Fluent Fiction - Turkish:
Lost in Snow: Emre's Path to Friendship and Self-Discovery Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-02-21-23-34-02-tr
Story Transcript:
Tr: Kar beyazdı.
En: The snow was white as snow.
Tr: Emre'nin ayakları karın üzerinde iz bırakarak ilerliyordu.
En: Emre's feet moved forward, leaving a trail on the snow.
Tr: Lise öğrencileri, şehre uzak bir kış kampına geziye gelmişlerdi.
En: High school students had come on a trip to a winter camp far from the city.
Tr: Kampın bulunduğu tepe, çam ağaçlarıyla çevriliydi ve etrafta kamp ateşlerinin sıcaklığı hissediliyordu.
En: The hill where the camp was located was surrounded by pine trees, and the warmth of campfires could be felt around.
Tr: Emre, her zamanki gibi grubun gerisinde kalmıştı.
En: Emre, as usual, had fallen behind the group.
Tr: Sessiz biri olarak, kalabalık içinde kendini çoğu zaman yalnız hissediyordu.
En: As a quiet person, he often felt alone in the crowd.
Tr: Bu gezi, Emre için bir fırsattı.
En: This trip was an opportunity for Emre.
Tr: Diğer öğrencilerle daha yakın ilişkiler kurmak istiyordu ama nasıl yapacağını bilmiyordu.
En: He wanted to establish closer relationships with the other students, but he didn't know how.
Tr: "Elif ve Kemal şu anda karda güreş yapıyorlar," diye düşündü Emre.
En: "Elif and Kemal are wrestling in the snow right now," Emre thought.
Tr: Onlara katılmak isterdi ancak içindeki cesaret eksikliği buna engel oluyordu.
En: He wanted to join them, but his lack of courage prevented him.
Tr: Ancak bu sefer kararlıydı.
En: However, this time he was determined.
Tr: Kendini zorlamalı, dışa açılmalıydı.
En: He needed to push himself, to be more outgoing.
Tr: Grup oyunları başladı.
En: Group games began.
Tr: Emre, biraz rahatsız ama kararlı, oyunlara katıldı.
En: Emre, a little uncomfortable but determined, joined the games.
Tr: Herkes kar toplarıyla birbirine şakalar yapıyor, gülüyorlardı.
En: Everyone was joking around, laughing with snowballs.
Tr: Emre ilk defa bu kadar rahat hissetti.
En: For the first time, Emre felt this at ease.
Tr: Belki de kimse ona odaklanmadığı için baskı hissetmiyordu.
En: Maybe he wasn't feeling pressured because no one was focusing on him.
Tr: Derken öğretmenleri bir duyuru yaptı: "Şimdi çiftler halinde mini bir keşif yürüyüşüne çıkacağız!"
En: Then their teacher made an announcement: "Now we will go on a mini-exploration walk in pairs!"
Tr: Emre, Elif ile eşleşti.
En: Emre was paired with Elif.
Tr: Kalbi heyecanla çarptı.
En: His heart pounded with excitement.
Tr: Elif neşeli ve doğal biriydi, kimseyle mesafeli değildi.
En: Elif was cheerful and natural, she wasn't distant with anyone.
Tr: İkili, çam ağaçlarının arasından geçerken kar hızlanmaya başladı.
En: As the duo passed through the pine trees, the snow started to fall faster.
Tr: Daha fazla yürüdüler, ama yollarını kaybettiklerini fark ettiler.
En: They walked more, but realized they had lost their way.
Tr: Emre panikledi.
En: Emre panicked.
Tr: Elif ise sakindi, "Merak etme, birlikte bir yol buluruz."
En: Elif, on the other hand, was calm, "Don't worry, we'll find a way together."
Tr: Yavaşça yavaşça yürüdüler, karın ayaklarının altında çıkardığı sesi dinlediler.
En: Slowly, they continued walking, listening to the sound the snow made under their feet.
Tr: Elif, "Sen kış tatillerinde ne yaparsın genelde?" diye sordu.
En: Elif asked, "What do you usually do during winter holidays?"
Tr: Emre biraz düşündü, "Genelde kitap okurum, ama burası farklı," diye yanıtladı.
En: Emre thought for a moment, "I usually read books, but this is different," he replied.
Tr: Konuştukça, karın soğukluğunu unutmuş gibiydiler.
En: As they talked, it was as if they'd forgotten the cold of the snow.
Tr: Beraber geçirdikleri bu zaman dilimi onları yakınlaştırdı.
En: The time they spent together brought them closer.
Tr: Anlaşamadıkları bir noktada Elif, "Sanırım o çınar ağacını tanıdım, orası kampa yakın bir yer," dedi.
En: At one point, when they were unsure, Elif said, "I think I recognize that oak tree, it's near the camp."
Tr: Umutla o yöne ilerlediler ve kısa süre sonra kampın ışıklarını gördüler.
En: They moved toward it hopefully, and soon they saw the lights of the camp.
Tr: İkisi de nefeslerini tuttu, sonunda kamp alanına dönmüşlerdi.
En: Both held their breath; they had finally returned to the camp area.
Tr: Emre ve Elif, geri kalan öğrencilerin yanına ulaştıklarında herkes onlarla parçalarca karşıladı.
En: When Emre and Elif reached the other students, everyone greeted them in scattered groups.
Tr: Emre'nin içi mutlulukla doldu.
En: Emre felt full of happiness.
Tr: Artık yalnız değildi, gerçek bir arkadaşı vardı.
En: He was no longer alone; he had a true friend.
Tr: Elif'e minnettar bakışlar attı.
En: He gave Elif grateful looks.
Tr: Anladı ki, bazen bir adım atmak insanı değiştirebilirdi.
En: He realized that sometimes taking a step could change a person.
Tr: Risk almak, yeni dostluklarına bir kapı açabilmişti.
En: Taking a risk had opened the door to new friendships.
Tr: Kışın soğukluğu içinde, Emre'nin içi sıcakla dolmuştu.
En: Amid the cold of winter, Emre's heart was filled with warmth.
Vocabulary Words:
- trail: iz
- surrounded: çevrili
- campfires: kamp ateşleri
- quiet: sessiz
- crowd: kalabalık
- opportunity: fırsat
- courage: cesaret
- determined: kararlı
- outgoing: dışa dönük
- exploration: keşif
- pounded: çarptı
- cheerful: neşeli
- distant: mesafeli
- panicked: panikledi
- calm: sakin
- recognize: tanımak
- oak: çınar
- greeted: karşıladı
- scattered: parçalarca
- happiness: mutluluk
- grateful: minnettar
- risk: risk
- change: değiştirmek
- friendships: dostluklar
- together: birlikte
- forgotten: unutmuş
- closer: yakın
- held their breath: nefeslerini tuttu
- finally: sonunda
- warmth: sıcaklık