
Sign up to save your podcasts
Or


Leyla, biz böyle nasıl çocuklarız?
Hep ateşle oynarız, ateşle oynarız
Gurbet, hasret, uzaklar
Kızgın çöller, kum fırtınaları
Leyla, biz böyle nasıl çocuklarız?
Su akar, kuş uçar, yılan sürünür
Mecnun, yanar!
Mecnun yanar, diye Leyla da mı yanar?
Leyla, biz nasıl çocuklarız?
Ezelde verilmiş hükmümüz...
Büküldü boynumuz,
Leyla, uzun ve karanlık bir gecedir
İçinde yana yana kül olduğumuz
Kaybolduğumuz
Hadi ben neyse Leyla
Mecnun’a yanmak yaraşır
Sen terk edip haymelerin, hurmaların gölgesini
Girdin kor yüreğime, Ateş, mekânındır
Yandın, yakınmadın
Bir “ah!”ını duymadım yıllar yılı
''Cehennem olsa utanır bir günahsızı yakmaktan.'' Desem
Leyla kırılır, Leyla darılır
Yüzyıllar oldu görüşmeyeli
Saçlarıma aklar doldu bir görsen
Ama, hâlâ o bildiğin çocuğum Leyla
Ateşler oyuncağım
Seni sorduğum çöller Tutuştu ardımda alev alev
Ateşten yollar oldu ayak izlerim
Hiç kimse benzemez Leyla’ya
Leyla’ya bir ben benzerim
Ceylanların gözlerinde aradığım yalandır gözlerini
Yalandır boynunu kuğulara benzettiğim
İki baş bir yastıkta düşlediğim yalandır
Hayal ederim,
Bilirim, varılmaz Leyla’ya, gidilir
Ben Leyla’ya giderim
Bak asırlardır yanlış anlatılmış “Leyla ile Mecnun”
Yanlış yorumlanmış hikayemiz
Otlar, dikenler her toprakta büyür Leyla
Nice kurak iklimlerde, nice çiçekler büyüttük biz
Nice saraylar kurduk çöller ortasında
Leyla, sevmeyi en iyi biz biliriz
Sevda bizim lügatımızda buldu asıl anlamını
Firak yanmaktır bizde,
Vuslat kül olmak
Kimseler okumasın, anlamasın zararı yok
Bize nasip oldu ya yazmak aşkın kitabını
Kara dağlar taht kurmuş gönlümüze
Onların gözleri korkar ve derler
“Beşiğin ardı gurbettir!”
Bizim ise aramızda ışıktan atlara binsen,
Aşılmaz mesafeler...
Leyla benim içimdedir
By HedablidaLeyla, biz böyle nasıl çocuklarız?
Hep ateşle oynarız, ateşle oynarız
Gurbet, hasret, uzaklar
Kızgın çöller, kum fırtınaları
Leyla, biz böyle nasıl çocuklarız?
Su akar, kuş uçar, yılan sürünür
Mecnun, yanar!
Mecnun yanar, diye Leyla da mı yanar?
Leyla, biz nasıl çocuklarız?
Ezelde verilmiş hükmümüz...
Büküldü boynumuz,
Leyla, uzun ve karanlık bir gecedir
İçinde yana yana kül olduğumuz
Kaybolduğumuz
Hadi ben neyse Leyla
Mecnun’a yanmak yaraşır
Sen terk edip haymelerin, hurmaların gölgesini
Girdin kor yüreğime, Ateş, mekânındır
Yandın, yakınmadın
Bir “ah!”ını duymadım yıllar yılı
''Cehennem olsa utanır bir günahsızı yakmaktan.'' Desem
Leyla kırılır, Leyla darılır
Yüzyıllar oldu görüşmeyeli
Saçlarıma aklar doldu bir görsen
Ama, hâlâ o bildiğin çocuğum Leyla
Ateşler oyuncağım
Seni sorduğum çöller Tutuştu ardımda alev alev
Ateşten yollar oldu ayak izlerim
Hiç kimse benzemez Leyla’ya
Leyla’ya bir ben benzerim
Ceylanların gözlerinde aradığım yalandır gözlerini
Yalandır boynunu kuğulara benzettiğim
İki baş bir yastıkta düşlediğim yalandır
Hayal ederim,
Bilirim, varılmaz Leyla’ya, gidilir
Ben Leyla’ya giderim
Bak asırlardır yanlış anlatılmış “Leyla ile Mecnun”
Yanlış yorumlanmış hikayemiz
Otlar, dikenler her toprakta büyür Leyla
Nice kurak iklimlerde, nice çiçekler büyüttük biz
Nice saraylar kurduk çöller ortasında
Leyla, sevmeyi en iyi biz biliriz
Sevda bizim lügatımızda buldu asıl anlamını
Firak yanmaktır bizde,
Vuslat kül olmak
Kimseler okumasın, anlamasın zararı yok
Bize nasip oldu ya yazmak aşkın kitabını
Kara dağlar taht kurmuş gönlümüze
Onların gözleri korkar ve derler
“Beşiğin ardı gurbettir!”
Bizim ise aramızda ışıktan atlara binsen,
Aşılmaz mesafeler...
Leyla benim içimdedir