
Sign up to save your podcasts
Or


Küçük bir çocuk hayal edin. Hiçbir şey yapmamış. Sadece orada, evinde, kendi ailesinin içinde... Ama yine de suçlu. Yine de hedef. Yine de fırtınanın tam ortasında, yapayalnız...
Bu, milyonlarca insanın yaşadığı ama nadiren adını koyabildiği bir gerçek.
Bu bölümde, narsisistik aile sistemlerinin en acımasız ve en az konuşulan dinamiklerinden birine odaklanıyoruz: Günah Keçisi Rolü...
Antik çağlardan günümüze uzanan bu kavram, bugün hâlâ aile sofrasında, çocuk odalarında, kardeşler arasında yaşanmaya devam ediyor. Binlerce yıl önce bir hayvana yüklenen günahlar, bugün küçük, savunmasız, yalnızca sevilmek isteyen çocuklara yükleniyor.
Peki bu nasıl başlıyor? Neden bazı çocuklar seçiliyor, diğerleri değil? Bu rol, yetişkinlikte ilişkilerimizi, öz değerimizi, hatta bedenimizi nasıl etkiliyor? Ve en önemlisi — bu örüntüden çıkış gerçekten mümkün mü?
Bu bölümde şunları konuşuyoruz:
Narsisistik ebeveynin içindeki dipsiz boşluğun aile dinamiklerine nasıl yansıdığını ve neden mutlaka bir "kap" aradığını... Aile gemisinin dibindeki deliği tamir etmek yerine, o suyu taşıması için bir çocuğun nasıl seçildiğini... "Altın Çocuk" ve "Günah Keçisi" dinamiğinin aslında her iki çocuk için de nasıl bir hapishane kurduğunu... Aile mobinginin nasıl işlediğini — neden kardeşlerin, büyükanne ve büyükbabaların, hatta komşuların bile bu sisteme dahil olduğunu... Travma bağının neden bizi acıyı "sevgi" olarak kodlamaya ve yetişkinlikte toksik ilişkileri "normal" hissetmeye ittiğini... Ve en çok ihtiyacınız olan şeyi: Bu yükün size ait olmadığını anlama yolculuğunu...
Belki yıllarca "sen hep böylesin" dedinler. Belki sofra başında hedef alındınız. Belki kardeşiniz göklere çıkarılırken siz sürekli yere bakakaldınız. Belki hâlâ, 30'larınızda ya da 40'larınızda, o telefon çaldığında kalbiniz hızlanıyor.
Bu his, bu kalp çarpıntısı — bir zayıflık değil. Bu, yıllarca maruz kaldığınız bir sistemin izleri. Ve o izler, anlaşılmayı ve iyileşmeyi hak ediyor.
Bu bölümde paylaşılan bilgiler, genel psikoloji farkındalığı ve eğitim amacıyla hazırlanmıştır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi sürecinin yerini tutmaz. Eğer bu içeriklerin sizin yaşadıklarınızla güçlü biçimde örtüştüğünü hissediyorsanız veya geçmişe dair işlenmemiş duygularla karşılaştıysanız, lütfen bir psikolog ya da ruh sağlığı uzmanından destek almayı düşünün.
By Mustafa ÇayKüçük bir çocuk hayal edin. Hiçbir şey yapmamış. Sadece orada, evinde, kendi ailesinin içinde... Ama yine de suçlu. Yine de hedef. Yine de fırtınanın tam ortasında, yapayalnız...
Bu, milyonlarca insanın yaşadığı ama nadiren adını koyabildiği bir gerçek.
Bu bölümde, narsisistik aile sistemlerinin en acımasız ve en az konuşulan dinamiklerinden birine odaklanıyoruz: Günah Keçisi Rolü...
Antik çağlardan günümüze uzanan bu kavram, bugün hâlâ aile sofrasında, çocuk odalarında, kardeşler arasında yaşanmaya devam ediyor. Binlerce yıl önce bir hayvana yüklenen günahlar, bugün küçük, savunmasız, yalnızca sevilmek isteyen çocuklara yükleniyor.
Peki bu nasıl başlıyor? Neden bazı çocuklar seçiliyor, diğerleri değil? Bu rol, yetişkinlikte ilişkilerimizi, öz değerimizi, hatta bedenimizi nasıl etkiliyor? Ve en önemlisi — bu örüntüden çıkış gerçekten mümkün mü?
Bu bölümde şunları konuşuyoruz:
Narsisistik ebeveynin içindeki dipsiz boşluğun aile dinamiklerine nasıl yansıdığını ve neden mutlaka bir "kap" aradığını... Aile gemisinin dibindeki deliği tamir etmek yerine, o suyu taşıması için bir çocuğun nasıl seçildiğini... "Altın Çocuk" ve "Günah Keçisi" dinamiğinin aslında her iki çocuk için de nasıl bir hapishane kurduğunu... Aile mobinginin nasıl işlediğini — neden kardeşlerin, büyükanne ve büyükbabaların, hatta komşuların bile bu sisteme dahil olduğunu... Travma bağının neden bizi acıyı "sevgi" olarak kodlamaya ve yetişkinlikte toksik ilişkileri "normal" hissetmeye ittiğini... Ve en çok ihtiyacınız olan şeyi: Bu yükün size ait olmadığını anlama yolculuğunu...
Belki yıllarca "sen hep böylesin" dedinler. Belki sofra başında hedef alındınız. Belki kardeşiniz göklere çıkarılırken siz sürekli yere bakakaldınız. Belki hâlâ, 30'larınızda ya da 40'larınızda, o telefon çaldığında kalbiniz hızlanıyor.
Bu his, bu kalp çarpıntısı — bir zayıflık değil. Bu, yıllarca maruz kaldığınız bir sistemin izleri. Ve o izler, anlaşılmayı ve iyileşmeyi hak ediyor.
Bu bölümde paylaşılan bilgiler, genel psikoloji farkındalığı ve eğitim amacıyla hazırlanmıştır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi sürecinin yerini tutmaz. Eğer bu içeriklerin sizin yaşadıklarınızla güçlü biçimde örtüştüğünü hissediyorsanız veya geçmişe dair işlenmemiş duygularla karşılaştıysanız, lütfen bir psikolog ya da ruh sağlığı uzmanından destek almayı düşünün.