu bir gerçek. Ama kazananlar hep direnenler oldu. Bu da bir gerçek. Sermayeyi yenmenin formülü nedir? Öncelikle birliktir. Kazanan mücadelelere baktığınızda her zaman işçilerin tam bir birlik içinde hareket ettiğini ve bu birliği bozmadığını görürsünüz. Polonez işçilerine bakın. Kanıtımız zafere ulaşan işçi mücadelelerinde ve bugün zafere yürüyen Polonez’dedir. İşçilerin birliği ile olmaz denenler nasıl da oluveriyor… Pek çok direnişte patronun hukuk dışı uygulamalarına karşı müfettiş çağırılır. Sonra kara treni bekler gibi müfettiş bekleriz. Geldiğinde patron kebabını yedirir geri gönderir çoğu zaman. Ama Polonez işçisi fabrikanın önünde direnip, grev kırıcıları içeri salmayınca, biber gazına rağmen yılmayınca, kilometrelerce yürüyüp kaymakamın kapısına dayanınca müfettişler ışık hızıyla fabrikaya geldi. Patronun sendikal sebeple toplu işçi çıkartma suçunu açık seçik ortaya koyan, işçinin hakkını resmi düzeyde de tescil eden bir rapor da hazırladılar. Müfettişlerle de kalmadı. Çalışma Bakanlığı bir heyet halinde fabrikaya geldi. Bir olmayan daha oldu. İşten çıkartmada yüz kızartıcı suç iftirası olan Kod 46 haksız fesih maddesi olan Kod 4’e dönüştü. Tazminatsız atılan işçilere kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesi ayrıca bu işçilerin işsizlik ödeneği alması hakkı doğdu. Bunların hepsi işçilerin birliğiyle ve direnmesiyle oldu.

İyi komutan ordusunun ikmalini seferde sağlayabilendir. Büyük Çinli komutan ve filozof, meşhur savaş sanatkârı Sun Tzu demiş ki: “Donanımını yurdundan erzağını düşmandan al ki hem silahın hem de tayının yeterli olsun.” Donanımını Tekgıda-İş’ten sağlayan ve sırtını dayadığı örgütlü bir gücü, sağlam bir yurdu var Polonez işçisinin. Yunus Durdu gibi Suat Karlıkaya gibi geçmişte Tekel muharebelerinden alnının akıyla çıkmış, o büyük sınıf kavgasının deneyimlerini bugüne taşıyan böyle komutanları var. Direnişin ihtiyacı olan maddi kaynakları yine direnerek elde etmeyi başarıyorlar. Zamanın yıpratıcı etkisini tersine çevirmeyi direnişi zaman geçtikçe büyütmeyi ve güçlendirmeyi biliyorlar. Ve ne mutlu ki o komutanlara, Polonez işçisi gibi aslanlarla savaşıyorlar! Ve bu savaşta sadece cephe gerisinde durmayan kavgada en öne çıkan emekçi kadınların mücadele gücüne sahipler!

Sınıf siyasetinin menzili fabrikadan başlar tüm dünyaya uzanır. Fabrikada Türkün sabrı, Kürdün inadı, Lazın coşkusu ile kazananlar her dilden memleketten inançtan ezilen insanların eşit ve hür olduğu bir dünya için mücadeleye atılır. Fabrikada zincirlerini kıran işçiler memleketin boynundaki emperyalist zincirleri kırmak için verilen mücadeleye katılır. Öncü işçinin kavgası insanlık kavgasıdır, bu kavganın bir cephesi Çatalca’daysa bir diğer cephesi de Filistin’dedir. Bu kavganın zaferi seçimlerle gelmez. Seçimler de önemlidir ama çözüm değildir. Nasıl işçiye git hakkını mahkemede ara diyorlar, işçi mahkemede hakkını arıyor ama yıllarca süren bu mahkemelerin çözüm olmadığını hatta çözümü ertelemenin aracı olduğunu görüyor, işte seçimler de öyledir. İnsanlık kavgasının zaferinin adı devrimdir! Bu kavganın zaferi için sendika konfederasyon yetmez, öncü işçilerin devrimci partisini inşa etmek gerekir. Çözümü sermaye düzeninin içinde aramayıp işçi sınıfına güvenen ve emeğini işçi sınıfına harcayan herkesi bu yolda birleştirmek gerekir. İşte bu yüzden biz Devrimci İşçi Partisi olarak Türkiye’nin her yerinde iş ve aş için omuz başında mücadele etmekten onur duyduğumuz öncü işçileri, insanlığın en haklı ve onurlu mücadelesini zafere götürecek partiyi inşa etmeye çağırıyoruz!

...more
View all episodesView all episodes
Download on the App Store

Gerçek gazetesiBy Gerçek