
Sign up to save your podcasts
Or


Koşmak hiç bu kadar popüler olmamıştı. Peki hepimiz neden bir anda koşmaya başladık? Yeni neslin sosyalleşme biçiminden koşucu olmanın pazarlanmasına, bu kez hızımızı değil, neyin peşinde koştuğumuzu konuşuyoruz.
Bu bölümde spor belgesellerinin açtığı kapıdan içeri giriyor; kahramanlarımızı neden yakından görmek istediğimizi, mahremiyetin nasıl spor endüstrisinin bir parçasına dönüştüğünü ve bütün o verinin arasında neden dönüp dolaşıp insana baktığımızı konuşuyoruz.
Şehre bir voleybol maçı gelir ve hayat birkaç saniyeliğine güzelleşir.
Türkiye Milli Takımı Dünya Kupası'ndan elenirken skordan çok, röportajlara ve mağlubiyet diline bakıyoruz.
1 Mayıs’ta oyunu asıl sahibine, emeğe geri çağırıyoruz.
İşçi sınıfının oyunu olarak doğan futbolun endüstrileşmesini, beden terbiyesini, tribünlerin politik gücünü ve Metin Kurt’un izini konuşuyoruz.
Kim, ne kadar kadın? IOC’nin trans kadın sporcular hakkındaki tarihi kararını, politikanın soyunma odasında konuşuyoruz.
Savaş başladığında spor ne olur? Olimpiyat tarihine bakarak sporun gerçekten barışın alanı olup olmadığını sorguluyoruz.
2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları ilk haftadan hem spora hem de magazine doyurdu. Diskalifiye, olimpik ruh ve teknolojik doping hepsi bu bölümde.
Skoru tabelada bırakıp,arkasındaki hikayenin peşinden gidiyoruz..
Hazırsanız skorbordun fişini çekiyorum, çünkü mesele skor değil.
Bu bölümde sizi pizzanın ve modanın kalbinden alıp, Alpler’in o karlı zirvelerine; 2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları’nın hazırlık kampına ve tabelanın ardına götürüyorum. #kışolimpiyatları #milanocortina #ICE #protesto
From the publisher's feed