
Sign up to save your podcasts
Or


Her yere yetişilir,
Hiçbir şeye geç kalınmaz ama
beni bağışla
Boynu bükük duruyorsam eğer, İçimden öyle geldiği için değil
Ama hiç değil
İnsan yaşadığı yere benzer,
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa,
Toprağını iten çiçeğe,
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine
Göğüne benzer ki, gözyaşları mavidir
Denize benzer ki, dalgalıdır bakışları
Evlerine, sokaklarına, köşe başlarına öylesine benzer ki
Ve bir gün birinin adres sormasına benzer
Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına
birinin gazoz açmasına,
Hasretine, yalanına benzer
Gülemiyorsun ya,
gülmek, Bir halk gülüyorsa gülmektir
Bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden
Dirseğin iskemleye dayalı,
-- Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben --
Ve bir kaşın yukarı kalkık,
Sevmen acele,
Dostluğun çabuk,
Biz eskiden seninle İstasyonları dolaşırdık bir bir
Ve yağmurdan ıslandıkça,
ince İstanbul yağmurunun altında, Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen
Kadının ütülü patiskalardan bir teni,
Upuzun boynu,
Kirpikleri,
Ve sana uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki,
Sofranı kurardı,
Elini bir suya koyar gibi, kalbinden akana koyardı
Çocuklar doğururdu
Ve o çocukların dünyayı düzeltecek ellerini işlerdi bir dantel gibi
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar...
Bilmezlikten gelme,
Umudu dürt,
Umutsuzluğu yatıştır,
Diyeceğim şu ki, Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler
Oysa o kadar kullanışlı ki şimdi,
Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse
Çocuklar, kadınlar, erkekler
Trenler tıklım tıklım
Trenler, cepheye giden trenler gibi
Onlar ki, hepsi
Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler,
Gördün mü bak
Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
Gelse de, Öyle sürekli değil
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk,
O kadar kısa,
İşte o kadar.
By HedablidaHer yere yetişilir,
Hiçbir şeye geç kalınmaz ama
beni bağışla
Boynu bükük duruyorsam eğer, İçimden öyle geldiği için değil
Ama hiç değil
İnsan yaşadığı yere benzer,
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa,
Toprağını iten çiçeğe,
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine
Göğüne benzer ki, gözyaşları mavidir
Denize benzer ki, dalgalıdır bakışları
Evlerine, sokaklarına, köşe başlarına öylesine benzer ki
Ve bir gün birinin adres sormasına benzer
Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına
birinin gazoz açmasına,
Hasretine, yalanına benzer
Gülemiyorsun ya,
gülmek, Bir halk gülüyorsa gülmektir
Bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden
Dirseğin iskemleye dayalı,
-- Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben --
Ve bir kaşın yukarı kalkık,
Sevmen acele,
Dostluğun çabuk,
Biz eskiden seninle İstasyonları dolaşırdık bir bir
Ve yağmurdan ıslandıkça,
ince İstanbul yağmurunun altında, Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen
Kadının ütülü patiskalardan bir teni,
Upuzun boynu,
Kirpikleri,
Ve sana uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki,
Sofranı kurardı,
Elini bir suya koyar gibi, kalbinden akana koyardı
Çocuklar doğururdu
Ve o çocukların dünyayı düzeltecek ellerini işlerdi bir dantel gibi
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar...
Bilmezlikten gelme,
Umudu dürt,
Umutsuzluğu yatıştır,
Diyeceğim şu ki, Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler
Oysa o kadar kullanışlı ki şimdi,
Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse
Çocuklar, kadınlar, erkekler
Trenler tıklım tıklım
Trenler, cepheye giden trenler gibi
Onlar ki, hepsi
Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler,
Gördün mü bak
Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
Gelse de, Öyle sürekli değil
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk,
O kadar kısa,
İşte o kadar.