
Sign up to save your podcasts
Or


Günümüzün en büyük krizlerinden birine geldi sıra: Kültür Krizi. Bu sefer tarihin derinliklerine yelken açmıyor, doğrudan günümüzün en ciddi toplumsal krizini ele alıyoruz. 2024 senesinde çıkan, Olivier Roy'un "Dünyanın Düzleşmesi" isimli kitabını merkeze alarak enine boyuna tartışacağız bu krizi.
Bahsi geçen kriz hem ülkemizi, hem de dünyayı ilgilendiren bir meseledir. Çok tazedir ve hayatidir. Çünkü kültürün yokluğu, mevcut düzende şu tip sorunlara yol açmaktadır: doğum oranlarının düşüşü, kaygı bozuklukları, suç oranlarının artması, intihar vakalarının artması, evlilik krizi, yabancılaşma, kimlik kaybı, radikalizm… Pozitif varlıkta, varlık aleminde korkutucu bir daralma.
Kültürün krizi, günümüzde normlar yaratarak çözülmeye çalışılmaktadır ve fakat bu dünyayı git gide daha düz ve yavan bir yer haline getirmektedir. Tarih boyunca, yıkılan bir kültürler daima yenisini doğurmuştur. Fakat yazarımız endişelidir: Günümüzde yaşanan kültürel çöküş, bir kültürün çöküşü değildir, kültür mefhumunun kendisi yok olmaktadır. Bu bir ilktir.
Yaşanan krizin iç içe geçmiş, kompleks 4 temel dayanağı vardır: Neoliberalizm (mali küreselleşme), mekan ve insanın küreselleşmesi (göçler), 68'den bu yana gelen hazcı ve bireyci dalga ve internet devrimi.
Bu serimizde amacımız, krizin temellerine inmek, krizi idrak etmek, toplumsal dönüşümün panoramasını resmetmek, nafile çözümleri ele almak, gereksinimleri belirlemek ve bu sayede gelece bir umut aşılamak. Nihayetinde Kültürü Kurtarmak!
3 bölümlük serimizin ikinci bölümünde yaşanan kültürel krizi derinlemesine analiz ediyoruz.
Günümüzün en büyük krizlerinden birine geldi sıra: Kültür Krizi. Bu sefer tarihin derinliklerine yelken açmıyor, doğrudan günümüzün en ciddi toplumsal krizini ele alıyoruz. 2024 senesinde çıkan, Olivier Roy'un "Dünyanın Düzleşmesi" isimli kitabını merkeze alarak enine boyuna tartışacağız bu krizi.
Bahsi geçen kriz hem ülkemizi, hem de dünyayı ilgilendiren bir meseledir. Çok tazedir ve hayatidir. Çünkü kültürün yokluğu, mevcut düzende şu tip sorunlara yol açmaktadır: doğum oranlarının düşüşü, kaygı bozuklukları, suç oranlarının artması, intihar vakalarının artması, evlilik krizi, yabancılaşma, kimlik kaybı, radikalizm… Pozitif varlıkta, varlık aleminde korkutucu bir daralma.
Kültürün krizi, günümüzde normlar yaratarak çözülmeye çalışılmaktadır ve fakat bu dünyayı git gide daha düz ve yavan bir yer haline getirmektedir. Tarih boyunca, yıkılan kültürler daima yenisini doğurmuştur. Fakat yazarımız endişelidir: Günümüzde yaşanan kültürel çöküş, bir kültürün çöküşü değildir, kültür mefhumunun kendisi yok olmaktadır. Bu bir ilktir.
Yaşanan krizin iç içe geçmiş, kompleks 4 temel dayanağı vardır: Neoliberalizm (mali küreselleşme), mekan ve insanın küreselleşmesi (göçler), 68'den bu yana gelen hazcı ve bireyci dalga ve internet devrimi.
Bu serimizde amacımız, krizin temellerine inmek, krizi idrak etmek, toplumsal dönüşümün panoramasını resmetmek, nafile çözümleri ele almak, gereksinimleri belirlemek ve bu sayede geleceğe bir umut aşılamak. Nihayetinde Kültürü Kurtarmak!
3 bölümlük serimizin ilk bölümünde hedefimiz bağlamı oturtmak, krizin temel dinamiklerini ele almak, yaşanan dönüşüme ışık tutmak.
"Köklenme, insan ruhunun belki de en önemli ve en fazla göz ardı edilen ihtiyacıdır."
İkinci dünya şavaşının sonuna doğru, modern dünya insanının sorunlarını konu edinen Simone Weil'e kulak veriyoruz.
Üç bölümlük serimizin ilk bölümünde İnsan Ruhunun İhtiyaçlarını, ikinci bölümde ise Köksüzleşme’yi enine boyuna tartışmıştık. Bu köksüzleşmenin akabinde bizi bekleyen şey ise yeniden kök salma ihtiyacıdır: Köklere Dönüş.
Köksüzleşmenin açtığı derin yaralar, modern insanın bir problemidir. Modern dünya… Simon Weil’in de dediği gibi: “Bu uygarlığa sahip olduğumuz için gurur duyuyoruz. Fakat onun hastalıklı olduğunu da hissediyoruz.”
"Köklenme, insan ruhunun belki de en önemli ve en fazla göz ardı edilen ihtiyacıdır."
İkinci dünya şavaşının sonuna doğru, modern dünya insanının sorunlarını konu edinen Simone Weil'e kulak veriyoruz.
İnsan ruhunun köklenme ihtiyacını ve köksüzleşmenin getirdiği karanlık sonuçları ele almaya çalışacağımız 3 bölümden oluşan seride ilk durağımız bu olacak: "İnsan ruhunun ihtiyaçları"
“Eğer yaşam artık yaşamaya değmezse, her şey ondan kurtulmak için bir bahane haline gelir.” — Emile Durkheim
Serinin ikinci bölümünde, anomiye neden olan kültür krizinin doğuşunu, sebeplerini ve sonuçlarını incelemeye çalıştık. Geçmişten neleri yok etmek istediğimizi ve nelerin yoksunluğunu çektiğimizi düşünmeye çalıştık.
Cioran'ı anlamaya çalıştığımız 3 bölümlük bu serinin ilk bölümünde Cioran'ın yaşam öyküsünü, O'na kattıklarını ve günümüze olan yansımalarını konuşuyoruz.
Tavsiyeler:
Christian Bussy - Emil Cioran Röportajı
https://www.youtube.com/watch?v=96uy95nwo-M
Emil Cioran Belgeseli
https://www.youtube.com/watch?v=MbT7wxltQJQ
From the publisher's feed